Gündem Haberleri

    Telekulak skandalı, şike soruşturması ve sistemik yolsuzluk

    Emre Kızılkaya / Dış Açı
    07.08.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Telekulak skandalı, şike soruşturması ve sistemik yolsuzluk İngiltere’deki telekulak skandalıyla, Türkiye’deki şike soruşturmasının ortak yönleri var. Her ikisi de daha temiz bir dünya vaadiyle umut veriyorlar. Fakat soruşturmaların arkası gelmez, vitrin yerine perde arkası da incelenmezse, “sistemik yolsuzluğun” yerleşik olduğu düzen devam eder.

    İngiltere’deki telekulak skandalı, ünlü-ünsüz yüzlerce kişiyi, rüşvet verdiği polis memurlarının yardımıyla özel dedektiflere dinlettiği ortaya çıkınca kapatılan News of the World Gazetesi’nin bir üst düzey yöneticisinin daha bu hafta tutuklanmasıyla genişletildi.

    Aslında yıllardır süren soruşturmanın bir anda canlandırılması, Türkiye’deki klişe tâbirle “Zamanlama mânidar” tepkisine neden olabilecek bir döneme denk geldi.

    Çünkü bugünkü kanıtların hemen hepsi neredeyse 10 yıldır İngiliz polisinin elinde bulunmasına rağmen, tam da News of the World’ün Avustralyalı-Amerikalı sahibi Rupert Murdoch’ın İngiltere’nin en büyük uydu yayıncısı BSkyb’ı satın almaya hazırlandığı bir dönemde şok tutuklamalar yapıldı.

    Böylece Murdoch’ın İngiltere’deki en çok okunan gazetesinin kapatılmasına ve BSkyb’ı satın alma sürecinin dondurulmasına zemin hazırlandı.

    Bu durum İngiltere’de “bir takım güçlerin” son anda harekete geçerek medyanın daha da tekelleşmesini önlediği bir “komplo” yürüttüğü izlenimi doğurdu.

    Elbette komplo derken, Murdoch’ın medya kuruluşlarının “suçsuz” olduğunu kastetmiyorum. Ancak kirli çamaşırların yıllarca bekletildikten sonra en kritik zamanda ortaya çıkarılması ve bu süreçte adeta bir halkla ilişkiler kampanyası yürütülmesi, bir komplo kuşkusu doğuruyor.

    * * *

    Rupert Murdoch’ın, özel bir toplantıda, en büyük rakiplerinden olan Daily Mail’in Genel Yayın Yönetmeni Paul Dacre’yi, “Mahallenin tek yaramaz köpeği biz olmayacağız” diye uyardığı bildirilmişti.

    Nitekim 5 Ağustos’ta, yani bugün, Daily Mail’in editoryal uygulamalarındaki olası yasal ve etik ihlallerle ilgili bir iç soruşturma başlatıldı.

    Murdoch’a ait Wall Street Journal’da geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir başyazıda da, News of the World’ün “günah keçisi” ilan edildiği, eleştiri konusu olan uygulamalarının diğer tüm gazeteler tarafından da benimsendiği öne sürülmüştü.

    Bu nedenle İngiltere’de belki demokratik denge mekanizmalarını korumak isteyen, belki de sırf “Murdoch’ı bitirmeyi” amaçlayan bazı odakların harekete geçtiği, News of the World hedef alınırken soruşturmalarda rakiplerine dokunulmadığı yorumu yapılıyor.

    Öyle ki Murdoch’ın demokrasiyi tehdit edebileceği söylenen tekelleşme çabalarına karşı görev süresi de dâhil olmak üzere yıllardır susan eski başbakan Gordon Brown bile âniden ortaya çıkıp News of the World’ü sert sözlerle eleştirdi.

    * * *

    İngiltere’de henüz yargı kararıyla mahkûm edilmediği halde bir gazetenin kapatılması, benzer bir süreci şike soruşturmasıyla yaşayan Türkiye’yi hatırlatıyor.

    Murdoch’ın gazetelerinin “Neden sadece biz hedef alınıyoruz” serzenişi, Fenerbahçe yöneticilerinin geçtiğimiz günlerde sarfettiği ifadelere benzemiyor mu?

    İki süreci de eleştirenlerin ortak iddiası şu:

    “Ne İngiltere’deki telekulak medyası, ne de Türkiye’nin şikeci/teşvik primci spor kulüpleri kamu yararı veya şeffaflık uğruna takibata uğruyorlar. Her iki olayda da sağlam delillerle suçlanan görece önemsiz birkaç sanığın yanına, politik ve ekonomik alanda önemli aktörler pek de ikna edici olmayan delillerle paketlenerek yeni bir güç ve servet paylaşımı yapılıyor sadece...”

    Bu eleştirinin haklı olup olmadığı, iki soruşturmanın sonucunda anlaşılacak. Demokrasiler gerçekten eninde sonunda kendi kendilerini koruyorlar mı, yoksa hep fillerin çimenleri ezdiği bitmek bilmez bir iktidar kavgasına mı araç oluyorlar, bunu zaman gösterecek.

    En önemlisi, sadece savcıların değil, tüm toplumsal güçlerin, siyasi ve ekonomik düzenin “sistemik yolsuzluğun” yerleştiği birer düzlem haline gelmesini önleyecek uyanıklığa sahip olmaları…
     
    Zira bu tür bir yolsuzluk tek tek bireylerin rüşvetçiliğinden veya adam kayırmacılığından kaynaklanmaz. Bu tür bir yolsuzluk, sistemin istisnası değil, kuralı haline gelir.

    Güçlü olanın her zaman kazandığı bu tür bir sistemde “temizlik” yapmak mümkün değildir, ondan ancak onu hepten tasfiye ederek kurtulunabilir.

    Umalım ki sonuçta hem İngiliz medyasının, hem de Türk futbolunun “sistemik yolsuzluk” batağına düşmediği, söz konusu olanın ancak birkaç “çürük elma” olduğu tüm toplumu ikna edebilecek bir biçimde kanıtlansın.

    Kurunun yanında yaş yakılmadan...

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı