Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Terörün bittiğini Kürt sorununun çözüldüğünü ben görebilir miyim

Kendimi hep iyimser bir insan olarak gördüm. Yakın çevrem, bazen benim iyimserliğime sinir olur, bu yüzden kavgalar/tartışmalar çıktığına tanığım.

Ama bir konuda iyimserliğimi tamamen yitirmiş bulunuyorum; o da Kürt sorununun çözüleceği ve PKK terörünün sona ereceği konusu.
Sebeplerini anlatmaya çalışayım:
1. Türkiye’de Kürtler dışında kalanların ezici bir bölümü, hatta tamamına yakını ortada bir ‘Kürt sorunu’ olduğunu düşünmüyor. Böyle düşünmedikleri için de, onlara göre sadece ‘Bölücü hain terör sorunu’ var.
2. Bu ezici çoğunluk, sorulduğunda PKK’nın dış güçlerin elinde maşa olan bir avuç hainden ibaret olduğunu söylüyor.
3. Onları PKK’nın kitleselleşmesi, mesela BDP’nin 2.5 milyon oy alması gibi şeylerle sıkıştırırsanız, önce ‘Ama PKK o oyları tehditlerle alıyor’ diyorlar, biraz daha sıkıştırınca konuyu bütün Kürtlerin ihanet içinde olabileceği varsayımına kadar götürebiliyorlar.
4. Ortada bir sorun olmadığına göre çözülmesi gereken bir durum olduğunu da düşünmüyorlar.
5. Demokratikleşme, yönetimin yerelleşmesi, yerel yönetimlerin güçlenmesi, özgürlüklerin artması gibi konulara genel bir destekleri, hatta bu konularda talepleri var ama bütün bunların aynı zamanda Kürtlerin ülkeyi bölme emellerine yardımcı olacağını da düşünüyorlar. O yüzden kendi özgürlüklerinden, kendi demokratik taleplerinden vazgeçebiliyorlar.
6. Ortada ‘tepelenmesi gereken teröristler’ sorunundan başka bir sorun olmadığı için PKK ile müzakereye şartlı destek veriyorlar: ‘Müzakerenin hedefi ve amacı sadece örgütün silah bırakması olabilir; o zaman PKK’lıların affını bile düşünebiliriz, bunun ötesinde bir konu masada konuşulamaz.’
7. Bu durumda da, PKK’nın Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yenilgiye uğratması gibi bir ihtimal olmadığına göre, terörle mücadelenin ‘son terörist ölene kadar’ sürdürülmesinden yanalar.
8. Halktaki bu eğilim neredeyse elle tutulur bir gerçek olduğu için siyasetçilerin de çok farklı davranmasını beklemek gerçekçi olmaz.
Belki bu maddelerin sayısını biraz daha arttırabilirim ama sanırım derdimi anlattım.
İşte bütün bu nedenlerin, daha doğrusu en temel bir nedenin varlığından ötürü, terörün de terörle mücadelenin de sonsuza kadar devam etmesinin önünde maalesef bir engel yok.
İngiltere, bizdeki PKK sorununa göre çok daha ufak bir mesele olan IRA sorunuyla yüzyıl birlikte yaşadı. Bizim torunlarımız da bu sorunla birlikte yaşayacak gibi gözüküyor şu anda.
Benim kendi ömrümde bu sorunun sona erdiğini göreceğimden hiç ümidim yok açıkçası.

2023 hedefleri mi hayalleri mi

TÜRKİYE, ülkede yaşayanların kahir çoğunluğunca paylaşılacak hedeflere ihtiyaç duyan bir ülke.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir süre önce ortaya attığı, ‘2023’te dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olma’ tam da böyle bir hedef.
Esasen bu, ulaşılabilir, başarılabilir bir hedef de aynı zamanda.
Ama hedefe ulaşmamızın önünde önemli engeller de yok değil. Zaman zaman bu köşede bu çeşit engellerden söz ediyorum. Bana göre en büyük engel, bilime ve bilimsel yaratıcılığa yeterince önem vermiyor olmamız.
Ama bugün bundan söz etmeyeceğim. Bugün, hadi herkes öyle diyor diye ben de öyle adlandırayım, terör sorunundan söz edeceğim.
Acaba topraklarının hatırı sayılır bir bölümü ‘terör bölgesi’ diye anılan bir ülke ekonomisini nasıl ve ne kadar büyütebilir? Böyle bir ülke ‘Dünyanın en büyük on ekonomisinden biri’ haline gelebilir mi? Hiç sanmıyorum.
Kaldı ki terör bizim için sadece coğrafi bir sorun değil. O geniş coğrafyadaki sorun ülkenin hemen hemen her konusunu etkiliyor. Etkilenen konulardan biri de, bizim yargı sistemimiz, hukukun üstünlüğü ilkesine olan bakışımız.
Hukukun herkese eşit işlemediği bir ülkede ekonomik kalkınma ancak bir yere kadar olabilir. Bu sık sık gözardı edilen unsur da bizim 2023’te dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olmamızın önündeki engellerden biri.
Topraklarımızın hatırı sayılır bir bölümünün ‘terör bölgesi’ olması, teröre karşı yoğun ve pahalı bir savaşı sürdürmeye bizi mecbur bırakıyor. O savaşa ayrılan payın yarısını bugün eğitime harcadığımız paraya ekleyebilsek, 2023’e giden yolda çok daha iyi eğitimli bir iş gücüne sahip olabilir, böylece daha yüksek katma değer yaratabiliriz.
Geleceğe dönük hedeflerimiz ve hayallerimiz elbette olsun, onları gerçekleştirmek için de canla başla çalışalım ama engelleri de ortadan kaldıralım.

X