Gündem Haberleri

GÜNDEM

    'Terörle mücadele çete eliyle olmaz'

    Hürriyet Haber
    23.01.2002 - 12:53 | Son Güncelleme: 23.01.2002 - 12:53

    Yargıtay, Susurluk Davası'nda, aralarında Korkut Eken ve İbrahim Şahin'in de bulunduğu 14 sanık hakkındaki mahkumiyet kararına dair gerekçeli kararını açıkladı: Terörle mücadele adı altında da olsa hukuk dışı bir örgütlenme yapılamaz.

    Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin, Susurluk Davası'nın onama gerekçesi belli oldu. Gerekçede, ''Terörle mücadele adı altında da olsa hukuk dışı bir örgütlenme ile devletin meşru güçleri gibi güç kullanarak, yürürlükteki yasalar yerine, kendi güç vekuralları ile sözde yasalar oluşturma, devleti hukuk devleti olmaktan çıkarır'' denildi.

    Kararda, haklarında mahkumiyet hükmü kurulan şahıslar dışındaki kimi görevliler ile bunlara yardım edenlerin yargı önüne çıkarılmaları görevinin, devletin yetkili organlarında da olduğu işaret edildi.

    Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin, İstanbul 6 No'lu DGM'ce, aralarında İbrahim Şahin ile Korkut Eken'in bulunduğu 14 sanık hakkında 4 ile 6 yıl arasında değişen hapis cezalarını onamasına ilişkin gerekçeli kararı belli oldu.

    Kararda, yerel mahkemenin, mahkumiyete ilişkin kararına atıfta bulunulduktan sonra, 8. Ceza Dairesi'nin daha önceki eksik soruşturma gerekçesiyle verdiği bozma kararına yapılan itirazın kabul edildiği belirtildi.

    Daha sonra, dava dosyasının dairece esasına girilerek temyiz isteminin incelendiği belirtilen gerekçeli kararda, şöyle denildi:

    ''Susurluk kazasından sonra, Mehmet Özbay sahte kimlikli şahsın, yurt dışında uyuşturucudan mahkum olmuş ve yurt içinde de katliam sanığı olarak aranan Abdullah Çatlı olduğunun anlaşılması, aracı kullananın emniyet görevlisi, araç sahibinin de milletvekili olması karşısında, söz konusu kazanın ilk değerlendirme de dahil, olayın derinliğine devlet içini de kapsayacak şekilde çok yönlü araştırılmasını gerekli kılmakla, bu bağlamda yapılan soruşturmalarda,ulaşılan bilgi ve belgelerin, olayın arkasındaki bilgilerin çözülmesinin güç, karmaşık ve duyarlı makamları ve görevlileri de kapsayacak ölçüde olduğunu ortaya çıkardığı, haklarında mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar dışındaki kimi görevliler ile bunlara yardım edenlerin yargı önüne çıkarılmaları görevi, devletin yetkili organlarında olmakla birlikte emniyet teşkilatında görevli olup, haklarında kamu davası açılan sanıkların terörle mücadele adı altında yola çıkıp, bir süre sonra yasaların kendilerine verdiği yetkileri tambir sorumsuzluk içinde ve kendi çıkarlarını gözeterek, her türlü yasa dışılığı meşru sayıp amaçlarına ulaşmak için her yöntemi uygun yöntem olarak benimseyerek, yanlarına kamu görevlisi olmayan kumarhane işleticisi, uyuşturucu kaçakçısı ile katliam sanığı ve hükümlüsünü de alarak tam bir dayanışma ve işbirliği içinde hareket edip çeteleşme sürecine girmeleriyle eylemlerinin suç tarihi itibariyle TCK'nın 313. maddesindeki suçu oluşturmasının ötesinde, Anayasa'nın 6. maddesindeki'hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz' hükmüne karşın bir örgütlenme ve yetki kullanımı yoluna gittikleri görülmüştür.''

    HUKUK DEVLETİ KURALLARI İÇİNDE SAVUNULUR YERİ YOK

    Kararda, bu durumun hukuk devleti kuralları içinde savunulur yerinin olmayacağı, terörle mücadele adı altında da olsa, açıklandığı gibi bir hukuk dışı örgütlenmeyle, devletin meşru güçleri gibi güç kullanarak, yürürlükteki yasalar yerine, kendi güç ve kuralları ile sözde yasalar oluşturmanın devleti, hukuk devleti olmaktan çıkaracağı vurgulandı.

    Kararda, şöyle devam edildi:

    ''Bu koşullarda da güçlünün sözünün geçtiği, nerede başlayıp nerede sona ereceği belli olmayan, her türlü yasa dışılığın egemen olduğu bir sistem oluşacağı, sonuçta yurttaş-devlet ilişkisinde hukuk kuralları yerine, korku ve kaygının geçerli olacağı, bunun da bir anayasa ve yasa ihlalinin ötesinde tam bir hukuk ihlali niteliği taşıyacağı ve hukuk devletinin bütünüyle ortadan kalkması sonucu doğuracağı gözönüne alındığında, mahkemenin, sanıkların eylemlerini TCK'nın 313. maddesine uyar nitelikte görüp, karar yerinde gösterdiği gerektirici nedenlerle de bu nedenlerle bir isabetsizlik bulunmamış vesanıklar İbrahim Şahin ile Korkut Eken haklarında TCK'nın 33. maddesi uygulanırken, ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarıyerine, 'cezalarının infazı sürecince' kısıtlılık altında bulundurulmalarına karar verilmesi aykırılığı da karşı temyiz olmadığından, bozma nedeni sayılmamıştır.''

    Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin gerekçeli kararında, bu gerekçelerle mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, dosyanın içeriğine göre sanıkların temyiz itirazlarının reddi ile hükmün oybirliği ile onandığı belirtildi.

    İstanbul 6 No'lu DGM, sanıklar İbrahim Şahin ile Korkut Eken'i, TCK'nın 313. maddesine göre, 6'şar yıl, diğer sanıklar Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Enver Ulu, Mustafa Altunok, Abdülgani Kızılkaya, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Yaşar Öz, Ali Fevzi Bir, Sami Hoştan ve Haluk Kırcı'yı da 4'er yıl hapis cezasına mahkum etmişti.

    Yargıtay'ın bu onama kararından sonra, sanıkların karar düzeltme isteminde bulunma hakları var. Ancak bu istemin öncelikle daha önce cezaların onanmasını isteyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kabul edilmesi gerekiyor.

    Sanıkların, karar düzeltme isteminde bulunmaları, infazı durdurmuyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı