"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Teşekkür eden de var, küfreden de

Uzun zamandır sosyal medyayı yakından takip ediyorum. Bu büyük havuzda insanlar neleri öne çıkarıyor, neleri paylaşıyor, neleri önemsiyor diye bakıyorum. Doğruyu söylemeliyim; olayları takip etmek, anlamak açısından çok büyük faydasını görüyorum. Çünkü bazen yaşananları yanlış anlayabiliyorum, eksik görmüş olabiliyorum. Ve çoğu zaman da dünyayı farklı bir pencereden okuma ihtiyacı hissediyorum.
Yine açık söyleyeyim; son gezi olaylarına kadar çok az siyasetçiyi takip ediyordum.
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli dışında sadece birkaç İzmir milletvekilini takip ediyordum.
Galiba şimdi liste biraz uzamış oldu.
Hep söylüyorum; siyasetten uzak kalmaya, uzak durmaya çalışıyorum.
Çünkü siyaset bana kuru geliyor, renksiz geliyor.
Ama sosyal medyadaki afacanlıkları, insanların kendisiyle dalga geçen, biraz da maskesiz hallerini seviyorum.
Resmi bir dil dışında çoğu zaman insanların samimi düşüncelerini görebiliyorum bu havuzda...
Ama şunu da görüyorum.
Bazen samimi duygularla atılmış bir mesaj, birkaç kelime yanlış anlaşılabiliyor.
Sosyal medyada tek eleştirdiğim; linç kültürü...
O büyük yığınların bazen okumadan, anlamadan insanların üzerine çullanması...
İşte bu hoşuma gitmiyor.
Her gün yazı yazan biri olunca; sosyal medyadan uzak kalamıyorsunuz.
Siz yazınızı paylaşmasanız, başkaları paylaşıyor.
Ve...
Her şey o an başlıyor.
“Sen yazar mısın, sen söyler misin...” diye...
Neye seviniyorum biliyor musunuz?
Bazen AK Partililer “Katılıyorum...” diyor; bazen CHP’liler...
Bazen CHP’liler acımasızca eleştiriyor, bazen MHP’liler, bazen AK Partililer...
Bazen bütün partiler teşekkür ediyor, bazen bütün partililer küfrediyor.
Önemli olan da bu...
Gazeteler ayna görevini yapmalı, gazeteciler de objektif kalmalı...
Siyasetle ilgili, ama bir siyasi görüşün savunucusu olmamalı...

Bu sözlerim bu sefer siyasetçilere değil

Arkadaş olaylara, gelişmelere...
AK Parti gözlüğünden...
CHP gözlüğünden...
MHP gözlüğünden...
BDP gözlüğünden...
Bakmak zorunda mısın?
AK Parti’nin “Ak...” dediğine; CHP’nin “Kara...” demesi zorunlu mu?
MHP’nin “Eksik...” dediğine; AK Parti’nin “Değil...” demesi şart mı?
CHP’nin “Bir önerim var...” dediğine; AK Parti’nin “Olmaz...” demesi gerekli mi?
Hadi diyelim siyaseten öyle, siyaseten söyleyemiyorlar, siyaseten geri adım atamıyorlar, siyaseten el sıkışamıyorlar.
Bir yere kadar anlayabiliyorum.
Ama sana ne arkadaş...
Gezi Parkı’ndan filan da bahsetmiyorum.
Günlük hayattan, hayatın günlük akışından söz ediyorum.
Bir partinin gözünden baktığın sürece olayları tam ve sağlıklı değerlendiremeyeceksin.
Bu sözlerim bu sefer siyasetçilere değil.
Sokaktaki vatandaşa...


MERAK EDİYORUM

Siyasetin günlük hayatın bu kadar içinde olduğu, kahvaltıdan akşam yemeğine kadar siyasetten başka bir şey konuşulmadığı başka ülke var mıdır?

BARIŞ ZİNCİRİ

Kim ne derse desin, kim nasıl okursa okusun, kim nasıl eleştirirse eleştirsin...
Gezi Parkı eylemleri Türk insanının, Türk gençliğinin, yeni Y kuşağının çok, ama çok yaratıcı olduğunu bizlere gösterdi.
Daha önce farkına vardığım, ama büyük bir keyifle keşfettiğim bu gençliğe bir teşekkür borcum var.
Bir kere...
Çok yaratıcı buluyorum, çok zeki buluyorum, çok özgüvenli buluyorum.
Ve...
Çok evrensel buluyorum.
Değerlerine sahip çıkan, ilkeli bir gençlik bu... (Elbette samimi, içten, sadece fikrini savunan gençlerden bahsediyorum. Eylem yapan, şiddete başvuran, moralimizi bozan olaylara neden olanları değil.)
“Barış Zinciri”ni de işte böyle okuyorum.
Barışı hepimiz için istemeliyiz.
Uzlaşmayı hepimiz için istemeliyiz.
Daha güzel bir dünyayı, Türkiye’yi hepimiz için istemeliyiz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI