Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tembelliğe ödül...

<B>ESKİDEN</B> çok şey iyiydi, şimdi her şey kötü oldu türü söylemler vardır ya... Biz hiçbirine itibar etmeyiz.<br><br>Galiba bir istisna var: O da <B>eğitimimizin kalitesi...</B>

Eğitimci değiliz. Ama herkes gibi sonuca bakınca eğitimimizin hangi kalitede insan yetiştirdiğini hep birlikte görüyoruz.

Sistemin kendisinin iyi olmadığı yetmiyormuş gibi ikide bir tembelleri, haylazları affedip sistemin gradosunu daha da aşağıya çekiyoruz.

İşte son olarak Meclis’e gelen ‘öğrenci affı’ teklifi...

Teklifin sahibi/savunucusu ve TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı AKP Milletvekili Sn. Tayyar Altıkulaç, ‘yüksekokul ve fakülte öğrencisi iken okuluyla ilişiği her ne sebeple olursa olsun kesilen kişilerin tekrar kayıt yaptırıp öğrenci statüsü kazanmasını’ öngördüklerini söylüyor.

Önerinin bir başka hükmü de ‘ders ya da tez hazırlama döneminde başarısız olan yüksek lisans ve doktora öğrencilerini’ kapsıyormuş. Öneri kabul edilirse onlara ‘başarısız oldukları ders için iki sınav hakkı, 1 yıl daha tez hazırlama süresi, doktora öğrencileri için de tezlerini tamamlamaları için 2 yıl daha süre tanınması öngörülüyor’muş.

Tabii inanırsanız ‘bu önerinin türban sorunu ile hiçbir ilgisi yok’muş!

Hani, ‘onu benim külahıma anlat’ diye bir laf vardır ya, insanın aklına o geliyor.

Ama biz meselenin o tarafını değil de eğitim boyutunu ele alalım:

Bu ‘öğrenci affı’ rezaletinin başı Demokrat Parti’nin iktidar olduğu 1950’li yıllara gider.

O tarihte yanlış anımsamıyorsak Yüksek Denizcilik Okulu’ndan atılan bir öğrencinin ‘yeni bir sınav hakkı’ almak için yaptığı başvuru Demokrat Partili milletvekillerince benimsenip de Meclis’e getirilince bu utanç verici yol açıldı.

Açılmakla kalmadı... Eğitim sistemimizi -zaten pek bir matah değildi- iyice berbat etti.

Ve bu ‘popülist’ yaklaşımlar Türkiye’yi, diploması hemen hiçbir ciddi ülkede geçmeyen bir devlet haline dönüştürdü.

Bu gerçeği biz biliriz de Başbakan, Milli Eğitim Bakanı ve öteki hem yetkili hem sorumlu kişiler bilmez mi?

Bilir ama işte görüyorsunuz. İktidara gelişinin ilk günlerinde;

‘Biz hiçbir zaman popülizm yapmayacağız. Çünkü popülizmin ülkeye yararı hiç olmamıştır’ türü sözleri ağzından düşürmeyen Başbakan Tayyip Erdoğan ve onun ‘Bir akademisyen olarak öğrenci affına karşıyım. Ama hükümet üyesi olarak, öğrenci affına ilişkin yasa önerisine olumlu baktığımızı Komisyon’da da Meclis Genel Kurulu’nda da söyleyeceğim’ diyen Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik döneminde tembel ve haylaz öğrenciler için yeni bir af çıkartılıyor.

Yeni dediğimiz de meğer 10’uncu imiş. Demokrat Parti döneminden alırsanız demek ki her beş senede bir öğrenci affı çıkartmışız.

Eğitim sistemi böylesine çürütülmüş bir ülkede üniversite bitirmiş bir kişiye siz olsanız neyinizi emanet edersiniz?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI