Gündem Haberleri

    Terör Müdürü de dinlenmiş

    Hürriyet Haber
    01.08.2014 - 01:08 | Son Güncelleme:

    ESKİ Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün’ün de aralarında bulunduğu 11 polisin tutuklandığı ‘casusluk’ operasyonunu gerçekleştiren Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nden Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan’ın da 2008-2009 yıllarında ‘Ergenekon ve Organize Suç Örgütü’ gerekçe gösterilerek dinlendiği ortaya çıktı.

    Terör Müdürü de dinlenmişİçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişi Turgay Alpman ve polis müfettişi Selim Kutkan’ın hazırladığı yaklaşık 3 bin sayfalık müfettiş raporuna da Çalışkan’ın dinleme bilgisi yansıdı. Müfettişlerin raporunda, dinlemelerde “sistematik, planlı ve organize” bir görünüm arz ettiği ve “belirli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik” olduğu izlenimi edinildiği belirtildi.

    Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Batman’da görev yaptığı sırada “Mustafa” adıyla “Ergenekon Terör Örgütü ve Organize Suç Örgütü” suçlamalarıyla telefonunun İMEİ numarası üzerinden 10 Ekim 2008’den 27 Şubat 2009 tarihine kadar dinlendi. 2008’de başlayan dinlemenin ilk 3 ayında Çalışkan ‘Ergenekon’dan dinlenirken, 9 Ocak 2009 tarihinde uzatma kararı alınarak 27 Şubat 2009 tarihine kadar ‘Organize Suç Örgütü’ suçlamasıyla dinlendi. Dinleme ve uzatma talebinde talebinde dönemin İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in imzası bulunuyor. Çalışkan, müfettişlerin ortaya çıkardığı dinleme olayının ardından emniyette şikayetçi oldu.

    Rapora göre; bazı kişilerin, gerçek isimleri yerine yargıyı yanıltmaya yönelik yanlış ve eksik isim bilgileri kullanılarak dinlenildi. Teknolojik imkanlar ve istihbari veriler göz önüne alındığında, kişilerin gerçek kimlik bilgilerinin tespitinin kolayca mümkün olmasına rağmen iletişime müdahalenin yanlış ve eksik isim bilgileriyle müteaddit defa uzatılmasına devam edildi. Raporda, iletişime müdahale edilen ilk talep ve kararları ile uzatma talep ve kararlarında gerekçe gösterilen suç faaliyetlerinin “Ergenekon terör örgütü”, organize suç örgütü, uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi farklılıklar gösterdiği kaydedildi. Bu konuda tutarsızlık ve keyfilik olduğu vurgulanan raporda, “İletişim dinleme karar talep evraklarında imzası bulunan kolluk görevlilerinin, gerçekleri bildikleri halde gerçeğe aykırı belge düzenledikleri, uzatma karar talepleri de dikkate alındığında, gerçeğe aykırı belge düzenlemeye devam ettikleri açık ve saçık ortadadır” denildi.

    BİLGİ BELGE YOK

    Dinlenilen eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, TBMM Başkanvekili Sadık Yakut ile Hüseyin Şen’in teknik takibinin gerçek isimleriyle yapıldığı belirtilen raporda, ancak bu şahıslar hakkında “Ergenekon terör örgütü”yle ilgili teknik takibe gerekçe teşkil edecek herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığı anlatıldı.

    Raporda, karar talep yazılarında iletişime müdahale edilen şahısların gerek devlet bürokrasisinde gerek ticari hayatta gerekse sosyal ve kültürel yaşamda önemli görevleri, mevkileri ve rolleri bulunduğu vurgulanarak, bunun yanı sıra kamuoyunca tanındığı göz önüne alındığında mahkemelere sunulan karar talep yazılarında bahse konu şahısların açık kimlikleri ile yaptığı mesleklerin yazılmadığı kaydedildi.

    BELİRLİ BİR AMAÇ VAR

    Raporda, bir gazedete 18 Mart 2014’te yayınlanan dinleme listesindeki usulsüz dinleme eylemlerinin “sistematik, planlı ve organize” bir görünüm arz ettiği ve “belirli bir amacı gerçekleştirmeye yönelik” olduğu izlenimi edinildiği belirtildi. Ayrıca Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16 Mart 2014 tarihli soruşturma evrakında da söz konusu yasa dışı dinleme eylemlerinin “yaygın, sistemli ve organize” şekilde yapıldığının anlaşıldığı kaydedilen raporda, dinlemelerin “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün temel organlarında, yasama, yürütme, yargı ve diğer idari kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve basın kuruluşları mensupları, ekonomik ve sosyal yaşamın aktörlerine yönelik olduğunun değerlendirildiği” aktarıldı.

    AMAÇ FİİL ÜZERİNDE DURULSUN

    Ayrıca “iftira”, “haberleşmenin gizliliğini ihlal” ve “kişisel verilerin kaydedilmesi” suçlarının gerçekleştiğinin anlatıldığı raporda, usulsüz dinleme eylemlerine konu kişilerin devlet organizasyonu içindeki konumları veya demokratik rejimin işleyişindeki fonksiyonları, eylemlerinin yaygın, sistemli ve organize bir şekilde yapıldığı ve kolluk görevlilerinin hiyerarşi dışına çıktıkları anlatıldı. Araştırma konusu eylemlerin “anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine” yönelik mahiyet taşıyıp taşımadığı yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilen raporda, “araç failler” değil, “amaç fiil” üzerinde durulması gerektiği vurgulandı. Raporda, faillerin “görevleri gereği sahip oldukları imkan ve vasıtaların niteliği ve niceliği”ne göre Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 161. maddesine eklenen sekizinci bendinde belirtilen, “TCK’nın 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316. maddelerinde düzenlenen suçları görev sırasında işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır” hükmüne dikkati çekildi.

    27 İLDE ARAŞTIRMA DEVAM EDİYOR

    Raporda, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğince Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli emniyet müdürlükleri istihbarat şube müdürlüklerinde iletişimin tespit edilmesi, dinlenilmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi çalışmalarının devam ettiği kaydedildi.
    Yine, 27 ilde 5 ayrı müfettiş grubunca da aynı konulardaki incelemelerin sürdüğü belirtilen raporda, ilgili müfettişlerce raporlar hazırlanacağı belirtildi. “Kapsam dışı bırakılan konular ve nedenleri” de belirtilen raporda, olayın öğrenilme tarihi olarak 17 Mart 2014, olay yeri ve tarihi olarak da İstanbul 2008 yılı ve sonrası gösterilirken, hakkında rapor düzenlenen dönemin emniyet görevlilerinin isimlerine yer verildi. Usulsüzlükle dinlenilen kişiler, çalıştıkları kurumlar ve ne maksatla dinlenildikleri, belge, bilgi ve yazışmalarla tek tek sıralandığı ve 3 bin sayfayı geçen rapor, 13 klasörden oluşuyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı