Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Temel bilimler zihni mesleğe hazırlıyor

    12 Mart 2016 - 16:08Son Güncelleme : 13 Mart 2016 - 09:35

    2014 yılında Academic Cooperation Association (ACA), lisansta temel bilimler (Liberal Arts) eğitimi konusunu gündemine alan bir toplantı düzenledi ve bu yolla yeniden üniversitelerin özellikle lisans eğitimi düzeyinde konuyla ilgili çalışmalar yapmalarının önemine dikkati çekti.

    Yükseköğretimin günümüzde belki de en tartışmalı konularından biri, lisans eğitiminin doğrudan mesleğe yönelik mi, yoksa temel bilimler alanında ya da temel bilimlere dayalı, öğrencilerin zihin kapasitelerini daha üst düzeye çıkarmayı amaçlayan bir eğitim mi olması gerektiğidir. Öğretim programlarını düzenleyen karar vericilerin bu soruyu sormaları ve ayrıntılı, gerekçeli yanıtlar vermeleri son derece önemli görünüyor.

    Klasik bir geleneğe göndermede bulunan, günümüzdeki adıyla temel bilimler eğitiminin ya da kimi ülkelerde hâlâ kullanılan adıyla Liberal Arts (Septem Artes Liberales: Yedi Özgür/Serbest Sanat) eğitiminin kökleri Eskiçağın ‘Academia’ geleneğine dayanıyor. Üniversiteleri icat eden Ortaçağ’da eğitimin omurgasını oluşturan bu bağlamın söze (Trivium: Dilbilgisi, Mantık, Retorik) ve sayıya (Quadrivium: Aritmetik, Geometri, Astronomi, Müzik) dayalı olmak üzere iki önemli boyutu var. Bu eğitim zihinsel faaliyetleri en üst düzeye çıkarmayı amaçlıyor ve ağırlıklı olarak da okuma-anlama, yazma-anlatma becerilerinin güçlendirilmesine işaret ediyor. Halen bazı ülkelerde bu konularda neredeyse özelleşmiş bir eğitim veren kurumlar ‘Liberal Arts College’ denilen yapılanmalar söz konusu.

    Zihin kapasitesini artırıcı bir eğitim

    Ancak günümüzde elbette bilgi dallarının çeşitlenmesiyle bağlantılı olarak temel bilimler de daha ayrıntılı olarak ortaya çıkıyor ve genellikle bu bağlamdaki eğitim konuları biçimsel bilimler (istatistik, mantık, matematik), doğa bilimleri (astronomi, biyoloji, botanik, fizik, jeoloji, kimya, yer bilimleri, zooloji), insan bilimleri (arkeoloji, dilbilim, edebiyat, felsefe, klasik diller, konuşma sanatı, modern yabancı diller, sanat, tiyatro) ve toplum bilimleri (antropoloji, coğrafya, iktisat, psikoloji, siyaset bilimi, sosyoloji, tarih, toplumsal cinsiyet çalışmaları) olmak üzere dört ana başlıkta toplanıyor genellikle.

    Temel bilimler öğrenimi ve eğitiminde öğretim elemanları her bir öğrenciye yoğun bir biçimde ‘mentörlük’ hizmeti de veriyor. İçerik olarak insan-toplum-doğa konularında yoğunlaşan öğretim-öğrenim etkinlikleri yine günümüzdeki yaygın belirlemeler doğrultusunda analitik, eleştirel, sorgulayıcı düşünmeyi öne çıkaran felsefi nitelikli bir eğitim olarak nitelendiriliyor. Böyle bir eğitimden geçerek adeta zihinleri incelen, bununla da bağlantılı olarak zihin kapasiteleri en yüksek düzeye çıkan kişilerin, öğrenmeyi öğrenme konusunda ne denli güçlü hale gelecekleri açık.

    Bir mesleğin dar sınırları içine kapatılmayan zihinler bu yolla gözlemleme, görme, algılama, anlama, değerlendirme, karar verme gücünü gittikçe arttırıyor ve her zaman yeniliklere, yeni bilgi edinmeye hazır duruma gelebiliyor. Aslında önemli olan da bu değil mi? Üniversiteler bu anlayışa göre zihinlerin form/formasyon (Bildung) kazandıkları bir  ortamdır; bu ortamda öne çıkarılan temel bilimler ya da diğer adıyla Özgür/Serbest Sanatlar (Liberal Arts) aslında zihinleri, bir mesleği kazanmaya ve onu en iyi biçimde icra etmeye hazırlayan kaynaklardır.

    Yeniliklere açık, kriz çözebilme yeteneği kazandırıyor

    Günümüzde böyle bir eğitimin avantajları ya da bunun sağladıkları şöyle sıralanabilir: Analitik, eleştirel, yaratıcı ve özenli düşünme, doğru sorular sorabilme, bütünü görebilme, bütün-parça ilişkisini çözümleyebilme, sorun çözme, eleştirel okuma, etkili araştırma, etkili sözlü ve yazılı anlatım, etkili zaman kullanımı, niceliksel ve niteliksel verileri çözümleyebilme, yeni fikirlere ve işbirliğine açık olma, işbirliği etiğine dayalı olarak çalışabilme, başkalarına, başka kültürlere ve yeni durumlara, yeniliklere duyarlı ve açık olma, kriz çözücü olabilme.

    Bu belirlemelerden de kolaylıkla anlaşılacağı gibi, bu türden yetkinliklere ya da yeterliliklere sahip olanların kariyerlerini özgürce seçebileceklerinin ipuçlarını da tam da burada görebiliyoruz. Yükseköğretime adım atmaya hazırlanan adayların, gelecekte yeniliklere açık olmalarına, yapabilecekleri işleri ‘özgürce’ seçebilmelerine olanak sağlayacak dallarda, temel bilimlerde eğitim görme olanağını gözden geçirmeleri, dikkate almaları önemli görünmüyor mu? Öncelikli olarak zihin kapasitesini artırıcı bir eğitim bağlamına yönelmek daha ufuk açıcı değil mi?

     

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı