Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teoman’ın rüyası

Teoman enteresan adam. Gece çıkar, gezer tozar. Kaydına, provasına girer; konserine, bar programına çıkar hiç yorulmaz.

İşinin hemen tüm ayrıntılarıyla ilgilenmek ister. Arada tonla parayı hayalindeki filmi çekmek üzere yatırır, parasını batırır; iflah olmaz. Bakıyorum, "Balans ve Manevra"yı hemen her yerde yılın en kötü filmi seçmekteler. Boğaziçi bitirmiş, feleğin çemberinden geçmiş bu adam, nasıl bir film çekerse gişe yapacağını kestiremiyor mu? Tabii ki kestiriyor. Ama ondan bu hikaye çıkıyor işte, kendini bu şekilde anlatabiliyor.

Şimdi bu film muhabbeti de nerden çıktı demeyin; lafı son albüme bağlayacağım. "Renkli Rüyalar Oteli", Teoman’ın 11. albümü olmuş. Geçmişe bakıyorum; Teoman’ı temelde şu şekilde eleştirmişim; "Neden bu kadar çok albüm yapıyorsun? İster istemez kendini tekrar ediyorsun. Sen Teoman’sın kardeşim, her sene albüm yapmaya ihtiyacın mı var? Unutulmaktan mı korkuyorsun?"

Öte yandan aradan geçen zaman içinde Teoman’la ilgili bir gerçeği fark ettim. Tıpkı "Balans ve Manevra" örneğinde olduğu gibi; Teoman ne yapması gerektiğiyle değil ne yapmak istediğiyle daha çok ilgileniyor.

Bu açıdan bakacak olursak "albüm yapmak" da Teoman için içgüdüsel bir davranış. İstiyor, yapıyor. Kendi adıma Teoman’ın bir "dur"a, bir "temizlenmeye" ihtiyacı olduğunu düşünmeye devam etsem de bu konuyu burda kapatıyorum. Müzisyendir, prodüktördür, yönetmendir; para onun, keyif onundur, paşa gönlünün istediğini yapar. Sonuçlarına da pekálá katlanabilmektedir çünkü.

Albüme gelecek olursak; "Renkli Rüyalar Oteli"nin en çok, o pek anlaşılamayan ilk albüme benzediğini söyleyebiliriz. Son tahlilde bir öze dönüş albümü olduğu da söylenebilir. Daha bir kaygısız, daha bir "satmazsa satmasın"cı... Stüdyoya girmişler, takılmaya başlamışlar; şarkılar bile stüdyoda yazılmış. Görüyorsunuz temel amaç, albüm yapmak; "yeni şarkılarım birikti" meselesi değil.

Çıkış şarkısı olarak seçilen "Dursun Dünya" bir Barlas bestesi ve daha önce Gülhan’ın albümünde yer almış bir şarkı. Öte yandan bu düzenlemeyle bambaşka bir şarkı olmuş. Dinleyeni çabucak yakalayan nakaratı ile doğru bir seçim, albümün ruhunu da gayet iyi taşıyor.

İkinci klip olarak tavsiye edeceğim şarkı Teoman’ın Sarah Cameron’la düet yaptığı (Sarah, iki yıldır Türkiye’de yaşayan bir müzisyen, yakında onun albümünü de tanıtacağız inşallah) "Aşk Kırıntıları". Albümü sırtlayacak, satışı ivmelendirecek kilit şarkı budur albümde.

Onun hemen arkasından ise albümle aynı adı taşıyan ve "alıntıdır, çalıntıdır, esintidir" geyiklerine maruz kalan "Renkli Rüyalar Oteli"ne klip gelir diye tahmin ediyorum.

Yeri gelmişken iki çift laf edeyim; şimdi ben besmele çekip bir otursam sizin birbirine benzettiğiniz "Renkli Rüyalar Oteli" ile "Le Vent Nous Portera" kadar benzeyen 50 tane şarkı bulurum. Ne alıntıdır, ne çalıntıdır, ne esintidir. İki şarkının gitar partisyonları birbirine benzemektedir sadece. Bu gitarlar, "Le Vent Nous Portera"da şarkının alamet-i farikasıdır. Bu nedenle düzenlemede, Teoman bu gitar yürüyüşlerini neredeyse aynen kullanınca göze batmıştır. Yoksa bu şarkının melodisiyle o şarkınınkinin ilgisi yok. Tesadüf müdür, bilinçli midir; orasını bilmiyorum. Bu adam da aptal değil ki Türkiye’de bu kadar meşhur olmuş bir şarkıdan kes yapıştır yapsın.

Eğer çekilirse dördüncü klip de sanıyorum Barış Manço cover’ı "Unutamadım"a gelir. Teoman, klasik olmuş bu şarkıların asla sahibinden daha iyi yorumlanamayacağını biliyor ve şarkıları çok iyi "bozuyor". İyi cover öyle bir şeydir çünkü.

Özetle derim ki müziksever Tolga olarak beğendim ben albümü. Bir müzik yazarı olarak ise galiba şöyle bir şey diyebilirim: "Teoman yapmış, olmuş; saygı duyuyorum".
X