Gündem Haberleri

    TGC'den yeni TCK'da değişiklik önerisi

    Ankara
    22.03.2005 - 15:16 | Son Güncelleme:

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, “Biz suç işleme özgürlüğünü savunmuyoruz ve istemiyoruz. Biz sadece olaya ifade özgürlüğü ve gazetecinin haber verme hakkı açısından değerlendirme yapıyoruz” dedi.

    İSTANBUL BAROSU: TCK'NIN 31. MADDESİ DEĞİŞTİRİLMELİDİR
    İstanbul Barosu, TCK'nın 31'inci maddesinin değiştirilmesini istedi.
    Baro Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamda, Çocuk Koruma Kanunu'nun çocukların lehine önemli düzenlemeler içerdiği, ancak bunların anlam ifade etmesinin TCK'nın 31. maddesinde değişiklik yapılmasına bağlı olduğu belirtildi.
    Açıklamada, söz konusu maddenin, ceza sorumluluğu olmayanlara koruma tedbiri uygulanmasına ve kanunla ihtilaf halindeki çocuklar için suç ve benzeri risklerden koruyacak tedbirin öncelikle uygulanmasına imkan verecek şekilde değiştirilmesi gerektiği vurgulanarak, şöyle denildi:
    “TCK'nın 31. maddesi, kanunla ihtilaf halindeki çocuklar için ceza hukuku yaptırımlarını tek seçenek olarak sunmaktadır. Oysa ceza hukuku, tutukluluk ve hürriyeti bağlayıcı cezalar, çocuğun damgalanması,suç davranışının sistematikleşmesi riskini taşır. Üstelik bunlar suçu önlemeye elverişli değildir. En elverişli araç, çocuğu suça iten sebepleri ortadan kaldıracak tedbir hizmetleri ve kurumlarıdır. Çocukların suçtan korunmasını istiyorsak, onları ceza adaletinin olumsuz etkilerinden de korumamız gerekir. Bunun için TCK'nın 31. maddesi değiştirilmelidir.”
    Erinç, Cağaloğlu'ndaki TGC Lokali'nde düzenlenen basın toplantısında, 1 Nisan'da yürürlüğe girecek yeni Türk Ceza Kanunu'na (TCK) ilişkin değişiklik önerilerini dile getirdi.
      
    Polemikten yana olmadıklarını vurgulayan Erinç, sorunların çözülmesinin önemine işaret etti.
      
    TGC'nin TCK ile ilgili görüşleri ve önerilerini pek çok kez dile getirdiğini, 13 Eylül 2004'te başta TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Beşir Atalay, Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal olmak üzere ilgili makamlara da bir rapor halinde gönderdiğini hatırlatan Erinç, TCK'nın değişim sürecini anlattı.
      
    Erinç, TGC'nin TCK'ya ilişkin görüşlerini ifade etmesinin ardından Yargıtay kanadından da “TCK'nın hem ifade özgürlüğünü hem de haber verme özgürlüğünü kısıtladığı” yolunda görüşler açıklandığını ifade etti.
      
    TGC'nin 14 Mart ve 18 Mart 2005 tarihlerinde Adalet Bakanı  Çiçek'e TCK'ya ilişkin somut önerilerini gönderdiğini ve bunun üzerine Bakan Çiçek'in bir komisyon kurulduğu açıklamasını yaptığını anımsatan Erinç, bu yasanın sadece gazeteciler için tehlike içermediğini, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) müzakere sürecini de etkileyecek bir durum ortaya koyduğunu kaydetti.
          
    “İSTEKLERİMİZİN KABUL GÖRMÜŞ OLMASINDAN MUTLUYUZ”
        
    Orhan Erinç, yeni TCK'da değiştirilmesi ve kaldırılması gereken maddelerin Bakan Çiçek'e somut öneriler şeklinde gönderildiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
     
    “İsteklerimizin geç de olsa kabul görmüş olmasından mutluyuz. Biz suç işleme özgürlüğünü savunmuyoruz ve istemiyoruz. Biz sadece olaya ifade özgürlüğü ve gazetecinin haber verme hakkı açısından değerlendirme yapıyoruz. Mesela basının da katkısıyla işlenebilecek, TCK'da yer almış dolandırıcılık suçunu basını kullanarak işlemek halinde cezası artırılıyor. Ama biz bunun kaldırılmasını veya değiştirilmesini istemiyoruz. Zaten yüz kızartıcı suçun gazetecilikle, ifade özgürlüğüyle bağdaşması mümkün değil.
      
    Kendi adımıza değişiklik istemiyoruz. Basın Yasası ile Türkiye'de
    "TÜRKİYE HABERSİZ KALMASIN” YÜRÜYÜŞÜ"
    Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın (TGS), 1 Nisan'da yürürlüğe girecek yeni TCK'nın “basın özgürlüğü ve haber alma hakkını engelleyen maddelerinin değiştirilmesi” amacıyla ”Türkiye Habersiz Kalmasın” adı altında düzenlediği yürüyüş, yarın İstanbul'da gerçekleştirilecek. Oganize edilen yürüyüş, sendikanın Cağaloğlu'ndaki Genel Merkez binası önünde saat 11.00'de başlayacak.
    kabul edilmiş bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesindeki ifade özgürlüğünün AB normlarına göre değerlendirilmesini ve TCK'daki maddelerin buna göre değiştirilmesi talebini iletiyoruz.”
      
    Yeni yasada gazetecilerin “iftira” suçu işleme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldığını da belirten TGC Başkanı Erinç, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde de gazetecilerin kaçınması gereken konulardan birinin “iftirada bulunmak” olduğunu hatırlattı.
      
    Gazetecilerin kişilik haklarına saygılı olduğunu da vurgulayan Erinç, ancak “kişilik haklarının kamu yararı adına aşılabileceği” konusunda Yargıtay tarafından verilmiş kararlar da bulunduğunu, yeni yasayla ise “korumasız bir basın yaratılmak istendiğini” savundu.

    ÜÇÜNCÜ BİLGİLENDİRME KİTAPÇIĞI

    Erinç, “İyileştiriyoruz Derken... Gazetecileri Bekleyen Sorunlar” başlıklı bir kitapçık hazırladıklarını da belirterek, kitapçıkta, yeni TCK ve Basın Kanunu'ndaki cezalarla ilgili bölümler ile Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nin yer aldığını söyledi.
      
    Bu kitapçığın, TGC'nin tarihinde bastırdığı 3. bilgilendirme kitapçığı olduğunu da vurgulayan Erinç, ilk kitapçığın 1970 yılında sıkıyönetim döneminde, ikinci kitapçığın da 1983 yılında 12 Eylül hukuku döneminde basıldığını anlattı.
      
    Kitapçığın basın tarihinde bir belge olarak yer alacağını da ifade eden Orhan Erinç, şunları kaydetti:
      
    “Bugüne baktığımız zaman Türkiye, Avrupa Birliği (AB) üyesi olma yolunda çaba harcıyor. AB kazanımlarını, müktesebatını kendi hukuk sistemine geçirmek için çaba gösteriyor. Basın Yasası'nın 3. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki kuralları koymakla yetinmiyor, bu sınırlamaların demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak yapılması gerektiğini kabul etmiş oluyor. Ama karşımıza öyle bir TCK geliyor ki, bunun hem 1970 sıkıyönetim döneminde, hem 1980 sonrasındaki izinli demokrasi döneminde çıkarılmış olan yasalardan maalesef hiç farkı yok.”  
      
    “BİZ ZİNAYA KURBAN GİTMİŞ GÖRÜŞ SAHİBİYİZ”
      
    Yasanın komisyonlardaki görüşmeler sırasında gündemde olan “zina tartışmaları” nedeniyle TGC'nin görüşlerinin yeterince ele alınmadığını belirten Erinç, “Biz zinaya kurban gitmiş görüş sahibiyiz” dedi.
      
    Erinç, 1 Nisan'dan sonra, yazılanların suç olup olmadığını söylemenin zor olacağını, yürürlüğe girecek yasada açık tanımların bulunmadığını kaydederek, “Türkiye'nin yeniden hapiste gazetecisi olan ülke konumuna geleceğini söylüyoruz” dedi.
      
    Yasaya ilişkin “uygulanmadan değişmesin” görüşünün hem iktidar, hem de muhalefet milletvekillerinde olduğunu savunan Erinç, sözlerini şöyle sürdürdü:
       
    "DURUM VAHİM, AMA UMUDU KORUYORUZ"

    “Türkiye'de siyaset her zaman böyle işliyor. Türkiye'de hukuk ile siyaset zaman zaman karşı karşıya geliyor. Ama hukuk ile siyasetin karşı karşıya geldiği yerde hukuku tercih etmemiz gerekirken, siyaseti tercih eder bir yaklaşımı sergiliyoruz. Belki de Avrupa ile olan en önemli farklarımızdan biri bu yaklaşımımız. O nedenle diliyoruz ki, fazla zayiat vermeden bu dönemi aşalım. Durumumuz vahim, ama umudumuzu koruyoruz.”
      
    Bir gazetecinin “Türbanlı gazeteciler Kadir Has Üniversitesi'ndeki bir toplantıya alınmadı. Sizin de bunun doğru ve meşru olduğu anlamına gelecek açıklamalarınız oldu. Özgürlüğün önündeki engellerden dolayı yasada değişiklik istiyoruz. Bu noktada bir çelişki yok mu?” şeklindeki sözleri üzerine Erinç, bugünkü toplantının TCK ve Basın Yasası ile ilgili olduğunu vurgulayarak, toplantı konusunun dışına çıkılmaması ricasında bulundu.
      
    “AB'Yİ BAZI ALANLARDA KIRMAMA GİBİ BİR YANLIŞ YAKLAŞIMDA”
      
    Başka bir gazetecinin “Türk televizyonlarının ve gazetelerin yabancılara satılmasına ilişkin görüşleriniz neler?” sorusu üzerine TGC Başkanı Erinç, şunları söyledi:
      
    “Sayın Başbakan medyayı eleştirirken 'milli basın' diye bir kavram kullanıyor. Milli basın kavramından ne anladığını, ne murat ettiğini bilmiyoruz. Bir yandan milli basın derken, bir yandan da radyo ve televizyonların belirli bölümünü uluslararası sermayeye açmak çelişkili bir durum. Türkiye, AB'yi bazı alanlarda kırmama gibi bir yanlış yaklaşımda.”
      
    OTORİTER DEVLET

    Erinç, Türkiye'de “AB denince akan suların durduğu bir anlayışın var olduğunu” savunarak, “Uzan grubunun radyo ve televizyonlarını daha pahalıya veya dışarıdan gelecek paraya satmak için yola çıkılması, Türkiye'deki ulusal sermayenin de önüne bir engel getirmiş oluyor. Bu komisyondan geçmiş durumda, ama bu anlayışın farkına genel kurulda varılacağını düşünüyorum” dedi.  
      
    TGC Yönetim Kurulu Üyesi Oral Çalışlar da TCK'nın “otoriter devletten yana bir eğilim” nedeniyle bu şekilde çıktığını kaydetti.
      
    Toplantıya, TGC Başkan Vekili Vahap Munyar, TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto, TGC Başkan Yardımcısı Zafer Atay, Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanı Onur Belge, Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Başkanı Ali Er ve çok sayıda gazeteci katıldı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı