Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Teziç'e suç duyurusu

    ANKA
    01.02.2006 - 18:15 | Son Güncelleme: 01.02.2006 - 18:20

    TBMM Araştırma Komisyonu'nun, YÖK Başkanı Teziç ve OMÜ Rektörü hakkında suç duyurusunda bulunacağı bildirildi.

    Çalışmalarını tamamlayan Ondokuz Mayıs Mayıs Üniversitesi TBMM Araştırma Komisyonu raporunu tamamlarken, önümüzdeki hafta YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç ve OMÜ Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay hakkında suç duyurusunda bulunulacak.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde kadrolaşma ve yolsuzluk iddialarını araştırmak üzere kurulan TBMM Araştırma Komisyonu çalışmalarını tamamladı. Edinilen bilgiye göre, komisyon CHP’li üyelerin muhalefetine karşın üniversitedeki iddialarla ilgili olarak önümüzdeki hafta YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç ve OMÜ Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay hakkında suç duyurusunda bulunacak. Komisyonun önümüzdeki günlerde TBMM Başkanlığı’na sunacağı raporunun sonuç ve değerlendirme bölümünde yer alan bazı görüşler ise şöyle:

    SİYASİ PARTİ BENZETMESİ

    "-Ondokuzmayıs Üniversitesinde kamu adına yürütülen idari tasarrufların, kurum içinde meydana gelmiş, sınırları belirginleşmiş bir ayırım üzerine konumlandırıldığı, üniversite rektörünün göreve başladığı dönemde oluşan gergin ve parçalanmış atmosferin bu gün yaşanan ayırımın temelini oluşturduğu, 2000 yılındaki rektör seçimi öncesinde ve sonrasındaki süreç içinde yaşanan olayların ayırımı derinleştirdiği ve üniversite personelini gruplara ayırdığı anlaşılmaktadır. Rektör seçimi öncesinde başladığı anlaşılan organize hareketin, rektör seçimleri sürecinde etkin bir şekilde faaliyetini devam ettirdiği, rektör seçimi sonrasında da yönetime tam olarak hakim olma çabası içinde idari görevlerin rektör seçimi sürecinde aktif rol üstlenenlere dağıtıldığı görülmektedir.
        -Sürecin başlangıcında meydana gelen ayırım nedeniyle belki biraz da üniversite rektörünün kendini azınlıkta hissetmesinin de etkisi ile, sayısal çoğunluğu sağlama, kendisine karşı var olduğunu düşündüğü direnci kırma, rektör olarak insiyatifini yerleştirme ve kökleştirme amacı ile Yükseköğretim mevzuatının esasen özerkliği sağlama amacıyla düzenlenmiş olan fakat keyfiliğin her türüne hukuki zemin oluşturan mekanizmaları sonuna kadar kullanılmıştır. Başlangıçta üniversite yönetimine karşı oluştuğu varsayılan tepkisel bir yaklaşımı bastırmayı amaçlayan keyfi ve hukuka aykırı uygulamalar, direncin devam etmesi üzerine alışkanlık haline gelmiştir.
        -Bir bütün olarak ele alındığında üniversite yönetimine hakim olan kadro açısından yasal sınırlar, idari tasarrufların oluşmasında tamamen etkisiz kalmıştır.
        -Bafra Meslek Yüksekokulu eski Müdürü Prof.Dr.Kudret Kevseroğlu’nun üniversitenin tahsis ettiği servise binmesinin bile yasaklanması, bazı yüksekokul müdürlerinin resmi kayıtlara geçen tehdit iddiaları, bazı yüksekokul müdürlerine yönelik soruşturmalar dikkate alındığında bir bütün olarak geçmiş dönemde görev yapan yönetim kadrosunun tasfiye edilmesinin amaçlandığı, bu amaç için zaman içinde açıkça çelişkili hale gelen uygulamalar yapıldığı görülmektedir. Yüksekokul ve Enstitü Müdürleri ile ilgili uygulamanın, arzulanan istifalar gerçekleştikten ve yerlerine yeni müdürler atandıktan hemen sonra değiştirilmesi, kamu hizmetinin gereklerine göre hareket edilmediğini ve keyfi davranıldığını ortaya koymaktadır. Diğer yandan istifaya zorlandığı halde istifa etmeyen müdürler hakkında açılan soruşturmalar da dikkat çekmektedir.
        -Üniversite içinde bir iktidar meydana getirilmesi hususunda üniversite içi ve dışından kimseler arasındaki dayanışmanın, kamu kaynaklarının paylaşılmasıaşamasına taşınması ve üniversite kaynakları kullanılarak çeşitli destek noktaları oluşturması, bu destek noktalarının üniversitenin yani kamunun kaynakları ile beslemesi, hukuk devleti açısından tehlikeli bir sürecin varlığına işaret etmektedir.
        -Bir bütün olarak ele alındığında yönetim tercihlerinin oluşmasında üniversite dışındaki bazı faktörlerin de etkin olduğu göze çarpmaktadır. Üniversite içinde iktidar yaratılması ve bu iktidarın korunarak üniversite kaynaklarını paylaşılması konusunda dikkatle araştırılması gereken, siyasetçi kadroları, medya mensupları, sivil toplum kuruluşları, bürokratik kadroları, bazı yargı mensuplarını içine alan ilişkiler ağında yönetilen bir üniversite tablosunun nasıl meydana geldiğidir.
        -Üniversite rektörünün açık beyanı ile tesbit edildiği üzere, rektör kanaat önderi adını verdiği ve kendisine toplumsal destek oluşturacak bazı kimselere üniversite kaynaklarını açmakta, bu kimseler de rektör lehine toplumsal destek oluşturmaktadır.Bu kaynak paylaşımında belirli bir siyasi görüşün tek eksen olarak kabul edildiğini söylemek mümkün olmayıp, siyasi görüş farkı gözetmeksizin her alandan çeşitli kimselerle desteklendiği görülmektedir.

     -Üniversitenin yönetiminde verimlilik ve kalite yerine, kaynak paylaşımı esasına göre tam bir düzensizlik hakimdir.

     -Yönetici kadrolarına ek ders ücreti bakımından avantaj kazandırmaya yönelik tercihlerle atama yapılmış, atanan kimseler atandıkları birimlerle çok az ilgili olmuşlar, bu birimlerde tam bir düzensizlik hakim olmuştur.

     -Üniversitenin kaynak dağıtımına ilişkin konularda gösterdiği tutum ve kaynak paylaşımındaki ilişkiler ağının özellikle incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Bir kamu kurumunun, siyasetçi, gazeteci, yargı mensubu, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin kaynak paylaşımında bir arada ve paylaşılan kaynağın korunmasına dönük bir iş birliği zinciri içinde bir arada bulunmasının dikkatlice değerlendirilmesi gerekir. Bu yapılanmanın yakından izlenmesi ve üniversite dışındaki bağlantılarının da çözümlenmesi gerekir.

     -Kamu kaynaklarının kullanılmasında yaşanan keyfiliklerin denetlenmesine yönelik her girişime bir ideolojik set çekilmesi, yükseköğretim kurulunun denetim işlevinin siyasal tutum haline dönüşmesi bu uygulamalara zemin oluşturmaktadır.

        -Yükseköğretim sistemi içinde hiyerarşik denetim işlevinin tamamen kaybetmiş, denetime maruz kalan kimsenin durumuna göre ya baskı, yada aklama aracına dönüştürülmüştür. Disiplin soruşturmalarında bazen bir kimsenin attığı her adım suç haline getirilirken, akademik kurulda kullandığı oy nedeniyle bile öğretim üyeleri cezalandırılırken, diğer yandan cinsel taciz iddiası nedeniyle sanık kimse hakkında "bilgisayarın faresini yanlış kullanmak" iddiası ile soruşturma açılmaktadır.

        -Öğrenci Sosyal Hizmetler Bütçesinden öğrencilere yapılan desteklerde de adaletli davranılmadığı görülmektedir. Özellikle öğrenci kulüplerinin harcamalarına bakıldığında durum açık olarak görülmektedir.

        -Ondokuzmayıs Üniversitesinde tesbit edilen hukuka aykırı uygulamaların bir kısmı Türk Yükseköğretiminin alışkanlığı haline gelmiş uygulamalardır. Önemli bir kısmı ise Ondokuzmayıs Üniversitesine özgü uygulamalardır.

        -Mali kaynak ihtiyacından söz edilirken, mali kaynakların otel, irtibat bürosu, konukevi gibi yerlerde kullanılması, çok küçük bütçeli araştırma projelerine destek verilmezken, çok yüksek bedelli eğlenceler düzenlenmesi çelişkidir."

        Raporda, hukuka aykırı uygulamalar nedeniyle sorumlu olanlar hakkında gerekli işlemlerin yapılması, varsa kamu zararının tazmini, tespit edilen uygulamaların varsa benzerlerinin de tespit edilerek  gerekenlerin yapılması için raporun birer örneğinin Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Maliye Bakanlığı, Sayıştay Başkanlığı, Yetkili ve Görevli Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına, Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı ve YÖK Başkanlığına gönderilmesinin uygun olacağına işaret edildi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı