"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Telefon dinleme yasa taslağı için öneriler (III)

TÜRKİYE ’nin bir köşesindeki bir ağır ceza hâkimi, savcı tarafından önüne getirilen dinleme talep yazısına hemen onay verir.

Altına imza attığı evrakta bir dizi telefon numarası yazılıdır. Savcı, bu yazıda telefonların ait olduğu şahısların isimlerini belirtme ihtiyacı duymamıştır.

Bu hâkim, bir süre sonra kendi cep telefonunun -hâkim kararıyla- dinlendiğini öğrenecektir. Dinlenmesine onay veren olur yazısının altında kendi imzasının bulunduğunu öğrendiğinde şaşkınlık içinde kalır. İlk bakışta bir tiyatro oyunu gibi görünen bu olay gerçeğin kendisi olarak geçen yıl İzmir’de yaşanmıştır.


HÂKİMLERİN İZİN YETKİSİ DARALTILMALI

Buradaki sorunun iki boyutu var: Savcının izin yazısında şüphelinin ismini yazmaması, hâkimin de önüne gelen kâğıdı okumadan imzayı basması... Bu olay, aslında telefon dinlemelerde özellikle uygulamayla ilgili en önemli sorunlardan birinin altını çiziyor. Dinlemenin hukuki çerçevesini çizen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, dinlemenin ancak “suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması” hallerinde verilebileceğini hükme bağlıyor.

Bu metin, dinleme izni için ciddi bir gerekçelendirmeyi zorunlu kılıyor. Ama uygulamada ne yazık ki gereken titizlik gösterilmiyor.


ÖNERİ 1: Telefon dinlemeye ilişkin yasa değişikliğine gidilirken, hâkimlerin izin yetkisini daraltacak ya da bu yetkinin titizlikle kullanılmasını sağlayacak düzenlemelerin getirilmesi gerekiyor. Bu çerçevede, dinleme onayı tek hâkimin imzasına bağlı olmaktan çıkartılıp, birden çok imzaya bağlanıp “çifte kontrol” sistemine geçilebilir. Benzer şekilde savcıların da “görülen lüzum üzerine” gibi soyut gerekçelerle izin isteyebilmelerinin de önü kapatılmalıdır. Hem savcıların taleplerini gerekçelendirmelerini, hem de hâkimlerin yetkilerini titiz bir şekilde kullanmalarını sağlayacak denetlenebilir standart prosedürler getirilmelidir.

SIZDIRAN KAMU GÖREVLİSİNE YAPTIRIM

Telefon dinlemedeki sorunlu alanlardan biri de dinlemeyi yapan ya da sonraki aşamalarda kayıtları saklayan kamu görevlilerinin vatandaşların özel hayatlarının mahremiyetine ne ölçüde gereken özeni gösterdikleri konusudur. Bu alanda bazı kayıtların bizzat kamu görevlileri tarafından sızdırıldığı konusunda yaygın şüpheler vardır. Telekomünikasyon İletişim Kurumu Başkanı Fethi Şimşek’in 22 Mayıs 2009 tarihinde CNN Türk’e demecinde “Sızma olmadı demek çok iddialı olur. İnsan unsurunun olduğu yerde yanlışlıklar yapılabileceğini kabul etmekte yarar var” şeklindeki sözleri kendi başına yeterlidir.

ÖNERİ 2: CMK, telefon dinlemeyi genel bir suç olarak tanımladığı için bu gibi ihlaller açısından yetersiz kalıyor. Bu sorunu gidermek için yasada yapılacak bir değişiklikle, dinlemeyi yapan ve kayıtları saklayan kamu görevlilerinin ihlalleri spesifik bir suç olarak tanımlanmalı ve kusurlu olduğu saptanan memurların açısından etkili caydırıcılık içeren yaptırımlar getirilmelidir.

MÜFETTİŞLERİN DİNLEME YETKİSİNE SON

Bir diğer sorun da şu: CMK’nın 137’nci maddesi, dinleme faaliyeti şüphelinin masumiyetinin anlaşılmasıyla sona ermesi halinde, durumun 15 gün içinde vatandaşa bildirilmesi yükümlülüğünü getiriyor. Ama bu yükümlülük pek çok savcı tarafından yerine getirilmiyor.

ÖNERİ 3: Bu konuda atılabilecek somut bir önlem, savcıların dinleme faaliyetinin ve zorunlu bildirimlerin Cumhuriyet Başsavcısı ya da onun görevlendireceği bir Başsavcı Yardımcısı tarafından düzenli şekilde denetlenmesi olabilir.

Ve nihayet Türk kamuoyunda rahatsızlık yaratan Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun hâkim ve savcıları -hâkim kararıyla- dinlemesi uygulaması da mutlak bir şekilde çözüme kavuşturulmalıdır. Bu yetki bakanlığa yasayla değil, 2007 yılındaki bir yönetmelik değişikliğiyle bahşedilmiştir ve buna yapılan itiraz Danıştay’ın gündemindedir. Siyasi otoriteyi yargı karşısında güçlü konuma getirdiği, Adalet Bakanı’nın hâkim ve savcılar üzerinde güç egzersizi yapabilmesine kapıyı araladığı için yargı bağımsızlığını gölgeleyen bir uygulama olduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir.

ÖNERİ 4: Adalet Bakanlığı, kamuoyundaki rahatsızlığı da dikkate alarak bu yönetmeliği iptal etmelidir. Danıştay’ın da önümüzdeki dönemde bu konuda vereceği karar da kuşkusuz önem taşıyor. 

X