Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Teknoloji suçlu peşinde

    Alper YURTSEVER
    27.10.1997 - 00:00 | Son Güncelleme: 27.10.1997 - 00:01

    Adli Tıp Enstitüsü 10 yılı geride bıraktı. Suç delillerini bilimsel yöntemlerin ışığında analiz edecek uzmanların yetiştiği Enstitü, 10 yıl boyunca, pek çok esrarengiz cinayetin, tecavüzün, dolandırıcılık olayının aydınlatılmasında rol oynadı. Teknolojik ve bilimsel altyapısını sürekli yenileyen Adli Tıp Enstitüsü, 21. Yüzyıl'ın suç ve suçlularının peşine düşmeye hazır.

    CERRAHPAŞA'daki o gösterişsiz binada, çıplak gözle ayırdedilemeyen delilleri, teknoloji ve bilim büyütecinde analiz edip, polisi-savcıyı suçluya ulaştıracak köprüler kuran, uzman yetiştiren Adli Tıp Enstitüsü, 10 yılı geride bıraktı. Teknolojik ve bilimsel altyapısını sürekli yenileyen Adli Tıp Enstitüsü, 21. Yüzyıl'ın suç ve suçlularının peşine düşmeye hazır.

    İsim benzerliği nedeniyle Adli Tıp Kurumu ile sık sık karıştırılan Adli Tıp Enstitüsü, 1983'te çıkartılan bir yasa ile kuruldu. 1987 den beri Cerrahpaşa'da bulunan kendi bina ve dersliklerinde çalışmalarını sürdürüyor. Enstitü, Adalet Bakanlığı'na bağlı Adli Tıp Kurumu'ndan tamamen bağımsız çalışıyor. Adli Tıp Kurumu, mahkeme ve savcılara bilirkişi hizmeti veriyor. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne bağlı olan Adli Tıp Enstitüsü ise mahkeme ve savcıların bilirkişilik taleplerini karşılamanın yanında, Adli Tıp Kurumu'na konusunda uzman bilirkişiler yetiştiriyor. Bunun yanısıra, şahısların başvuruları halinde, babalık tesbiti gibi taleplere de cevap veriyor.

    350 öğrencinin eğitim gördüğü İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nde, tıp, fen, sosyal bilimler eğitim görmüş hekim, dişhekimi, hemşire, kimyacı, eczacı, biyolog, fizikçi, elektrik-elektronik mühendisi, psikolog, pedagog, sosyal hizmetler uzmanı gibi lisans eğitimini tamamlamış kişilere yüksek lisans ve doktora eğitimi veriliyor. Mezunlar uzmanlık dallarına göre Adli Tıp kurumu ve diğer merkezlerde bilirkişi olarak görev yapıyor.

    PARMAK İZİNİN PABUCU DAMA

    Enstitünün temel bilirkişilik hizmeti verdiği birimlerin başında kan, kemik, kıl, idrar, sperm gibi biyolojik materyallerden annelik babalık ve akrabalık belirlemesinin yapıldığı ‘‘Adli Hemogenetik Merkezi’’ yeralıyor. Bu birimde kemik, kıl, kan, tükürük gibi biyolojik verilerin DNA analizlerinden yola çıkılarak kişilerin kimliği yüzde 100'e ulaşan doğrulukta saptanıyor.

    Ülkemizde emniyet birimleri tarafından kimlik tesbitine yönelik en güvenilir kaynak olarak parmak izi tekniği kullanılırken tüm dünyada bu uygulamayı aşarak DNA testine yoğunlaşmış durumda. Ülkemizdeki üç Adli Tıp Enstitüsü'nden sadece İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nde bulunduğu belirtilen DNA analiz cihazı, bilirkişi incelemesinde devrim yaratıyor. Olay yerinden bulunan saç, kıl, tükürük, dışkı, idrar, kan, sperm gibi biyolojik materyalden Enstitünün Adli Hemogenetik Merkezi'nde yapılan çalışmalarla, mağdur ya da sanığın kimlik tespiti mümkün olabiliyor.

    Enstitünün ‘‘Cinsel Suçlar Birimi’’, Adli Hemogenetik Merkezi ile sıkı bir işbirliği içinde çalışıyor. Cinsel saldırı sonrası, gerek mağdurun gerekse sanığın fiziksel muayeneleri, olay yerinden elde edilen biyolojik materyallerin incelenmesi sonucu elde edilen verilerin ışığında, fiziksel şiddetin kullanılıp kullanılmadığı, cinsel ilişki varsa gerçekleşme şekli ve sonuçları net bir şekilde ortaya çıkartılıyor.

    SÜREKLİ BİLGİ ALIŞVERİŞİ

    Enstitünün ‘‘Belge İnceleme Birimi’’nde, her türlü belge üzerindeki imza ve el yazısı, uluslararası kriterlere göre incelenerek, yapılan düzeltmeler, eklemeler, sahte imzalar belirleniyor. Bilgisayar yardımıyla yapılan incelemelerden, belgeler üzerinde yapılmış en küçük değişiklik bile farkediliyor. Ayrı kalemlerle yazılmış harfler birbirinden kolayca ayrılabiliyor. Aynı metinde kullanılan farklı mürekkepler benzer renklerde de olsa, özel cihazlarla tespit ediliyor.

    ‘‘Bant Analiz Birimi’’nde ise ses ve görüntü bantları (makara, bant, kompakt kaset, mikro kaset, video kasetler, mini disk, bilgisayar hard diski ve disketleri) inceleniyor. Yazdırı (konuşmaların kağıda dökümü) ve montaj (kurgu) aranması başta olmak üzere mahkemelerin gerekli gördüğü her türlü bilirkişi incelemesi laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarla karşılanıyor.

    Enstitünün ‘‘Toksikoloji ve Narkotik Analiz Birimi’’nde kan idrar tükürük ter, saç ve kıllarda çeşitli testlerle uyutucu madde aranıyor. Yapılan bu testlerle kişinin kullandığı ve kullanmakta olduğu uyutucu maddelerin niteliği en güvenilir ve kesin şekilde tesbit edilebiliyor.

    Türkiye'de Ankara ve Ege Üniversitesi Adli Tıp Enstitüleri ile birlikte kurulan İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü yurt dışındaki benzer çalışmaları yürüten üniversiteler ve FBI, GBI gibi polis teşkilatları ile sürekli bilgi alış verişi yaparak konu ile ilgili teknik ve enformatik gelişimi yakından takip ediyor.

    Enstitü'nün beyni

    10 yıldır dur durak bilmeden çalışarak Enstitülerini dünyanın en gelişmiş enstitülerinden biri haline getirdiklerini söyleyen Enstitü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, bunu takım ruhu içinde yürüttükleri özverili çalışmaların sonucu olduğunu ifade ediyor. Kadrosunun tümüyle idealist kişilerden oluştuğunu belirten Atasoy takım ruhu sayesinde 10 yılda dünyanın en gelişmiş ve büyük enstitülerini yakalamayı başardıklarını söylüyor. Kadrosunda idealistlere yer veren Sevil Atasoy'un iki hedefi var. Adli Tıp ve adli bilimlerle ilgili konularda, iz ile kalıntılardan suçun ve suçlunun ortaya çıkartılmasında kullanılan çağdaş kriminalistik teknikleri hakkında uzmanlaşmış hakim, savcı, avukat, ve emniyet mensupları yetiştirmek; tıp, fen, ve sosyal bilimler alanlarında lisans eğitimi görmüş kişileri, kendi mesleklerinin bilirkişileri olarak adalete hizmet edecek şekilde bilgi ve beceri ile donatmak...

    Cinayeti prezervatif çözdü

    Adli Tıp Enstitüsü'nün yardımı sayesinde, cinayetle sonuçlanan tecavüz olayını, kullanılmış bir prezervatif aydınlattı. Örnek olay yargı aşamasında olduğu için isimler ve mekanlar gizli tutuldu:

    Ormanlık bir bölgede, öldürülmeden önce tecavüze uğradığı belirlenen kimliksiz bir kadın cesedi bulan polis, bölgedeki araştırmaları sonucu kullanılmış bir prezarvatif buldu. Prezervatifin içindeki spermlerden ve dış yüzeyindeki vajinal sıvıdan alınan örnekler üzerinde DNA incelemesi yapıldı. Vajinal sıvının mağdura ait olduğu saptandı. Sperm örneklerinde suçlunun DNA şifresi elde edildi. Olaydan sonra bölgede şüphe üzerine yakalanan zanlılar arasında yapılan araştırmada birinin DNA'sının, spermlerin DNA'sıyla uyuştuğu belirlenince, tek bir görgü tanığının bile olmadığı cinayetin katili yakalandı.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı