Eğitim Haberleri

    TEOG, seçme sistemleri ve yeni öneriler

    Prof. Dr. Selahattin GELBAL - Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi
    25.09.2017 - 09:11 | Son Güncelleme:

    Milli eğitim sistemimizde ortaokuldan liselere ve ortaöğretimden üniversitelere geçişte bugüne kadar çok farklı sistemler denendi. Sıklıkla değişen ise daha çok liselere geçiş sistemi oldu. Şimdi bu sistem yeniden değiştirilecek. Peki TEOG yerine önerilen sistemler ne kadar makul?

    İlk zamanlar liselere geçişte yalnızca belirli okullar için sınav yapılırdı. Fen liselerine ve bazı meslek liselerine sınavla öğrenci alınırdı. Bu sınavlarda başarılı olmak için öğrencilerin ayrıca özel ders ve kurs gibi hazırlık süreçleri olmaz, yürütülen milli eğitimin müfredatıyla öğrenciler sınava hazırlanırlardı. Anadolu liselerine de öğrenciler sınavla alınmaya başlanınca buna giren öğrencilerin sayılarında hızla artış yaşandı. TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) diye adlandırılan ortaöğretime geçiş sitemine kadar Liselere Giriş Sınavı (LGS), Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKSYS), Seviye Belirleme Sınavları (SBS) gibi seçme sistemleri uygulandı.

    SINAVLAR PSİKOLOJİK GELİŞİMLERİNİ OLUMSUZ ETKİLEDİ
    Bir seçme siteminden diğerine geçişte, görülen aksaklıkların giderilmesi amaçlanmış ve bu aksaklıklara bulunduğu belirtilen çözümlerle sistem devam etti. Bir üst kuruma geçişte, başvuran adayların fazlalığı ve talep edilen nitelikli kurumların azlığı, seçme sürecini zorunlu kıldı. Seçme sürecinde daha nitelikli okullara girebilmeleri için öğrencilerin hazırlıklarını, milli eğitim müfredatı dışında arama çabaları git gide arttı. Çocukların sınava hazırlık süreçleri daha erken sınıflara kadar düştü. Ders çıkışıyla hafta sonlarındaki zamanlarını özel dersler ve kurslar alarak devam ettirmeye başladılar. Ortaokulun ilk yıllarından itibaren boş zamanlarını spor, eğlence ve kültürel faaliyetlerle doldurması gereken öğrencilerin bu vakitlerini, hazırlık kurslarına giderek geçirmeleri onların psikolojik ve sosyal gelişimini olumsuz etkiledi. Ülkemizde zorunlu eğitimin liseyi de kapsaması, bu kurumlara sınavla öğrenci seçme işlemini anlamsız hale getiriyor. Zorunlu eğitim kapsamındaki liselere sınavla öğrenci alınmaya devam edilmesi, bu okullar arasındaki nitelik farkının olağanın dışına çıkmasına neden oluyor.

    TARTIŞMALAR YÜKSEKÖĞRETİME GEÇİŞ İÇİN DE GÜNDEMDE
    Son günlerde devam eden tartışmalar, TEOG sisteminin kaldırılmasıyla, bir üst eğitime öğrencilerin nasıl yerleştirileceği üzerine yoğunlaşıyor. Ayrıca bu tartışmalar yükseköğretime geçiş için de gündemde. Kamuoyunda birkaç öne çıkan öneri var. Bunlar “her okulun kendi sınavını yapması”, “adrese dayalı yerleştirme”, “not ortalamasına göre geçiş” ve “sanat-spora göre yerleştirme.” Gelin bu sistemlere kısaca bir göz atalım.

    OKULLARIN KENDİ SINAVINI YAPMASI KAOS YARATABİLİR
    Bu yerleştirme sistemlerinden biri de, her okulun kendi sınavını kendisinin yapması, çok akla uygun bir yöntem olarak görünmüyor. Çünkü seçme sınavı yapmak oldukça profesyonel bir iş ve ülkemizdeki çok sayıdaki okulun bu hizmeti layıkıyla yapması mümkün değil. Yapılsa dahi oldukça fazla suistimale açık ve bu seçme sürecini kaosa sürükleyebilir. Şu açından da bakılabilir: Eğer sınavla öğrenci seçimi yapılacaksa eski sistemin kaldırılmasına gerek kalmazdı. Ayrıca bir öğrencinin girmeyi planladığı birden fazla okulun her biri için başvurması ve sınavına katılması gerekir. Bu okulların bazıları farklı il ve ilçelerde ise bu sorun çok daha karmaşık hal alabilir. Aynı güne ve saate denk gelen sınavlar ortaya çıkabilir. Bu sistem ülkemizde üniversitelere öğrenci alımının ilk yıllarında denendi ve son verildi.

    YAKIN LİSE YOKSA NE OLACAK?
    İkinci öneri, adrese dayalı sistem. Halen ilkokullarda uygulanan sistem kısmen kullanılabilir durumda. Ancak burada da üzerinde durulması gereken kısımlar var. Örneğin, yerleşim merkezi dışındaki okullara öğrenciler nasıl yerleştirilecek? Her mahallede adrese yakın lise bulunmadığı durumlarda yerleştirmelerde sorun doğabilir. Meslek liselerine öğrenci seçiminin de adrese dayalı yapılması çok uygun görünmüyor. Adresine yakın bulunan meslek lisesine gitmek istemeyen bir öğrenci zorla gönderilemeyeceğine göre çok kullanılabilir bir durum değil. Meslek liselerine gidecek olan öğrencileri tercihlerine bırakmak, Anadolu liselerine adrese bağlı yerleştirme yapmak, öğrencilerin zorunlu eğitim kapsamında sınav stresi yaşamadan yerleştirilmesini sağlayabilir. Fen liseleri ile benzer özellikteki bazı Anadolu liselerine merkezi bir sınavla öğrenci seçilmesi, önerilen diğer sitemlere göre daha uygun.

    ŞİŞİRME NOT TEHLİKESİ
    Tartışılan üçüncü öneri ise not ortalamasına göre yerleştirme. Ülkemizdeki farklı bölgelerde yer alan okullarda verilen başarı ölçüleri birbirinden çok farklılaşıyor. Öğretmen notlarının güvenirlikleri de önemli bir sorun. TEOG’da kısmen kullanılan başarı notları, şişirme not iddialarıyla tartışmalara neden oldu. Sadece not ortalamasına göre yerleştirme yapmak, bazı okulların şişirme not vermelerini daha çok teşvik eder. Buysa hakkaniyet ölçülerine göre yerleştirmeyi engeller.

    SANAT VE SPOR ETKİNLİKLERİYLE AKADEMİK BAŞARI ÖLÇÜLEMEZ
    Sanat ve spora göre yerleştirme ise kullanışlı değil. 1 milyonu aşan öğrencinin hepsini bu etkinliklere yönlendirmek mutlaka önemli. Ancak çok sayıdaki öğrenciyi bu etkinliklere hazır hale getirmek çok zor. Spor ve sanat açısından farklı olanaklara sahip okullarda okuyan öğrencilerin yerleştirilmesinde aynı ölçütün kullanılması da fırsat eşitliğini oldukça zedeler.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı