Gündem Haberleri

    Tersi Yüzü

    Hürriyet Haber
    13.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Özdemir İNCE

    Türkiye tek bacaklı gazi mi?

    Otuz yıl öncesinin Ankarası...

    Bir yemek masasında, beni pek tanımayan Adalet Partili bir milletvekili merakla bana soruyor:

    - Siz iyi bir insana benziyorsunuz... Memleket meselelerine bizim kadar hassassınız... Yurt menfaalerine bigane değilsiniz... Vatanseversiniz... Peki neden soldasınız, TİP'e meyyalsiniz?

    Milletvekilinin TİP dediği parti, Adalet Partisi'nin hedef tahtası olan Türkiye İşçi Partisi.

    Milletvekiline verdiğim yanıtı sık sık tekrarlamışımdır:

    - Sözünü ettiğiniz özellikler her iyi vatandaşta bulunması gereken erdemler... Neden soldayım? Sağ, düşünceyi açıklama özgürlüğüne karşı olmasaydı, tam ve eksiksiz demokrasiyi isteseydi, fırsat eşitliğinden yana olsaydı, gelir dağılımdaki adaletsizliği ortadan kaldırmaya çalışsaydı, toprak reformu yapmayı düşünseydi, dini siyasete alet etmeseydi, bunca İmam Hatip Okulu açmasaydı ve açmayı sürdürmeseydi, sömürüye fırsat vermeseydi, işçiye ve memura grev hakkı tanısaydı... benim solda olmama gerek kalmazdı. Hep birlikte mutlu olurduk.

    KÜRESELLEŞME ALDI BAŞINI GİTTİ

    Dönemin merkez sağ hükümetleri döneminde TİP kapatıldı, iki askeri müdahale yaşadık, sol örgüt olarak, düşünce olarak kırıldı, milliyetçilik ve köktendincilik yükselişe geçti.

    Ardından Berlin Duvarı yıkıldı (zihinsel duvarın yıkılmasını, ama taş duvarın, anımsamak için, yerinde kalmasını isterdim), komünizm çöktü, bu çöküşe neden olan bürokrasi sınıfı elitleri, öngörüldüğü gibi, müthiş bir mutasyon geçirip yerlerinde kalmayı başardılar. Çünkü uluslararası ilişkileri öğrenmişlerdi.

    Dünya değişiyordu. Görünmez bir sihirbaz David Copperfield dünyanın gözünü bağlamıştı.

    Bunlar olurken, Fransız Le Nouvel Observateur dergisi bir tartışma düzenledi ve bunu 1-7 Şubat 1990 sayısında yayınladı. Toplantıda, Aleksander Smolar yeni dönemin ‘‘meşru olmayan’’ı meşrulaştırdığını, Leszek Kolakowski de ‘‘Lenin'in mirascısının Tanrı olacağı’’nı öngörüyordu. Bence en ilginç düşünceyi Cornelius Castoriadis ileri sürüyordu: ‘‘Kötü ideologların, kötü gazetecilerin ileri sürdüğü gibi, kapitalizm ile demokrasi eşanlamlı değildir.’’

    Le Nouvel Observateur'ün tartışmasına katılanların yorumladıkları fal büyük oranda doğru çıktı: Milliyetçilikler patladı, Rus'un iblisleri uykudan uyandı, dünya tekboyutlulaştı, uluslararası sermaye yönetim dizginlerini ele aldı, küreselleşme aldı başını gitti ve yeni Liberalizm siyaset Everest'ine bayrağını dikti.

    AVRUPA SOLU’NUN EVRİMİ

    Bu sırada şu görüşler ortaya çıktı: Kapitalizm serbest piyasa ekonomisi ile tek başına hüküm sürse de gelir dağılımının toplumsallaşması gerekmektedir; ‘‘toplum’’ ve ‘‘birey’’ bir canlı organizma olarak yaşadıkları sürece bir sol ideolojiye ve politikaya gereksinim vardır. İncil'in de dediği gibi, ‘‘Sadece ekmekle yaşanmaz,’’ insanın umuda da ihtiyacı vardır.

    Bunu farkeden Avrupa solu evrim geçirdi (kimileri buna sağa yaklaşma teşhisi koydular), kitlelerin güvenini yeniden kazanıp Avrupa ülkelerinin çoğuna iktidar oldu. Olmadığı yerlerde yükselişe geçti.

    TARİHİN TRENİ KAÇAR

    12 Eylül'den bu yana, hiçbir parti ne yaptığını bilmediği gibi, Türkiye solu da ne yaptığını bilemiyor. Bu nedenle son seçimlerde seçmen kafasıyla değil duygularıyla oy verdi. Belki, nesnel gerçekler de bunu gerektiriyordu.

    Ama şimdi, Avrupa Birliği üyeliğine aday Türkiye'de Sol'un hem düşünce hem parti (partiler) olarak yerinden doğrulması, kendini yeniden programlaması gerekiyor. Bu başarılamazsa, Türkiye üzerine tam oturacak bir sol politika üretemezse, tarihin trenini yine kaçıracak, kaçırmasa bile katarın son vagonu olacak. Böyle düşünenlerin sayısı az değil.

    Daha iyimser düşünenler var mı?

    Olsa iyi olur. Çünkü çeyrek yüzyıl önce Adalet Partisi milletvekiline sorduğum sorular hala aramızda dolaşmakta...

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı