Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Terörle savaşta iç ve dış cepheler

PKK’nın siyasi bağlantıları, parasal kaynakları, kendine özgü diasporası gibi olgular yanında, merkezinde Irak’ın bulunduğu Ortadoğu ve dünya dengeleri, Amerika’nın ikilemleri, İran, Şiilik, Sünni direnişçilerle El Kaide’nin bağlantıları ve Amerikan- Kürt İttifakı da dışarıdaki cepheler açısından değerlendirilmesi gereken öğelerdir. Bir de “İçerideki cepheler” var ki, bunlar da dışarıdakiler kadar fazla ve karmaşık yapıdalar. Örneğin Kürt kökenli seçmenlerin bir bölümünü temsil eden DTP’nin giderek PKK ile özdeş konuma düşmesi, içerideki en önemli sorunlardan biri.

Terörle savaşın yegane cephesi Kuzey Irak değil ki…

 

Teröre karşı verilen mücadeledeki cephelerin sayısı tabii ki birden fazla.

Dışarıdaki cepheler, adeta dünya kadar geniş.

PKK’nın siyasi bağlantıları, parasal kaynakları, kendine özgü diasporası gibi olgular yanında, merkezinde Irak’ın bulunduğu Ortadoğu ve dünya dengeleri, Amerika’nın ikilemleri, İran, Şiilik, Sünni direnişçilerle El Kaide’nin bağlantıları ve Amerikan- Kürt İttifakı da dışarıdaki cepheler açısından değerlendirilmesi gereken öğelerdir.

Yani Irak sınırı boyunca üslenen PKK’lılara yönelik sınır dışı askeri operasyonlar, “Dış cephe”nin sadece küçük bir bölümünü hedef alıyor.

“Dışarı”yı değerlendirirken, karmaşık ve çelişkili durumları da göz önünde bulundurmak zorundasınız.

 

Afganistan ve Türkiye…

 

Örneğin ABD, NATO’lu müttefiklerinin Afganistan’da Taliban’a ve dolayısıyla El Kaide’ye karşı verilen askeri harekata daha büyük destek vermelerini istiyor.

Bilindiği gibi Türkiye’de askeri varlığıyla Afganistan’da.

Bir başka deyişle Türkiye, 11 Eylül 2002’de Amerika’yı vuran “Amerika’nın teröristleri”ne karşı Afganistan’da mücadele ediyor. Ancak Amerikan işgali altındaki Irak’tan gelip Türkiye’yi vuran “Türkiye’nin teröristleri”ne karşı Amerika sabır ve itidal tavsiye ediyor.

Bu durumda Türkiye “Ben artık Afganistan’daki askeri gücümü çekiyorum. Tek taraflı ve sadece Amerika için işleyen bir ittifak olur mu” diyebilir mi?

Bunun gibi sayısız başka hesaplanması gereken durumlar var.

 

Ekonomik ambargo doğru mu?

 

Örneğin Fatih Altaylı, Ankara’da“Çok üst düzey bir komutan”a “Irak’a yönelik ambargo uygulanması, elektriğin kesilmesi önerileri var. Uygun mudur” diye sorduğunu ve şu cevabı aldığını yazmıştı gazeteport.com’da:

-Bence doğru yaklaşımlar değil. Bizim hedefimiz Kuzey Irak’ta yaşayan Kürt halkı değil. PKK ve onun destekçileri. Biz oradaki halka 1990’dan beri yardım ediyoruz. Onların bizimle bir sorunu yok. Hatta geçmişte bölgede sevgi ve saygı görürdük. Daha önce Kuzey Irak’a yapılan bir operasyonun komutanlığını yaptım. 40 bin askerle içeri girdik. Yerel halktan kimseye bir zarar vermedik ve alkışlandık. O halkı aleyhimize çevirmenin alemi yok. Ambargo orada bize karşı bir antipati oluşturur ve bir işe yaramaz. Ama PKK destekçilerine ambargo yapılmalı. Gelir kaynakları kesilmeli. Bunun yöntemleri var. Ama Kuzey Irak halkına acı çektirmenin bir alemi de yok. Ayrıca elektrik kesintisi yapalım lafları da komik. Orada 1400 megawatt enerji tüketiliyor. Bizden giden sadece 250 MW…

 

İçerideki cepheler

 

Belli ki Türkiye’nin Kuzey Irak’taki nokta hedeflere sınırlı askeri operasyon düzenlemesine, Washington da, Bağdat da karşı çıkmak durumunda değiller. Bu konuda Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan haklarının varlığı da, kabul edilmiş durumda.

Ama PKK’yı yok etmeye böyle bir harekatın yetmeyeceğini, dışarıdaki cephelerin sayısız ölçüde çok olması da kanıtlıyor.

Bir de “İçerideki cepheler” var ki, bunlar da dışarıdakiler kadar fazla ve karmaşık yapıdalar.

Örneğin Kürt kökenli seçmenlerin bir bölümünü temsil eden DTP’nin giderek PKK ile özdeş konuma düşmesi, içerideki en önemli sorunlardan biri. Bu arada “Bize PKK terörist örgüt” dedirtemezsiniz söyleminin sürekli tekrarlanmasının artık tadının kaçtığını vurgulayabiliriz.

Ayrıca Türkiye’nin terörle mücadelesinin bir iç politika malzemesi haline getirmek istenilmesi de, içerideki cephenin sorunu konuları arasında.

 

İktidar kavgası mı?

 

Bu noktada da Cengiz Çandar’ın Referans’taki yazısından bir alıntı ile konuyu noktalayalım:

-PKK’nın kanlı eylemleri, ülke çapında şok, elem, teessür ve bunların sinerjik etkisiyle müthiş bir öfke dalgasına yol açtı… Bu arada, siyasi iktidar ile hesaplaşmak, onu zayıflatmak isteyen, 22 Temmuz ile ardından 28 Ağustos'ta Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesini sindiremeyenler için tekrar sahneye çıkmak ve bir türlü "siyasi gerilla savaşı" yürütmek isteyenler için ise fırsat doğdu. Bir başka deyimle, ülke içi iktidar savaşının "cephe"si değişti. "Başörtüsü" ve "Malezyalılaşıyor muyuz?" cephesinden, PKK üzerinden verilen "Haydi Kuzey Irak'a; Barzani'yi yok edelim" cephesine geçildi.

 Rektörlerden hep bunu bekliyoruz…

 YÖK’ün Rektörler Komitesi’nin bildirisinde ''Öfkemiz ne denli büyük olursa olsun, bunun iç barışımızı ve huzurumuzu yok etmesine asla izin vermeyeceğimizi, kamuoyuna saygıyla duyururuz” denilmiş.

YÖK rektörlerinin sade terörle mücadelede değil, iç siyasetin gerginliklerinde de, öfkeleri ne kadar büyük olursa olsun iç barışı ve huzuru gözetmelerini diliyoruz.

X