Gündem Haberleri

    Tezkere geçseydi de Türkiye PKK’ya müdahale edemeyecekti

    İpek ÖZBEY - 360 Derece
    10.10.2017 - 22:51 | Son Güncelleme:

    2003’te Türkiye ile ABD arasında tezkere müzakerelerini yürüten eski MHP milletvekili Deniz Bölükbaşı, önceki gün Hürriyet’teki söyleşisinde 1 Mart tezkeresinin geçmemesinin bölgede bugünkü gelişmelerde büyük etkisi olduğunu söylerken, anlattıkları büyük yankı uyandırdı. Bölükbaşı’nın Meclis’teki görüşmeleri anlatırken adını geçirdiği ve o dönem CHP saflarında tezkereye hayır diyen isimlerden eski milletvekili Şükrü Elekdağ da sorularımızı yanıtladı.

    Tezkere geçseydi de Türkiye PKK’ya müdahale edemeyecekti
    Sayın Bölükbaşı ile yaptığım röportajda, 1 Mart tezkeresini geçseydi PKK çok ağır bir darbe yiyecekti, Barzani de 25 Eylül’deki referandum noktasına gelemeyecekti” dedi, askeri ve siyasi belgelerin de bu görüşlerini desteklediğini belirtti. Katılır mısınız?

     

    Öncelikle Bölükbaşı, 1 Mart tezkeresinin Türk askeri birliklerine PKK’ya ağır bir darbe vuracağı iddiasını Mutabakat Muhtırası (MM) denilen ve Türkiye’nin ABD ile birlikte Irak savaşına katılması halinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verilecek görev ve yetkileri tanımlayan belgeye dayandırıyor. Türkiye ile ABD arasında imzalanan bu anlaşmanın açık adı şöyledir: “Türkiye Cumhuriyeti ile ABD Arasında Irak’a Karşı Geçici Olarak Konuşlandırılacak Kuvvetlerin Durumunu Saptamak ve Temel Politika, Prensipler ve Sürecin Oluşturulması Hakkında Anlaşma”.  Söz konusu MM’nı Amerikalılarla müzakere eden Türk heyetinin başkanı Büyükelçi Bölükbaşı yazdığı kitapta,  “ateş açılmasa bile Türk birlikleri resen PKK unsurlarına karşı imha harekâtına girecekti” diyor. Oysa, bu büyük bir yalan!  Zira, MM Türk askerine PKK unsurlarına karşı silah kullanmayı yasaklıyor. Yani MM kuzey Irak’a girecek olan Türk askeri birliklerine PKK teröristlerini imha etmek için operasyon yetkisi vermiyor. Türk askeri sadece kendini savunmak için silah kullanabilecek!

     

    Bu belge Sayın Bölükbaşı’nın kitabındaki belge değil mi? 

     

    Bölükbaşı kitabında MM’yi yayınlamadı. MM orijinal tam metin olarak Sayın Fikret Bila’nın “Ankara’da Irak Savaşları” kitabında yayımlandı. Anımsayacaksınız, gizli belgeleri yayınlamış olması nedeniyle Bila aleyhine ağır hapis talebiyle beraatla sonuçlanan bir dava açılmıştı. Şimdi, bu belgenin Türk askeri birliklerinin hangi hallerde silah kullanabileceğini belirleyen kilit nitelikteki 7. maddesine geliyorum. Bu maddenin, “Kuzey Irak’taki faaliyetler” başlığında, Bölükbaşı’nın iddiasının tam tersine,  Türk askerine, PKK’ya karşı operasyon yapmayı yasaklıyor.

     

    Ne diyor bu maddede?

     

    “Alıcı taraf özel harekât kuvvetleri, terörist saldırılara, (PKK/KADEK, kendini savunma hakkı ya da 4. paragrafta belirtilen durumlar dahil) cevap verme dışında, Irak kuvvetleri ve muhalif gruplarla herhangi bir çatışmaya girmeyecektir.”

     

     Burada “alıcı taraf” la kastedilen Türkiye’dir.  “Muhalif gruplar” la kastedilen,  ABD işgal ordusuna direnen Saddam taraftarları ve diğer silahlı güçlerdir. Sözü edilen “4. paragrafta belirtilen durumlar” ise,  muhalif grupların saldırılarını veya muhalif gruplar arasındaki çatışmaları kapsamaktadır.  Görüleceği üzere bu madde,  TSK’nin meşru savunma dışında, bölgedeki PKK/KADEK unsurlarına karşı silahlı operasyonda bulunmasını engelliyor.

     

    Peki Türkmenler konusunda ne diyeceksiniz?

     

    Bölükbaşı’nın “Siyasi bakımdan Türkmenlerin kurucu unsur olduklarının teminat altına alındığı” ifadesi doğru değildir. Türkmenlerin hakları Siyasi Belge çerçevesinde müzakere edilmiş, ancak, ABD Türkmenlere kurucu unsur statüsü verilmesini kabul etmediğinden Siyasi Belge imzalanamamıştır.

     

    Bölükbaşı size askeri planları, belgeleri gösterdiklerini söylüyor.

     

    Bu da doğru değil! Ne kadar ABD askerinin geleceğini, nerelere konuşlanacakları gibi genel bilgiler verdiler. Gizli tutulan MM’dan ve bununla askerimize getirilen silah kullanma kısıtlamasından, Türkmenlerin haklarının verilmemesinden söz etmediler.

     

    Referandumun yapılabilmesinde bu tezkerenin geçmemesinin bir payı olduğunu düşünüyor musunuz?

     

    Düşününüz bir kere, ABD ordusunun topraklarımız üzerinde açılacak cepheden Irak’a saldırmasına ve havaalanlarımıza konuşlanacak 255 uçağın Irak’ı gece gündüz bombardıman etmesine müsaade ederek muazzam riskler ve sorumluluklar altına giren Türk hükümeti ve müzakerecileri, bu ağır yükümlülükleri karşılığında,  PKK’ya karşı operasyon yapma hakkını yasaklayan Mutabakat Muhtırası’nı kabul etmiş, Türkmenlere kurucu unsur statüsünü dahi sağlayamamıştır. Bu affedilmez bir hatadır! Bu gerçekler ışığında, “1 Mart tezkeresi geçseydi, Barzani 25 Eylül referandumunu yapamazdı” kadar saçma bir iddia olamaz. Bu görüşlerimi çürütmek isteyenlerin, mugalatadan kaçınarak atabilecekleri onurlu bir adım vardır. Bu da, kilit belge niteliğindeki Mutabakat Muhtırası’nın 7. maddesinin 3. paragrafının açıklamış olduğum şekilde olmadığının kanıtlanmasıdır. Tabii bir de Türkmenlere kurucu unsur hakkını veren tekemmül etmiş resmi belgeyi açıklamaları gerekiyor.

     

     

     

     

     

     

     

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı