"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Teşvik primi daha çok su kaldırır

<B>PAZAR</B> gecesinin olayı teşvik primi tartışmasıydı. <B>Ersun Yanal</B>, gecenin başında CNN Türk’te Santra’da eski futbolcusu <B>Cafer</B>’in basın aracılığıyla yaptığı suçlamalara ‘<B>Asla böyle bir şey olmadı, Bu iftiraları atanlar, yalanlarının altında kalacaklar.

Cafer bunu husumeti olduğu için yapıyor. Bir televizyon programına katılmadığım için yapılıyor bunlar’ diye cevap veriyordu.

Ama hadisenin büyüklüğünü görmek için Telegol’ü beklemek gerekti. Serhat Ulueren ve arkadaşları, Cafer’in suçlamalarını doğrular şekilde iki ayrı futbolcunun, Ankaragücü’nün garsonunun ve o dönemki yöneticisi Levent Doğan’ın görüşlerini de yayınladı.

İddialar korkunç! 2000-2001 sezonunda Ankaragücü’nün Galatasaray’ı Ali Sami Yen’de 2-1 yendiği ve şampiyonluğu Fenerbahçe’ye kaptırdığı maçtan sonra çantayla 500 bin dolar gelmişti ve iddiaya göre bu parayı bizzat Ersun Yanal dağıtmıştı futbolcularına.

Bunlar tabii ki iddia. Ancak bir iddiayı bu kadar çok insan tekrarlıyorsa, en azından incelenmesi gerekir. Telegol’de Levent Bıçakcı’yla da konuşulmuştu. Federasyon Başkanı ‘Cafer bu iddiaları kanıtlasın, alnından öperim. Siz de haberciyseniz, bu haberi yayınlamalısınız’ diyerek kapıyı açacağının sinyalini vermişti.

Futbolda şiddet, şike ve teşvik primiyle ilgili kurulan TBMM Araştırma Komisyonu Başkanı Haluk İpek de yayına katıldı ve ‘Bantları yollayın, hemen araştırmaya dahil edelim’ diyerek konunun üzerine gidileceği sinyalini verdi.

Teşvik primiyle ilgili bu tartışma çok su kaldırır daha. Telegol, üzerine düşen görevi yerine getirdi bence. Serhat Ulueren, daha sonra 2006 öncesinde Milli Takım’a zarar vermekle suçlanıp suçlanmayacağını da sormuş Levent Bıçakcı’ya. Bıçakcı da ‘Bildiğiniz gibi devam edin’ mesajını vermiş.

İddialar korkunç, iddialar üzerine konuşulması gereken türden...

Bakalım ne olacak. İhsan Kalkavan programın sonunda ‘Ya bu program sayesinde bu iş temizlenir, ya da bu programı temizlerler’ dedi. Doğru bir tespitti bence de. Umarım ilk ihtimal gerçek olur...

Ribery, Yaralı Yüz afişine alınır mı?

G.SARAY
-Sakarya maçında kapalı tribünde açılan pankartlar ertesi günün gazetelerinde kendine yer buldu. Kapalı tribünde, başrolünde Al Pacino’nun oynadığı (Benim de çok sevdiğim) ‘Scarface’ yani, ‘Yaralı Yüz’ filminin afişinin bir benzeri hazırlanmıştı Ribery için. Bazıları bu pankarta Ribery’nin alınabileceğini veya üzülebileceğini düşündü tribünde. Ben aynı fikirde değilim. Bence Ribery, bu pankartın destek amaçlı olduğunu anlayıp, ‘serinkanlı’ bir hareket olarak görecektir.

Ne alaka dedirten benzetmeler

CANLI
maç anlatmak zor bir şey. Evde, maç sırasında sesi kısıp anlatmayı denemenizi öneririm. Biz bir ara yakın arkadaşlarımla dener ve çok eğlenirdik. Bu yüzden hataları çok çabuk unutabiliyorum. F.Bahçe-Kayseri maçının 38’inci dakikasında ‘Ne alaka ya?’ dedirten bir benzetme dikkatimi çekti. Bu dakikada Kayserisporlu futbolcu sarı kartla cezalandırıldı. Maçı anlatan arkadaş da ‘Evet Kayseri’nin plaka kodu 38, ilk sarı kart da 38’de geliyor...’ yorumunu yaptı. Eeee, ne alakası var?..

Canaydın’ın haklı isyanı

ÖZHAN Canaydın Kanal D’de ‘3. Devre’de canlı yayın konuğuydu Pazar gecesi. İlker Yasin, Osman Tamburacı, Ahmet Çakar ve Engin Verel’in sorularını cevapladı. Her soruya net bir şekilde cevap vermeye çalışan Canaydın, Galatasaray’ın adının sürekli krizle anılmasından duyduğu rahatsızlığı şöyle dile getirdi: ‘Ne zaman iyi gitsek, ya ödenmeyen para hikayesi, ya yönetim krizi, ya da başka bir kriz getiriliyor gündeme... Ne çatlak var yönetimde, ne patlak!..’ Her şey yolunda değil Galatasaray’da bunu herkes biliyor ama Canaydın’ın ‘ne zaman işler yolunda gitmeye başlasa...’ şeklindeki tespitine de dikkat etmek gerek...
X