Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Temizel'in kaşları...

Muharrem SARIKAYA

Koalisyonda DSP'li bakanlar arasındaki uyum ve dostluk hemen her yerde dikkat çekiyor.

TBMM kulisindeki birliktelikleri, yaptıkları icraattan birbirlerini anında bilgilendirmeleri, zaman zaman biraraya gelip görüş alışverişinde bulunmaları ve alçakgönüllü davranışları en önemli özellikleri.

DSP'li bakanlar hafta içinde de biraraya gelip yemek yediler.

Sohbette üzerinde en fazla konuşulan konu ise Maliye Bakanı Zekeriya Temizel'in ihtişamlı kaşlarıydı.

Söz Temizel'in kaşlarından açılınca DSP'li Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan, bir itirafta bulunmaktan kendini alamadı:

‘‘Sayın Bakanım, geçen Yüksek Planlama Kurulu (YPK) toplantısında öyle bir baktınız ki, tamam yandık dedim...’’

Ardından devam etti:

‘‘Şu kaşlar var ya, seni öyle bir ele veriyor ki... YPK'da söze başlamadan önce bana bir göz attınız, kaşları tam havaya kaldırdınız. Hemen yanımdaki bakan arkadaşa, 'Tamam, yine müteahhitlerin başına gelecek bir iş var' dedim...’’

Özkan, bakan olmadan önce müteahhitlik yaptığını hatırlattı ve esprili bir havada ekledi:

‘‘Sonuçta dediğim çıktı. Müteahhitlerin defterleri ve vergi ödemeleri ile ilgili bir kararı getirdi, yine bizi yaktı iyi mi? İşin kötü tarafı, getirdiği kararın doğru olmasıydı. Ne yapalım, doğru olanın yanındayız deyip destekledik.’’

* * *

Özkan bunu söyleyince Temizel, kaşlarının hemen her yerde başına iş açtığını belirterek söze girdi:

‘‘Yahu inanır mısınız, gözlüğüm olmadan, sadece bir mayo ile kalsam bile şıp diye tanıyorlar...’’

Ardından başından geçen ilginç bir olayı anlatmaya başladı.

Bir süre önce İstanbul'da vergi yasası ile ilgili katıldığı toplantının çok uzun sürdüğünü ve sabaha karşı Tarabya Oteli'ne döndüğünü belirtti.

Aynı sabah çok erken saatte bir başka yerde daha randevusu bulunduğunu vurguladıktan sonra başından geçeni anlatmaya başladı:

‘‘İki saat kadar uyuyup kalktım. Uykusuzluğu üzerimden atabilmek için altı buçukta Tarabya Oteli'nin saunasına indim. Baktım içerde iki kişi var. Hemen toparlanıp ayağa kalktılar, 'Sayın bakanım hoş geldiniz' demezler mi? Nereye gitsem, kaşlarım beni ele veriyor.’’

* * *

Temizel, saunadaki bu iki kişinin otelin yakınındaki bir otoparkın işletmecileri olduğunu öğrendiğini ve sohbet etmeye başladıklarını vurguladı.

Yüzüne samimi gülümsemesi hâkim olduktan sonra ekledi:

‘‘İçlerinden iri, 'Sayın bakanım, sizin kulaklarınızı biz çok çınlatırız' demez mi?’’

Temizel, bu sözü önce kötü anlama çekmiş. Hatta, ‘‘Her gün birçok kişi çınlatıyor’’ deyip geçmek istemiş.

Ancak içine de sindirememiş ve ‘‘Niye kulaklarımı çınlatıyorsunuz?’’ sorusunu yöneltmeden edememiş.

Aldığı yanıt ise şöyle olmuş:

‘‘Sendeki şu kaşlar var ya, bende olsa, sadece bakış atarak İstanbul'un bütün otoparklarını ele geçiririm alimallah...’’

Temizel, bu anısını anlattıktan sonra şu espriyi yapmadan da geçemedi:

‘‘Dilerim verginin iyi toplanmasına da kaşlarımın katkısı olur...’’













X