Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tepkiyi milyonlar göstersin

GÜNE gözyaşıyla başladık; boğazımız düğümlendi, yüreğimiz yandı.

Böyle bir günde bilgisayarın başına oturup bir şeyler yazmanın zorluğunu yaşasak da anaların-babaların, yanı başında arkadaşını şehit veren askerlerin yaşadıklarını, biz ne dersek diyelim, anlamamız mümkün değil.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ilk kez ‘intikam’ sözcüğünü kullanıp ‘Hesabı misliyle sorulacak’ dese de, hepimiz savaş yemini etsek de böyle.
Sözün bittiği yer demek istemiyoruz; çünkü bunu demek daha çok gözyaşını, daha çok acıyı kabullenmek olacaktır.
Ancak lütfen ne olur, artık, şu ülkeyi yönetenler bize politikalarını açık ve net anlatsınlar, hepimiz nereye gidildiğini, ne yapılacağını bilelim.

SEÇİM ODAKLI OLAMAZ

Lütfen artık, can yakıcı tek sorunun terör olduğu bilinsin; bütün çaba buna yöneltilsin, vatandaşı bölüştüren değil kucaklayan söylem egemen kılınsın.
Uluslararası zemin, sadece ve sadece Türkiye’nin bu beladan kurtulması için kullanılsın.
Çünkü bu beladan kurtulamayan bir Türkiye, söylemde olsa da fiiliyatta ne bölgesinde ne de dünyada etkin gerçek bir güç haline gelebilir.
Türkiye ‘Ağzının payını verdi’ görüntüsünden çıkıp, ‘yapan ülke’ konumuna geçmeli; işte, ‘suspus oldu’ sanılan elin oğlu böyle yapmıyor mu?
Artık, bu ülkenin terör sorununa seçim odaklı, siyaset odaklı, günübirlik anlayışlı, referandum odaklı bakıldığı izlenimi yıkılmalı.
Bu anlayışın en çok da PKK’ya yaradığı gerçeğini kabul etmeli.
Unutmayalım ki terör örgütünün ‘insan kaynağı’ diye bir sorunu olmaz.
Bu örgütler insan kaynağı heba oldukça beslendiğini iyi biliyor.
Saldırının Cumhurbaşkanı Gül’ün bölgeye yaptığı sürpriz gezinin ardından gelmesi de, bu yazıma konu etmeyi düşündüğüm yeni anayasa görüşmelerinin dün başlaması da, 19 Ekim’in Habur vakasının yıldönümü olması da artık komplo teorilerinden öteye geçemez.
Çünkü çevremizde yaşananlar ve yeni dış politika ardından ‘daha çok gözyaşı’ diyen PKK’nın bu tür bahanelere ihtiyacı kalmadığını görmeli.
Belki de Gül’ün gezisini büyük bir operasyon habercisi olarak gören PKK, erken harekete geçip, karşı hamlede bulundu, güç gösterisi yaptı.

ETA’YA SİLAH BIRAKTIRAN GÜÇ

Hepimizin keseceği çok ahkâm var; ama fotoğrafı doğru okumadan, PKK’nın yapmak istediğini görmeden, söylemden eyleme geçmeden başarı gelemez.
Özellikle iktidarın cesur olması, dokuz yılın sonunda sorumluluğu başka odaklara yönlendirmeye son vermesi, herkesten de destek alması şart.
Aksi gelişme muhalefet de dahil bugünün her siyasetçisine fatura çıkarır.
Söylemin vatandaşa etkisini en iyi bilen siyasetçi dahi, farz edelim ki rakibi Zerdüşti olsun, eleştiriyi bunun üzerinden yapıyorsa anlaşılabilir mi?
Seçim öncesi gittiği Hakkâri’de, bu söyleme çok içerleyecek imamdan türbanlı kadına, binlerce insanın varlığını görmüş biri olarak bunu söylüyorum.
Eğer yönetenler bazı şeyleri unutuyorsa, sivil toplum harekete geçmelidir.
İspanya’da ETA silah bırakma noktasına gelmişse, bunda en büyük pay, sokağa çıkan, terörü lanetleyip barışı haykıran milyonlarındır.
Türkiye bunu yapmakta geç bile kaldı, ama fırsat anı ‘maalesef’ yine geldi.
Ülkenin her yanında şehit cenazeleri kalkacak; her cenazeye milyonlar katılıp nefreti değil, barışı ve kardeşliği haykırsa çok şey değişebilir.
Terör örgütlerinin görmek istemediği tek manzara budur.
X