Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Terim'e

Bir Fenerbahçe maçında yazmıştım hikayenin başını..

Bilmeyenler için özetleyeyim.. Çok uzak diyarlarda bir çoban yaşarmış.. Çoban bir gün yine yürüyüşe çıkmış.. Köyünden biraz uzaklaştığında ak sakallı bir ihtiyarla karşılaşmış.. İhtiyar, “Evlat biraz suyun var mı” diye sormuş.. Çoban matarasını ona uzatmış.. “Hepsini iç dede” demiş.. Ak sakallı ihtiyar kana kana içmiş suyu ve “Oğul su için sağol.. Bu keseyi al.. Sadece çok zorlandığını, çaresiz kaldığını hissettiğin an aç” demiş..
Aradan uzun süre geçmiş.. Çobanın kendini kötü hissediyormuş.. Her şeyini kaybettiğini düşündüğü sırada aklına kese gelmiş çobanın.. Büyük bir umutla açmış.. İçinde küçük bir kağıt parçası varmış.. Üzerinde de tek kelimelik bir not; sabret, yazılıymış..
Hikayenin devamı.. Yıllar yılları kovalamış.. Çoban durumunu düzeltmiş.. Köyün en zenginlerinden biri haline gelmiş.. Çok güzel bir kızla evlenmiş.. Çocukları, torunları olmuş.. Dünyadaki her türlü mutluluğu tatmış.. Ve aklına ak sakallı ihtiyar gelmiş.. Başlamış aramaya.. Aynı yerde yine karşılaşmış nur yüzlü ihtiyarla..
“Dede.. Senin verdiğin öğütle sabrettim sıkıntılara.. Şimdi çok mutluyum.. İzin ver, karşılığını vereyim bu iyiliğinin” demiş..
İhtiyar gülmüş.. “Tamam oğul.. Karşılık vermek istiyorsan al bu keseyi, ben gittikten sonra aç” diyerek gözden kaybolmuş..
Çoban hemen keseyi açmış.. İçinde yine bir küçük kağıt parçası bulmuş.. Üstünde de bir not: Sabretmeyi öğret..
Hocam.. Sana en çok kızan bile başarını takdir ediyor.. Ne Galatasaraylılığın ne de ülke sevgin tartışılıyor, merak etme.. Senden bir beklentimiz var artık.. Bir Terim daha yetiştir.. Futbolcuyu planlayacak, kalbine dokunacak, son saniyeye kadar mücadelesini bırakmayan birini daha bul.. Ona “sabretmeyi öğret” hocam..

SEMİH’E

SANIRIM bilmiyorsun.. Farkında değilsin.. Fenerbahçe tarihinin Türkiye Kupası’nda en çok gol atan oyuncusu sensin.. Lefter’i, Cemil’i, Selçuk’u, Aykut’u, Alex’i geçmişsin.. Euro 2008’de Türkiye’nin kaderini değiştiren oyuncusun.. Ve şimdi Dereağzı’nda çalışıyorsun.. Fenerbahçe’nin içinde, F.bahçe’den uzak yaşıyorsun.. F.bahçe’den çok büyük bir para alıp, hiçbir şey vermemeyi aklına koymuşsun..
Semih; çocuklarını, aileni düşündüğünü biliyorum.. Ama onlar büyüyüp sorduklarında ne söyleyeceksin karşılarına geçip.. “Para için yaptım” mı diyeceksin..
Bırak parayı falan.. İnan bana, para bu dünyadaki “değerliler” arasındaki “en önemsiz” şey.. Paran bu dünyada değerli.. Fenerbahçe’de geçmez.. Sen Semih Şentürk’sün.. Git özür dile başkandan.. Hocanla konuş.. Arkandayım sonuna kadar.. Yeter ki sen iste.. O formayı giy ve gerekirse sadece Türkiye Kupası’nda oynayıp 23’üncü golünü at.. O zaman o formanın hakkını verdiğini hissedeceksin.. İnan bana Lefter’leşeceksin.. Selçuk’laşacaksın.. Aykut Hocan gurur duyacak seninle.. Kaptan tweet atacak sana Coritiba’dan.. Belki bir kupa daha getirecek o gol.. Belki binlerce çocuğun ismi Semih olacak bir Galatasaray maçı sonrası.. Tugay’a yaptığı gibi özel bir maçta Milli Takım’a çağıracak hocan seni..
Bunları satın alacak para yok Semih.. Git başkana de ki, “İstediğiniz ücrete oynarım.. Yeter ki beni dışlamayın.. Ben Fenerbahçe’de kalmak değil, oynamak istiyorum.. Para için değil, Fenerbahçelileşmek için..”
Dereağzı sana para kazandırır Semih.. Samandıra; tekrar Fenerbahçelileştirir.. Seçim senin..

UMUT’A

SENİNLE hiç karşılaşmadım güzel kardeşim.. Hiç konuşmadım.. Ama sende bu ülkenin bir ışığını gördüm hep.. Öyle bir yürek var ki sende.. Öyle inanarak oynuyorsun ki sahada.. Herkes “helal olsun” bu çocuğa diyor.. Çok seviyoruz seni..
Sen; profesyonel dünyanın “amatör” ruhusun.. Presin, koşman, mücadelen, yükselmen, hatta gol kaçırman bile takdire değer.. Ama en önemlisi oynamayacak olsan da, bunu günler önce öğrensen de sahaya ilk kez çıkacak gibi hazırsın hep.. Sen bu ülkenin “Umut”usun.. Hep böyle kal..

TRiBÜNDEKi TARAFTARA

ÖNÜMÜZDE çok önemli bir süreç var.. Euro 2020’nin en önemli 3 maçı Türkiye’ye verilmek üzere.. Bu süreçte takım sevginizi Ay-Yıldız’ın üstüne çıkarmayın.. Ve hiçbir zaman unutmayın! Bir ülkeyi gerçekten sevmek; karşılıksızdır.. Yürekten gelir.. Çoğu zaman katlanmayı gerektirir.. Takım sevgisinin çok ötesindedir.. Tutkuların en güzelidir.. Çok sıcak bir havadan sonra yağan yağmura benzer.. Bazıları ıslanır, bazıları ıslanırmış gibi yapar!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI