Televizyonlarda stil anlatanların stili

20 Aralık 2003 - 00:00Son Güncelleme : 20 Aralık 2003 - 00:00

Gülin Tomay (29), Cansu Dere (23) ve Ayşe Tolga (28). Bu üç kadının tek bir ortak özelliği var. Üçü de stil ve moda programları yapıyorlar.Gülin Tomay 'Stil' (CNN Türk), Cansu Dere 'Ne Moda' (NTV) , Ayşe Tolga 'Cafe Tarz' (Skyturk) isimli programda ne giymeli, ne sürmeli, ne takmalı, nerede yemek yemeli, nerede dans etmeli, nerede içki içmeli gibi bir dolu konu hakkında haberler veriyor. Modacılarla röportaj yapıp, mimarlara yarattıkları mekanları anlattırıyorlar. Halk onları moda gurusu zannediyor. Yolda çevirip 'Bu etek çok mu demode' diye soranlar bile var. Gülin, Cansu ve Ayşe bugüne kadar birçok ünlüyü 'Ne giyiyorsun?', 'Nereden giyiniyorsun?', 'Hangi modacıyı beğeniyorsun?' diye sorguya çektiler. Şimdi cevap verme sırası onlarda. GÜLİN TOMAYO ERKEKSİ BİR KADIN ÇİZME DEĞİL POSTAL GİYİYORGülin Tomay (29) Koç Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu. Programın metnini yazıyor, sunuşu, seslendirmeyi hatta montajını yapıyor. Gerekirse kamerayı alıp çekime çıkıyor. Bunların hepsini bir yılda öğrenmiş. 'Nasıl yani?' diyoruz, anlatıyor: 'Üniversiteden mezun olurken televizyon haberciliğiyle ilgili bir konu seçtim. Eğitim düzeyi düşük kadınların haberleri nasıl algıladığıyla ilgili bir araştırma yapmıştım. Böylece televizyonculuğa merak sardım. O günlerde CNN Türk yeni kuruluyordu. Kanal ben girdikten bir yıl sonra açıldı. O bir yılda CNN International'dan gelen yetkililer bize metin yazmayı, seslendirmeyi, kamera kullanmayı ve montajı öğretti.' İTALYAN LİSESİ ETKİSİGülin Tomay'ın stil merakı lise yıllarından ileri geliyor. İtalyan Lisesi mezunu olan Tomay, okulunun kendisine farklı bir estetik anlayışı aşıladığına inanıyor. CNN Türk kurulurken her yapımcıdan ilgilendikleri konular hakkında program teklifi vermeleri istendiğinde derhal bir moda programı taslağı hazırlamış. Böylece 'Stil' 1999 yılında yayınlanmaya başlamış. Beş dakikalık programda CNN International'dan alınan defile görüntüleri montajlanıyormuş. 2000'de program 8 dakikaya uzamış. Bu üç dakikalık artış sayesinde Türkiye'den de moda haberleri vermeye başlamışlar. Yıl 2003. Stil artık 40 dakikalık uzun bir program. Programın yüzde 80'ini Türkiye'deki tasarım haberleri oluşturuyor. Stil'in yapımcısı ve sunucusu Gülin Tomay kendini farklı giyinen biri olarak görmüyor. ‘Ben de herkes gibi giyiniyorum. Ama insanlar benim farklı olduğumu düşünüyor. Arkadaşlarım ‘Sana hediye almak çok zor, beğenmezsin diye korkuyoruz’ diyorlar. Ben ne istediğimi bilerek alışveriş yaparım. Aldığım her şeyin bir esprisi olması lazım’ diyen Tomay, stili şöyle tanımlıyor: ‘Bence stil insanın ruhunu yansıtan bir şey. Bazen uyanıyorum. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Bir eşofman giyip çıkıyorum. Bazen de mutlu uyanıyorum. Renkli ve parlak şeyler giymek istiyorum. Göze batan şeyler takıyorum. Stil insanın ruhunun aynasıdır.’ Tomay hanım hanımcık şeylerden hoşlanmıyor. Pantolon giymeyi etek giymekten daha çok seviyor. İnce burun çizme yerine postal tercih ediyor. Saçlarını kısa kestiriyor ve zorunlu olmadıkça makyaj yapmıyor. Bu arada eşini giydiren de o. Eskiden sürekli takım elbise giyen eşi, artık spor giyiniyormuş. ‘Eşim alışverişi sevmiyor. Ben beğenir, alırım, getiririm, giyer.’ n Nereden giyiniyor: Derishow, Arzu Kaprol ve Home Store. n Kuaförü: Yolunu kesip kuaförünün adresini soruyorlarmış. Meraklıları için bir kez de biz verelim. Bebek'deki Yıldırım Özdemir. n Parfümü: Christian Dior n Arabası: Ford Focus n Sevdiği mekanlar: House Cafe, Brasserie Leea, Bebek Kahven Beğendiği modacılar: Arzu Kaprol, Ümit Ünal, Stella McCartney, Manolo Blahnik, Sophia Kokosalaki. n Ayakkabı: Tam bir ayakkabı hastası. Rahat ayakkabıları seviyor. Yazın terlik, kışın bot ve lastik ayakkabı giyiyor. Spor ayakkabılarını Reebok ve Puma'dan alıyor. n Beğendiği mimarlar: Eren Talu, Mahmut Anlar, Eren Yorulmazer, n Spor: Fitness yapıyormuş ama çok sıkılmış. Yakın tarihte bir stüdyoya yazılacakmış. Sesim, yüzümden meşhurFarklı tonu Tomay’a sesinde de bir stil kazandırıyor. ‘Üniversite yıllarında konuşmaya başladığım zaman arkadaşlarım kulaklarını tıkardı! Şimdi sesim, yüzümden daha meşhur diyebilirim.’ CANSU DEREO FEMİNEN BİR KADIN KOT PANTOLONLA BİLE SEKSİKanal D Miss Turkey 2000 ikinci güzeli olarak hayatımıza girmişti. Yıllarca mankenlik ve fotomodellik dışında bir şey yaptığını görmemiştik. Dizilerde rol almayan nadir güzellerdendi. Derken çok değil, üç beş ay önce NTV'de 'Ne Moda' adlı programı sunarken karşımıza çıktı.‘NTV'de Gani Müjde'nin 'Gündem Dışı' programına konuk olmuştum. Programdan sonra Cem Aydın benimle görüşmek istedi ve bu işi teklif etti. O güne kadar gelen tekliflere sıcak bakmamıştım. NTV olunca prensipte evet dedim. Birkaç ay geçtikten sonra programın içeriği belli oldu. Zaten modanın içinde olan birisiydim. 'NE MODA'nın formatını çok beğendim.’Programla birlikte Cansu Dere'nin moda konusundaki bilgileri artmaya başlamış. Geçmişte her şeyi yüzeysel bilirken şimdi tasarımcıları yakından tanıyor, markaların tarihçesini biliyormuş. ’NTV benim için bir okul oldu. Artık kamerada anlıyorum. İlk günler bir paragrafı okurken bile zorlanıyordum. Şimdi çok rahatım. En güzeli, bu kanalda maymunluk yapmana gerek yok’ diyor. Cansu Dere rahat giyinmeyi seven biri. 70'li ve 80'li yılların moda akımlarını çok seviyor. Bu sebeple içinde bulunduğumuz yıl, onun yılı. Dar paça pantolonları neredeyse hiç üzerinden çıkarmıyormuş. Tek kelimeyle özetlersek o feminen bir kadın. ‘Ben spor ayakkabı ve jean giydiğimde bile erkeksi görünmüyorum. Çünkü kafama taktığım kasketle ya da giydiğim deri ceketle kıyafetin havasını değiştiriyorum’ diyen Dere topuklu ayakkabı giymeyi çok seviyor.Dere'ye Türk erkeği ve Türk kadınının modaya bakışını soruyoruz. Açıyor ağzını yumuyor gözünü: ‘Çok az insan bu işten anlıyor. Diğerleri marka kurbanı. 'X markanın Y elbisesi moda, hemen alalım' diyorlar. Moda olan mekanlar var. Bu mekanlardaki erkekler de kızlar da aynı giyiniyor. Mesela şimdilerde kızlarda saçı dağınık toplamak moda. ‘Şöyle bir topladım çıktım’ havası vermek için aynanın karşısında 3 saat geçiriyorlar.'n Nereden giyiniyor: Marka tercihi yok. Ama Helmut Lang ve John Galliano'yu çok beğeniyor. Yaratıcı olan herkese sayfı duyuyor.n Kuaförü: Saçlarında boya olmadığı için sürekli gittiği bir kuaför yok. Ebil, Bahçecik ve Kemal Doğulu'yu beğeniyor. n Parfümü: Yves Saint Laurent n Arabası: Cherokee marka bir jeep. n Sevdiği mekanlar: Buz, Salomanje, Taps, Nu Pera, Mezzaluna n Beğendiği modacılar: Hakan Yıldırım, Cengiz Abazoğlu, Ümit Ünal. n Ayakkabı: Ayakkabı Cansu Dere için özel bir konu. İlginç ayakkabıları çok seviyor. En çok ayakkabıya para harcıyor. Donna Karan ve Prada'yı tercih ediyor. n Beğendiği mimarlar: Mahmut Anlar'ı çok beğeniyor. Minimalizmden haz etmiyor. 'Yaşanmamış havası veren mekanları sevmiyorum. En tahammül edemediğim görüntü beyaz bir masa üzerinde yeşil elmalar.' n Spor: The Ritz-Carlton Laveda Spa'ya gidiyor. İnsanların birbirine gösteriş yaparak spor yaptığı mekanlardan hiç hoşlanmıyor. Yazın açık havada yürümeyi tercih ediyor. AYŞE TOLGAO BİR TREND YARATICISI OLMAYACAK PARÇALARI BİRLEŞTİRİYORŞehnaz Tango'yu hatırlar mısınız? 'Unutmak mümkün mü' dediğinizi duyar gibiyiz. O Halde Ayşe Tolga'yı da hatırlıyorsunuz. Perran Kutman'ın küçük kızını oynuyordu. Hani annesi onu 'Kepçe' diye severdi. Ayşe Tolga'yı şu sıralar 'Ayrılsak da Beraberiz' adlı sitcom'da izliyoruz. Bir taraftan da Skyturk'te Cafe Tarz'ı sunuyor. Sunuculuk onun için yeni değil. 99'da TRT2'de 'Kültür ve sanat rehberi'ni, 2000'de NTV'de 'Eksen' adlı bir müzik programı sunmuştu. Stil programı nereden çıktı deyince şöyle cevaplıyor: ‘Bu teklif Skyturk'ün Genel Yayın Yönetmeni Serdar Akınan'dan geldi. Hemen kabul ettim. Çünkü çocukluğumdan beri modacıları deli gibi takip ederim. Tasarımcı olmak en büyük hayalimdi. Pek çok çizimim var. Hatta birkaç kez Beymen Akademia yarışmasına bile katıldım. Moda benim için kendimi ve dünyayı ifade etme biçimi. Moda dünyayı daha yaşanır ve özgün yapıyor.’ Ayşe Tolga için trend yaratıcısı diyebiliriz. Size hiç bir şey ifade etmeyen abuk sabuk parçaları çok güzel bir araya getiriyor. Hatta bu konuda bir anısı bile var. ‘New York'taydım. Terkos Pasajı'ndan aldığım bir bluzu alakasız bir etekle giymiştim. Yolda üç kişi çevirip üzerimdekileri nereden aldığımı sormuştu. Bu koku almak gibi bir şey.’n Nereden giyiniyor: Levis, Diesel, Dolce Gabbana, Miss Sixty gibi mağazalardan ve Londra Soho'daki ikinci el dükkanlarından.n Kuaförü: Yıldırım Özdemir n Parfümü: Dolce Gabbana Light Blue ve kırmızı ve Hugo Boss Intensen Arabası: Minicooper'ı var. Ve ona tapıyor. n Sevdiği mekanlar: Lokanta, Changa, Braserie Leea, Sunset, Belgo, Hyatt Regency Spago (eski adıyla Spasso). n Beğendiği modacılar: Arzu Kaprol, Hakan Yıldırım, Ümit Ünal ve Hatice Gökçe'yi çok yaratıcı buluyor. Londra'daki Bora Aksu'nun yüz akımız olduğunu düşünüyor. Yabancı modacılardan ise John Galliano, Vivienne Westwood, Marc Jacobs, Azzedine Alaia, Alexander McQuenn, Prada, Donna Karan, Caroline Herrera'yı beğeniyor. n Ayakkabı: Sergio Rossi, Prada ve Donna Karan'ı beğeniyor. n Beğendiği mimarlar: Dara Kırmızıtoprak, Yalın Tan, Jeyan Ülkü, Mehpare Evrenol ve Eren Yorulmazer. n Spor: Asthanga yoga, Pilates ve cardio yapıyor.

Etiketler:
Sayfa Başı
HaberlerDede Korkut 1. Uluslararası Kısa Film YarışmasıBEKDERFikret OrmanAçıklamaBinali YıldırımBinali Yıldırım'ın yeğeniBinali Yıldırım nikah töreni