Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Terim hatadan dönmeli

MİLLİ Takım çok zor iki maç oynayacak. Sakatlar fazla. Ama, işin daha kötüsü Milli Takım teknik heyetiyle basının arası da iyi değil.

Milli Takım kaptanı tribüne kolunu sokuyor. Basın, "Bu nasıl kaptan" diye yazıyor. Bazıları, "Emre’nin öteki koluna da bant takalım" diyorlar. Doğrudur, yanlıştır. Toplumda çok şey konuşuluyor. Ama maalesef, kamuoyu bu tip kavgalardan bunalımlardan, krizlerden son derece bezgin halde. Zaten toplumun canı burnunda. Geçim derdinde. Herkes birbiriyle kavga etmek için fırsat arıyor.

Tablo böyleyken, bizim teknik direktörümüz krizden en fazla hoşlananlardan birisi. Eğer kriz yoksa veya çıkmazsa perişan oluyor. Çünkü ondan besleniyor. Çünkü o krizi, futbolculara karşı silah olarak kullanıyor. Hep aynı numarayla hep aynı senaryolarla milli maçlardan önce basınla futbolcuları karşı karşıya getiriyor. Sonra maça çıkarken soyunma odasında futbolcuların önüne o gazeteleri atıyor mu, bilemem. Ama bu kimseye fayda sağlamıyor.

Geçici başarılar kazanırsınız, bir iki maç alırsınız. Ama Milli Takım’ın hedefi turnuvalarda kalıcı olmak. İsviçre ile İstanbul’da oynadık. Çıkan olaylar yüzünden dünyaya rezil olduk. Oradaki baş sorumlu kimdi...

Eğer öyle finallere kalacaksak hiç kalmayalım. Fatih Hoca, Macaristan maçından sonra yaptığı açıklamada, "Grup maçları bitene kadar konuşmayacağım" diye bir şart koydu. Kabul edilir bir şey değil. Benim Milli Takım teknik direktörüm, Türk insanına hesap verecek. Çıkacak, konuşacak. İyi olduğu zaman da konuşacak. Kötü olduğu zaman da . Tenkit edildiği zaman da konuşacak, edilmediği zaman da.

Bakmayın Avrupalı diyoruz. Onlar da aynı haltı yapıyorlar. Misal mi? İşte Tigana. Benimle bir sorunu vardı. En az 3 basın toplantısında beni sebep göstererek konuşmadı. Ne alaka? Beşiktaş taraftarının, camiasının günahı ne? Sonra hatasını anladı. Ve doğruya döndü.

Fatih hocanın da en kestirme yoldan hatasından dönmesi gerekir. Çünkü bilgi vermemeye ve konuşmamaya Türk Milli Takım Teknik Direktörü olarak yetkisi de hakkı da yoktur. Ama, "Ben kendimi Türk milletinin üzerinde görüyorum" derse, hata yapar. Çünkü, inanın bu ülkede maalesef ama maalesef, Fatih hoca başarısız olsun diye görevli olduğu takımların mağlup olmasını isteyenler var. Bu Milli Takım bile olsa. Maalesef bu böyle. Çünkü, ben halkın içinde geziyorum. Fatih Hoca’nın da bunların hepsini iyi tartarak, doğruyu yapması gerektiğini düşünüyorum..

NOT: Hiçbir basın mensubunun Milli Takım başarısız olsun fikrinde olacağını düşünmek dahi istemiyorum. Tüylerim diken diken oluyor. Çünkü hiç kimse, bindiği dalı kesmez.

Müthiş organ pankreas

SEYİRCİSİ ona küfür etti. Rakip takım ona küfür etti. O hiç kimseye yaranamadı. Eski basketbolcuydu. Ama, her şeyden önce kendi aleyhine yazılan sütunları bile hoşgörüyle karşıladı. Hatta telefon açıp tartıştı. Sonuna kadar sportmence mücadele etti. Şimdi onu, hastanede rakipleri de ziyaret ediyor, dostları da düşmanları da.

Bizim spor aleminde düşman sözcüğü yoktur ama bazı basın mensubu arkadaşlarımız dahil, düşmanca yazı yazarlar, düşman gibi davranırlar. "Düşman" kelimesi dillerinden ve kalemlerinden düşmez. Ama Özhan Başkan, son rahatsızlığıyla bunların hepsini hizaya getirdi. Allah kimseye hastalık vermesin ama sen nelere kadirmişsin ey pankreas. Ne müthiş bir organmışsın.

Türk futbolundaki mafya, hakem, şike söylentileri ve küfür olaylarına set çekerek herkesi hizaya getirdi.

Demirören’in yumruğu

FUTBOL takımı disipliniyle, kulüp disiplininin hiçbir farkı yoktur. Veya ordu disipliniyle, ev disiplini veya siyasi parti disiplini. Bir grubun başına ne gelecekse çeneden gelir. Çünkü o kadar çok konuşmaya meraklı yetkili var ki, yetki sıralarını bilmedikleri halde konuşarak batıyorlar.

Bu örneğe en güzel misallerden birisi Beşiktaş. Başkan Demirören, konuşuyor. Menajer Sinan konuşuyor. Antrenör Ertuğrul konuşuyor. İstifa edip giden eski yönetici Celal Kolot da konuşuyor ve olan Beşiktaş’a oluyor.

Konuşurlarken, birisi doğru söylüyor. Diğerleri yanlış. Matematikte iki doğru olmaz. Ama Türk futboluna bakarsanız, 100 tane de doğru olabilir.

Bence, Celal Kolot doğru söylüyor. Yıldırım Demirören, masaya yumruğu vurup, Futbol Federasyonu’na gürleyeceğine, önce başkan olduğu kulüpte masaya vursun, sonra başkalarının masasına.

Hesabını sorarlar

SARIGÜL, kırmızıgül... Neyi çağrıştırdıklarını bilemem. Özellikle kırmızı gül için güzel şey söylerler. Kırmızı gül, aşk demek, Sarıgül de sıcak sevgi demek. Ama maalesef Sarıgül denildiğinde, benim aklıma sakat maçların hakemi geliyor. Bu arkadaşımız hangi maçta arzıendam etse tuhaf şeyler oluyor, olaylar oluyor.

Bundan evvelki Levent Bıçakcı federasyonu bir kararla, hiçbir gerekçe göstermeden, "Senin kaşın üzerinde, gözün var" diyerek Sarıgül’e maç vermeme kararı almıştı. Haluk Ulusoy döneminin gözbebeği bu hakem, Ulusoy yönetimi gelir gelmez yine sahalarda arzıendam etmeye başladı.

Ulusoy ve ekibi bu hakemi o kadar seviyorlar ki ona gözleri gibi bakıyorlar. Düşünün, bir federasyonun gözü gibi baktığına, diğeri kırmızı çizik atıyor.

O zaman bu iki federasyonun birinin yaptığı doğru, diğerinin yanlış. Ulusoy federasyonu anlaşılıyor ki Sarıgül’üne lügatta olduğu gibi hem sevgiyle, hem de sıcak değil, sımsıcak bakıyor. Allah o mutlu beraberliklerini devam ettirsin ama, öbür tarafta ne canlar ne ocaklar yanıyor. Öteki dünyada bunun hesabını, sonra insanlardan sorarlar.

Sorun Kezman değil

FENERLİ bazı idarecilerin, futbolu teknik olarak bizlerden daha iyi bildiği muhakkak. Çünkü, zaman zaman televizyonlara çıkıp ahkam kesenler oluyor. Ama, şu bir gerçekki F.Bahçe’deki sorun, Kezman değil. F.Bahçe bazı maçları ve özellikle yurt içi maçları çift santrforla oynamadığı müddetçe bu sıkıntı sürüp gidecek. Eğer böyle giderse bırakın Azizsilin’i, 3 litre penisilin yapsan Fener düzelemeyecek hale gelecek.

Güzel kura

GALATASARAY bence UEFA Kupası’nda güzel rakipler çekti. Çok tehlikeli rakipler yok. Gruptan da 3 takım çıkacağına göre özellikle Galatasaray’ın hem deplasmanda hem de içeride değişik şekil ve yerlerde oynatacağı oyuncuları var. Sarı kırmızılı futbolcular için en büyük tehlike, Türk hakemlerinin aciz idareleri karşısında görmedikleri kartları, Avrupa’da görmeleri olur.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI