Tercih etmek üzerine - Eğitim Haberleri
Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Tercih etmek üzerine

    Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN - Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı
    25 Temmuz 2016 - 09:05Son Güncelleme : 25 Temmuz 2016 - 09:45

    Kişi kendi potansiyellerini, olanaklarını keşfetme ediminde öncelikli olarak istekli ve bilinçli olmalı. Yatkınlıklarını, yapabileceklerini, kısaca kendini keşfetmede kendi kendine yol alabileceği gibi, başkalarından da yardım alabilir; hatta almalı da. “Tercih Danışmanlığı” yeni bir rehberlik, mentörlük türü olarak günümüzde büyük önem taşıyor.

    Aristoteles Nikomakhos’a Etik başlıklı yapıtına “Her sanat ve her araştırmanın, aynı şekilde her eylem ve tercihin de bir iyiyi arzuladığı düşünülür; bu nedenle iyiyi ‘herşeyin arzuladığı şey’ diye yerinde dile getirdiler” sözleriyle başlar. İnsan her “tercih etme” ya da ayrıntısına bakıldığında, “yönelme”, “isteme”, “seçme”, “değerlendirme”, “karar verme” eyleminde gerçekten de “iyi”yi arzular; hatta seçtiği, tercih ettiği ona göre hem kendi başına iyidir, hem de kendi varoluşu, yaşama tarzı için, şimdisi ve geleceği için iyidir. “Seçme ve tercih etme eyleminin gerekli ve yeterli koşulları nedir ya da nelerdir?” sorusu temelde çok önemli olmakla birlikte, çoğun, tam bir bilinçle de sorulmaz. Oysa bu soru sorulmalı, ayrıntılı olarak değerlendirilmeli, bilinçli olarak yanıtı verilmeli. “Tercih” adı verilen yönelme belli bir “araştırma”, “öğrenme”, “bilgilenme” ve bağlantılı olarak da sonuçta belli bir “meslek alanı”nı tercih etme etkinliği söz konusu olduğunda hangi nedenler, gerekçeler gündeme gelir? Örneğin, tam da şu sırada olduğu gibi, yükseköğrenim aşamasına geçmek isteyen kişiyi seçiminde, tercihinde neler etkiler? Bu etkilemeler karşısında kendisi nasıl bir tutum belirler? Yükseköğrenim görmek isteyen bir kişinin tercihlerinin gerekçesi ya da gerekçeleri neler? Kişinin bu bağlamdaki gerekçeleri yalnızca “romantik” bir yaklaşımın sonucu mu; yoksa, belli bir ussallığı, akılcılığa dayalı çözümlemelerin sonucu mu? Bu süreç nasıl yaşanmalı?

    TERCİHLERDE NEYE, NE KADAR KARIŞILACAK?

    Seçimini yaparken ya da tercihini belirlerken yalnız başına bırakılan kişilerle; bu konularda kendilerine rehberlik, mentörlük ya da kılavuzluk edilen kişiler arasında büyük farkların olacağı açık. Ancak seçimlerde, tercihlerde neye; ne kadar karışılacağı konusu son derece titizlikle çözümlenmesi gereken bir konu. Tam da burada dikkati çekmek istediğimiz nokta, bu konuların günümüzde şimdiye değin hiç olmadığı kadar ayrıntılı bir biçimde dikkate alınmaya başlanmış olması. Seçimlere, tercihlere karışma konusunda herkes konuşuyor; neredeyse her kafadan bir ses çıkıyor; bu kargaşa ortamında hatta ‘fazla enformasyon çağında’ (Vittorio Hösle) ve ‘oburluk çağı’nda (Yıldız Silier), “isteme”yi ve “tercih”i etkileyen ögeleri çözümlemek, “doğru, isabetli bir değerlendirme yapmak” ve “doğru bir karar vermek” iyice zorlaştı. Yükseköğrenimin eşiğine gelmiş kişilerin çoğu, “gönüllü kullar” (Étienne de Boétie) gibi davranıyor.   

    MESLEK BİR SONUÇ

    Dikkat çekilmesi gereken bir başka nokta daha var: Özellikle üniversite ya da yükseköğretim bağlamında öğrenim görme ve eğitim alma tercih aşamasında önceleri amacını daha çok kendi içinde taşırken; günümüzde amaç, neredeyse tümüyle, mesleğe yönelik olmakla, işlevsellikle, işe yararlıkla, hatta daha açık konuşmak/yazmak gerekirse, maddi kazançla sınırlandırılmaya başlandı; bununla birlikte gitmek üzere, belli bir mesleğe yönelme çok daha erken yaşlara çekildi. Elbette bu erken belirleme çabalarının artıları da var. Ancak bu bağlamda sağlam gerekçeleri olmak, sanırım işin en önemli yönünü içeriyor.

    Meslek hepimizin kolaylıkla farkına varabileceği gibi, bir sonuç. Mesleğe hazırlayan alan bilgileri, öğrenme etkinliğinin kendisi, eğitim etkinlikleri vb. aşamalar, kişisel yatkınlıklar daha öncesinde bilinçli olarak dikkate alınmalı. Düşünce tarihinin en eski izleklerinden biri olan “kendini tanıma, bilme” bu çerçevede özellikle anımsamamız gereken bir izlek. Kişi kendini, potansiyellerini, olanaklarını, kendi iç gücünü, yine kendisine yönelik iç görüyle tanıdığı ölçüde, istemesi ve istemesinin sonucunda somutlaşan tercihi doğru ve iyi bir tercihe dönüşebilir. Öyleyse, her şeyden önce isteme burada üzerinde dikkatli bir biçimde durulması gereken bir edim olacak; buna eşlik eden de “kendine yönelik tanıma istemi” olmalı. Bu ikisi (tanıma istemi ve tanıma edimi) arasındaki ilişkinin de karşılıklı olacağı açık.

    BAŞKALARINDAN DA YARDIM ALIN

    Kişi kendi potansiyellerini, olanaklarını keşfetme ediminde öncelikli olarak istekli ve bilinçli olmalı. Kişi yatkınlıklarını, yapabileceklerini, kısaca kendini keşfetmede kendi kendine yol alabileceği gibi, başkalarından da yardım alabilir; hatta almalı da. “Tercih Danışmanlığı” yeni bir rehberlik, mentörlük türü olarak günümüzde büyük önem taşıyor. Aslında bu uzmanlık alanının ilk temsilcileri, Eskiçağın Sofistleri.  

    Başlamak üzere olan tercih dönemi, tercih günleri hepimiz için son derece önemli. Alınan eğitimin, görülen öğrenimin ve ardından icra edilen mesleklerin, bu çerçevedeki karşılaşmaların hayatları değiştirdiğini biliyoruz. Bu bağlamda gençlerimize gerçekten yardımcı olmak; bu konularda onların ufkunu açmak, araştırma, öğrenme, bilgilenme alanı seçiminde ve ardından meslek seçiminde kendilerini tanımanın ne denli önemli olduğunu onlara anlatmak ve bu sırada özellikle onları dinlemek; ardından da kendilerine belli bir mesafe kazanarak yine kendilerine yönelmenin ne denli önemli olduğunu kendileriyle paylaşmak gerekiyor. Üstelik bu noktada “genel eğitim”, “alan eğitimi”, “mesleki eğitim” konusunda ciddi farklar yapmanın ne denli önemli olduğu da açık. Burada sıralanan bilgi-eğitim bağlamları (genel bilgi ve eğitimi, alan bilgisi ve eğitimi, meslek bilgisi ve eğitimi) bilgilenme ve eğitim alma süreçlerinin gerekli koşulunu oluştururken, “etik eğitimi” ve “meslek etiği” eğitimi yeterli koşulu oluşturuyor.

    Bu çerçevelerde verilen/alınan eğitimin en somut sonuçları, iş yaşamında kişi-kişi ilişkisinde ve bununla birlikte giden kişi-toplum ve kişi-kurum ilişkisinde kendini gösterecektir. Aldıkları eğitimlerin, gördükleri öğrenimlerin sonucunda yaşama dünyasına atılacak olan kişilerin kendileriyle, işleriyle ve karşılaştıkları kişilerle/kurumlarla ilişkilerinde bilinçli olmaları, işlerini “iyi” ve aynı zamanda “iyiyi” yapmış olmalarıyla doğrudan doğruya bağlantılı. 

    Bu konularda gençler, aday öğrenciler, aileler, öğretmenler, üniversite yetkilileri kısacası, bu süreçte ve işleyişte yer alan tüm özneler, aktörler sorumluluklarını üstlenmeli; doğru ve iyi bir seçimin, tercihin gerekli ve yeterli koşulları üzerinde özenli bir biçimde durup düşünmeli. Çünkü bir bilgi dalını, bir alanı ve uzantısında da bir mesleği seçmek, tercih etmek gerçekten de bir “yaşam biçimi”ni seçmek, tercih etmek anlamına geliyor.

     

     

     

     

    Etiketler: tercih , meslek , rehberlik
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı