Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Terörist ne zaman emekliye ayrılır?

Enis BERBEROĞLU

İnsanın ağrına gidiyor...

Elin teröristi polise mektup yazıp emekliye ayrılıyor. Bizim memlekette her an terör tehdidine dönüşecek yeni gerilimler ne yazık ki önlenemiyor.

Herhalde gazetelerde okudunuz. Almanya'nın dünyaca ünlü Kızıl Ordu terör örgütü polise yolladığı mektupla ‘‘fesih kararını’’ kamuoyuna duyurdu.

Polisin ‘‘10 kişiden az üyesi var’’ tahminini yürüttüğü Kızıl Ordu'nun sekiz sayfalık mektubunda pişmanlık veya özeleştiriye pek rastlanmıyor. Daha çok tek taraflı teslim üslubu taşıyor:

‘‘Bugün projemizi tamamlıyoruz. RAF (Kızıl Ordu) adı altında örgütlenen kent gerillası artık tarihe karışıyor...’’

* * *

Kızıl Ordu ile bu örgütün iki lideri Andreas Baeder ve Ulrike Meinhof'u 1968 gençliğinde tanımayan yoktu... Babası İkinci Dünya Savaşı'nda ölen Baeder'i annesi büyüttü. Baeder daha altı yaşında direniş kültürüyle tanıştı. Annesi anlatıyor:

‘‘Andreas'ı altı yaşında Münih'e yakın bir göle götürdüm. Sandala bindik. Ona rahat durmasını, dikkat etmesini söyledim. Aksi halde suya düşerse üşüyeceğini hatta boğulacağını anlatmaya çalıştım. Sözümü yeni bitirmiştim ki, aniden ayağa kalktı ve engel olmama vakit kalmadan kendisini buz gibi göle attı. Çıkarıldığında üşümek bir yana çevreye gururla bakıyor ve hayranlık uyandırmak için gülücük dağıtıyordu...’’

Örgütün kadın lideri Ulrike Meinhof ise 35 yaşına kadar eşinin çıkardığı bir dergide yazı işleri müdürlüğü yaptı. Sonra aniden işini ve ailesini terk ederek silahlı mücadele saflarına katıldı.

Baeder-Meinhof isimleri kısa zamanda Almanya'da korkuyla anılır hale geldi. 1968 nisan ayında Frankfurt'ta süpermarket yakarak eyleme geçen Kızıl Ordu, Almanya'daki ABD üssünü bastı, asker öldürdü. Alman işverenler örgütünün patronunu kaçırıp katletti...

* * *

Alman hükümeti, bu eylemler karşısında sessiz kalmadı. Bu ülkede 30 yıldır uygulanan terör yasaları parlamentodan jet hızıyla geçti.

Ama yasalara sığmayan uygulamalar da gündemdeydi. Çünkü her nedense Kızıl Ordu örgütü militanları hep ‘‘ölü ele geçti’’. Rastlantı eseri teslim alınan Meinhof ile diğer bazı örgüt yöneticileri ise hücrelerinde ölü bulundu. Ölüm nedenleri resmen intihar diye açıklandı, ama inanan çıkmadı.

1990'lı yılların başında Kızıl Ordu yeniden toparlanmaya çalıştı. Ama bu çabalar fayda etmedi. Kanlı örgütün kuruluşunun tam 30'uncu yıldönümünde polise ulaşan mektup efsanenin son noktasını koydu...

Bakarsınız Kızıl Ordu'nun eski tüfeklerinin yeniden kafası kızar, silaha sarılırlar... Ama herkesin bu öyküden çıkarması gereken dersler ortada:

1) Almanya'da silahlı mücadelenin anlamsızlığı iyice anlaşıldı.

2) Almanya'da terör örgütlerine yardım eden dış mihraklar da bu yolla amaçlarına ulaşma konusundaki umutlarını yitirdi.

3) Alman hükümeti terör yasalarını yürürlükten kaldırmayı tartışıyor. Teröriste artık sıradan cani muamelesi yapılması düşünülüyor.

* * *

Dönelim cennet memleketimize...

Daha önce de yazdık. Bir dostumuzun ifadesiyle, Türkiye Cumhuriyeti rejim karşıtlarını kitlesel olarak üretme becerisine sahiptir...

1970'lerdeki imanlı Marksist Leninist sayısı herhalde o tarihteki Sovyetler Birliği'ni bile kıskandıracak hacimdeydi.

1980'leri ve 1990'ların ilk yarısını dağda PKK avlayıp şehit vererek atlattık... Tam nefes alacağız derken laik-köktendinci gerilimi terör potansiyeli taşıyan boyuta ulaştı.

Sanırım Türkiye'de ‘‘terörle mücadele’’ ve ‘‘teröristle mücadele’’ kavramları arasındaki farkı anlamaya muktedir değiliz.

Teröristle mücadele silahla olur, terörle mücadele hukukla...

Hukuktan fedakârlık ederseniz, haşere temizliği mantığıyla terörist öldürürsünüz... Ama her defasında neden yeniden ve daha güçlü olarak doğduklarına akıl erdiremezsiniz...













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI