« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Tenisin vahşi çocuğu

Goran Ivaniseviç geçen hafta Wimbledon Tenis Turnuvası'nı kazandı. Ivaniseviç, turnuvaya ‘‘Wildcard’’ (vahşi kart) denen özel izinle katılıp kazanan ilk tenisçi oldu.

Yavuz HARANİ
SON GÜNCELLEME

Turnuva öncesi, Dünya sıralamasında 125. sırada bulunan Ivaniseviç, Wimbledon'ı daha önce üç kez finalde kaybetmişti. 1992'de Andre Agassi, 1994 ve 1998'de Pete Sampras, Goran Ivaniseviç kahrolurken, gülen isimler olmuştu. Hızlı servisleri kadar sinirli hareketleriyle de tanınan Hırvat tenisçi için özel iznine gönderme yaparak ‘‘gerçek bir vahşi kart’’ deniyor. O ise Wimbledon'ı kazanarak yükten kurtulduğunu ve yeniden zevk alarak tenis oyamaya başlayacağını söylüyor.

Goran Ivaniseviç Wimbledon şampiyonluğunu ‘‘Hayatımın hayali’’ olarak değerlendiriyor. Ama bir yandan da yaşadıklarının rüya olmasından korkuyor: ‘‘Sanırım bu bir rüya. Uyanacağım ve birisi bana 'Yine Wimbledon'ı kazanamadın' diyecek.’’ Ne de olsa 1992'deki ilk finalinden beri bu anı bekliyor. Goran Iveniseviç kişisel miladı olan bu şampiyonluğu o kadar çok istiyordu ki umudunu meleklere bağlamıştı: ‘‘Bir gün bir melek bana gelse ve 'Wimbledon'ı kazanacaksın ama karşılığında tenisi bırakacaksın' dese bu öneriyi kabul ederdim.’’

Goran'ın hayatı boyunca beklediği şampiyonluk gelmek bilmedi. Tie-break uygulamasının olmadığı beşinci set 9-7 gibi inanılmaz bir skorla bitti. Goran maçın son anlarının ‘‘Çok fazla maç sayısı vardı. Raket 50 kiloymuş gibi geldi’’ sözleriyle güzelce özetledi. Peki ya kazanamasaydı? Bu durumda babasının kalbinin şampiyonluğu üçüncü kez kaçırmaya dayanamayacağını söyledi ve bu zorlu maça dayanan babasına teşekkür etti. 1992'den bu yana üç kez finalde yenilen bu hırslı tenisçiyi şampiyonluk rahatlattı:

 ‘‘Dokuz yıldır sırtımda büyük bir taş taşıyordum. Şimdi uçabileceğimi düşünüyorum. Artık daha az baskıyla ve stresle oynayabilirim’’

Eğer dedikleri gerçekleşirse 29 yaşındaki tenisçinin oyun sitili kökünden değişecek. Çünkü 1.94'lük bu dev tüm kariyerini sinirini kontrol etmeye çalışarak geçirdi. Konsantrasyonunun tamamen ve çok kolayca kaybeden başka tenisçi görülmedi kortlarda. Sıklıkla raketini yere atıp kıran veya onu yemeye çalışan başka biri de. Bu yüzden kazandığı para ödüllerinin önemli bir bölümü cezalara gitti. Ivaniseviç tam olarak ne kadar ceza ödediğini bilmiyor. ATP turnuvalarında bir çok tenisçinin kazandığından daha çok  ceza ödediğini söylüyor. Toplam ne kadar ceza ödediğini öğrenmek için organizatörlere başvurmuş.

Tüm bunların sonucu olarak en çok para kazanan tenisçi ve sadece bir set top alacak kadar kazanan tenisçi profilleri arasında inişli çıkışlı istikrarsız bir grafik çizdi. Tenis otoriteleri onun için ‘‘Bir gün dünya sıralamasında birinci olan birini yenebilir ama ertesi gün hiç adı duyulmamış herhangi birine yenilebilir’’ diyor.

Ivaniseviç, 92'de Agassi'ye kaybetmesinin kariyerinin dönüm noktası olarak tanımlıyor: ‘‘İlk kez final oynadığımda kazansaydım bir kaç Wimbeldon şampiyonluğum daha olurdu. Şampiyonluğu elinize ilk fırsat geçtiğinde almalısınız. Belki de benimle Sampars ve Agassi'nin kariyerlerini ayıran nokta bu. İkinci kez finale çıktığınızda düşünür ve yine kaybetmekten korkarsınız. Üçüncüsü daha kötüdür.’’

Bu baskı da Goran'ın  sinirlerini gerdi hiç kuşkusuz. Omzundaki sakatlık da peşini bırakmayınca zamanla tenis oyanama isteği ve motivasyonunu da yitirdi. Sıralamalada ilk 100'den düştü.

Geçen yıl kaybettiği bir maçtan sonra isteksizliğine ilişkin sorulara şu yanıtı veriyordu: ‘‘Tüm hayatım boyunca bir şeyler için oynadım. Kariyerimin başlangıcında kızkardeşim kanserdi. Onun için oynadım ve iyileşti. Sonra savaş başladı, ülkem için oynadım. Sonra birden bire herşey durdu. Oynamak için hiç bir sebep yoktu. 2 yıldır tenis oynamaktan zevk almıyorum.’’ Ama artık tenis oynamaktan zevk aldığını büyük bir mutlulukla söylüyor.

İLAHİ YAĞMUR

Goran daha önce oynadığı Wimbledon finallerini zorlu geçen ve onu çok yoran yarı final maçlarına bağlıyordu. Bu yıl yağmur onun kurtarıcısı oldu. İngiliz Tim Henman'a karşı oynadığı yarı final maçı iki kez bir sonraki güne ertelendi. ‘‘Kaybedecektim, ama Tanrı yağmuru gönderdi. Bu finali kazanmak benim kaderimdi’’ diyen Goran Ivaniseviç'in yağmuru bir haberci olarak kabul ettiği görülüyor.

Goran Ivanisevic, bu tarihi şampiyonluğu, ‘‘En iyi Avrupalı basketbolcu’’ olarak tanımladığı ve 1993'te bir trafik kazasında ölen Drazen Pertroviç'e adadı: ‘‘Eğer yukarılarda bir yerlerde beni iziliyorsan, rahat uyu.’’

Ivaniseviç bir başka Hırvat basketbol efsanesini de duygulandırmayı başardı. Chicago Bulls'la 3 kez NBA şampiyonluğu kazanan Toni Kukoç Ivaniseviç'in şampiyonluğunun Hırvatistan'ın 10 yıllık tarihindeki en büyük başarılardan biri olarak nitelendirdi ve ‘‘Onun başarısını kendi başarımmış gibi kabul ediyorum. Biz sporcular, bu tip kazançların ne kadar zor elde edildiğini çok iyi biliriz.’’

BAŞBAKAN GORAN

Ivaniseviç, hiç uyumamasına neden olan İngiltere'deki kutlamalardan sonra üllkesine döndüğünde tüm Hırvatların Kukoç gibi şampiyonluğu kendi başarıları gibi sahiplendiği gördü.

Başbakan Yardımcısı Zeljka Antunoviç Ivaniseviç'in sadece kendi için değil tüm Hırvatistan için harika bir işbaşardığını söyledi ve ‘‘Bize hırs ve inançla herşeyin mümkün olduğu gösterdi’’ dedi.

Hırvatların son gözdesini taşıyan özel uçak Spilt semalarında göründüğünde Split şehirinin caddelerini dolduran 150 bin kişilik kalabalık çoşkuyla dalgalanmaya başladı. Havaalanında annesi kızkardeşi ve kız arkadaşı manken Tanja Dragoviç onu sarılarak karşıladı. Sonra Adriyatik kıyısında 10 millik bir tekne yolcuğu yaptı. Düzinelerce turist ve balıkçı teknesi sirenlerini çalarak ona eşlik etti.

Kalabalığı selamlamak üzere sahneye çıktığında, ‘‘Büyük birşey bekliyordum ama bunun kadar büyüğünü beklemiyordum. Biz Split'liler sadece 300 bin kişiyiz ama herkesten deliyiz’’ dedi.

Ivaniseviç'in üstünde, arkadaşı Petroviç'e ait olan 3 numaralı New Jersey Nets forması vardı. Splitlilerin çoğunun tişörtlerinde ise  ‘‘Ben bir dahiyim’’ sloganı vardı. Çünkü Ivaniseviç hayatı boyunca hayran olduğu John McEnroe, ‘‘Sadece iyi servis atabiliyor’’ demiş ve Goran'ı ‘‘tek atışlık mucize’’ olarak tanımlamıştı. Goran finale ulaşınca lafı gediğine koydu: ‘‘Ben bir dahiyim çünkü insanlar sadece iyi servis atabildiğimi söylüyorlar. İyi servis atarak finale gelmek için dahi olmanız gerekir.’’

Bu arada Goran'ın kahramanının McEnroe olmasına şaşmamalı. Mcenroe da onun gibi solak ve öfkeli bir tenisçi. McEnroe'nun tenis hakemlerine olan öfkesi tenisi bıraktıktan şarkılarına bile yansıdı. 

Kutlamalar sırasında bir taraftar kendini Goran'ı taşıyan Mercedes'in önüne atarak, ‘‘Sen bu kentin sembolüsün’’ diye bağırdı. Pankartlardan birinde ‘‘Başbakan Goran’’ yazıyordu. Yaşlılardan biri Split'in, Tito'yu bile böyle karşılamadığını söylüyordu. Kimbilir belki bir gün Başbakan da olur.

TİTO BİLE BÖYLE KARŞILANMADI

Kutlamalar sırasında bir taraftar kendini Goran'ı taşıyan Mercedes'in önüne atarak, ‘‘Sen bu kentin sembolüsün’’ diye bağırdı. Pankartlardan birinde ‘‘Başbakan Goran’’ yazıyordu. Yaşlılardan biri Split'in, Tito'yu bile böyle karşılamadığını söylüyordu.


Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler