Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Temkinli hava hakim ama...

    Hürriyet Haber
    24 Kasım 2001 - 00:00Son Güncelleme : 24 Kasım 2001 - 00:01

    BU kez iyileşme konusunda, piyasaların genelinde, eskisine kıyasla daha temkinli bir hava oluştu. Ancak bu temkinli havaya karşılık, bazıları yine, değişik saiklerle, ‘‘çok iyi olacak’’ diyerek, kasıtlı bir pompalamayı da bırakmış değiller.Geneldeki temkinli havadan ise, sağduyu adına, umutlu olmak için henüz erken. Çünkü temkinli görünenlerin bir bölümü, ‘‘şimdilik’’ öyle görünüyor.Bizce sadece olumlu havanın aşırı pompalanmasına karşı değil, aşırı canlanma beklentilerine karşı da temkinli yaklaşmalıyız. Bazı işveren temsilcilerinin 10 milyar dolarlık ek kaynak haberlerine, gerçekten sağduyu adına temkinli yaklaştıklarını, buna karşılık bazılarının ise, 'Temkinli görünüp, Hükümeti aşırı canlanma için karar almaya zorlamak' gibi bir hesap içinde olduklarını gözlüyoruz.Yani yapmak istedikleri şey şu: ‘‘10 milyar dolar ek kaynak gelmesi önemli değil, piyasaların çok canlanması ile biz bu kötümser havayı üstümüzden atarız’’ diyerek, Hükümeti harcamaları artırmaya itmek istiyorlar. Bunu yaparken de tabi ki, ‘‘Kamu küçülsün’’ diyerek yapmayı planlıyorlar. Bu arada ileride ülke ekonomisini zora sokacağını bile bile, bazı büyük işlerin, daha önce aldıkları sözleri bahane edip, kendilerine verilmesini isteyenler de olacak.Bizce, ekonomi belirli bir aşamaya geldi. Şu andaki faiz düzeyinin, mevcut ekonomik veriler ışığında, yüksek olduğu savı doğru değil. Faizler normal hatta biraz aşağıda bulunuyor. Döviz fiyatlarına yaklaşım ise değişik. Kimileri doların yüzde 20-30 oranında yüksek olduğunu belirtirken, kimileri değişik baz tarih kullanıp, normal seviyesinde olduğunu söylüyor.Bizce bu tartışmalar da önemli değil. Ancak şu kadarını söylemek gerekir ki; döviz fiyatının bu düzeyinden çok aşağılara gelmesi, Türkiye'nin önümüzdeki yıl TL'yi değerlendirme marjını elinden alır, dolayısıyla önümüzdeki yıl yapılacak enflasyon mücadelesi için kazanılan eldeki barutun alınması anlamına gelir.SAĞDUYU HAKİM OLSUNİşte, olumlu havaya temkinli yaklaşanların, ya da öyle gözükenlerin bir bölümü aynı zamanda ‘‘enflasyonla mücadeleden vazgeçilmesi’’ni savunuyor. Bazıları, utandıkları için açıkca söylemiyor, ama bazıları da açık açık ‘‘Artık enflasyonla mücadeleden vazgeçelim, piyasayı canlandıralım, yoksa öleceğiz’’ diyor.İşte burada da sağduyunun hakim olması lazım. Unuttuğumuz bir şey var ki; 2000 yılında biz bu programa enflasyonla mücadele için başladık. Ancak bu mücadeleyi engelleyen bildiğimiz, bilmediğimiz o kadar çok engel çıktı ki, bu engeller krizleri yaratıp faturayı ağırlaştırdı. Ancak bu kadar ağır olmasa da, biz zaten bu mücadelenin bir faturası olacağını biliyorduk. Şimdi gelinen aşamada ‘‘bilmiyormuş’’ gibi davranırsak, bunu samimiyet ile bağdaştırmak mümkün olmaz. İnsana ‘‘O zaman niye enflasyonu yeniyoruz kampanyaları düzenlediniz’’ derler...Bu söylediklerimiz, reel sektörün sorunlarının çözümü için uğraşmayalım anlamına da gelmiyor. Londra Yaklaşımı, Aktif Yönetim Şirketi gibi kurumların harekete geçirilip, reel sektörün, dolayısıyla mali sektörün sorunlarının mutlaka çözülmesi gerektiğine, makro politikaların yanısıra bu tür mikro önlemlerle program uygulamasının iyileştirilebileceğine inanıyoruz.Ama bunu yaparken dozu kaçırmamak gerekiyor. Artık, ‘‘zaten yaşama şansı olmayan işletmeler’’in zorla yürütülmesi dönemi sona erdi, bunu unutmayalım...Unutmayalım ki; Hükümet üzerine ‘‘aşırı canlanma’’ yönünde baskı yaparsanız, bunun da abartılma ihtimali yüksek görmüyor musunuz; kadro kısıtlaması, kamunun küçültülmesi derken, bakanlar sıraya girmiş yeni kadrolar istiyorlar...
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı