Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Terkedilmiş Wembley

Kadir Has Stadyum’u Anadolu’nun Wembley’i gibi. Her şey iyi güzel.Ama tribünler bomboş.

Sebep; normal maçların 4 katı olan bilet fiyatları.

Futbolla ilgilenen ufak kesim de, öğrenci ve çoğunlukla işçi.

Sonuç; terkedilmiş bir Wembley var Anadolu'da.

“Gitmesek de, görmesek de” diyeceğim ama, bırakın bizi, sahipleri bile giremiyor içeri.

Stadın çevresine ise yeni bir heykel dikilmiş. Çok güzel ve isimsiz bir heykel. Eski fırtına Gabriel Batistuta’ya benziyor sanki...

Maçta ise, “büyük takım” gibi oynayan bir Kayserispor var. Fenerbahçe’ye karşı direniyorlar, boşluk arıyorlar.

“Fenerbahçe Alex’siz oynayamaz” günleri çoktan bitti. Emre o boşluğu her zaman çok iyi kapatıyor. Güiza ise kanser sebebi. Fenerbahçelilere İkinci Çernobil vakası...

Şansın yardımı değil de, şansın ayağıyla atılan bir golden sonra maç ortada gidip geldi. Alex bile tribünde bu gole gülüyordu.

Ve Kayserispor'un golünden sonra da Daum'un klasik refleksi hortladı; Semih oyuna.

O dakikaya kadar organize atak geliştiremeyen Fenerbahçe'yi izleyen, geçen haftanın dahisi Daum, bu maçta sadece izledi.

Fakat bu maçın bir farkı vardı; sahanın her yeri kullanıldı. İki takım da yorulana kadar oyun çekişmeli ve hızlı geçti.

Ama ne çıkar? Boş tribünler önünde Barcelona’yla Real Madrid derbisi oynatın, yine izlenmez.

Çünkü futbolun sahibi taraftarlardır.

Başkanlar değil...
 
ANTİDEPRESANLA YÜRÜYEN BİR LİG

Beşiktaş, üst üste 5. galibiyetini alıp yükselişe geçmiş.
Denizli artık sakin. “Kargalar” demiyor kimseye.
Ülkede “3 puan”, savaş alanında yutulan bir kutu sakinleştirici gibi.
Ama yok mu bu ilacın yan etkisi?
 
Tahammülsüzlük

Yan etkinin adı tahammülsüzlük.

Hiçkimsenin hiçbir şeye tahammülü kalmıyor. Futbol dahil her alanda.

Galatasaraylılar da bir hafta boyunca isyan etti. Haldun Üstünel açıklamalar yaptı.

Kadıköy’deki muameleden şikayetçilermiş. Çiçekle karşılanmışlar ama statta öyle değilmiş.

Sami Yen’de sahaya 4000’den fazla su atıldığında, kapalı tribünde yangın çıktığında ne demişlerdi?

“Özür dileriz” mi? Hayır.

Fenerbahçe yönetiminden “özür” geldi mi? Gelmez.

Çünkü taraftarlarını “üzmek” istemezler.

Sonra Sivas maçı başladı. Toplasak, 70 dakika küfredildi. Ama maçtan sonra hiçkimse “küfür ettik, bizi de cezalandırın” demedi.

Diyemezler. Fenerbahçelisi de, Beşiktaşlısı da diyemez.
 
Kitle Yönetimi


Galatasaray camiası bu galibiyetten sonra biraz susmaya başlar. Bir galibiyet daha alınca tamamen susarlar. Yani “3 puan”lık sakinleştiriciler, etkisini gösterir.
Ve Beşiktaş’ın şu anki kıvamına gelirler.

Çünkü herkes her şeyin farkında. Tribündeki taraftar da, top toplayan çocuklar da.

Ama işler ters gitmeye başlayıp o antidepresanlar kesilince, yan etkileri kaçınılmaz olur. Klişeler başlar; Federasyon, hakemler, tahrik, küfür duyduk çok ayıp, ayak oyunları vs...

Bunlara son dönemde yaşanan Fenerbahçe Ülker – Efes Pilsen savaşı da dahil.

Kimseye haklıdır ya da haksızdır demiyorum.

Çünkü herkes haklı, herkes haksız...

İlk taşı günahı olmayan atsın denir. Ama bizde, en fazla taşı en çok günahı olanlar atıyor.

Ne zaman? Yaşanan hayal kırıklıklarından sonra, taraftarların tepkisini başka adreslere yöneltmek için.

İşte bunun adı; kitle yönetimi.
 

SEVDİRENLER KULÜBÜ
 
Futbolu sevdiren şeyler de oldu bu hafta;
 
1-      Harry Kewell ve golü
2-      Fabian Ernst
3-      Emre Belözoğlu
4-      Christian’ın “balık” golü
5-      Yenildiği maçın sonunda "Benim takımımda bundan sonra hakeme koşan futbolcu olmayacak. Sen önce futbolunu oynayacaksın. Hakeme itiraz etmeye hakkın yok” diyebilen Muhsin Ertuğral. Bu haftanın dersini o vermiştir. 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI