Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tekin’in İstanbul Beyliği

GÜRSEL Tekin’in CHP yönetimine girememesi Kemal Kılıçdaroğlu için yeni görevindeki en önemli, iz bırakacak ilk kararlarından biri sayılmalı.

Tekin, birlikte anıldığı Kılıçdaroğlu’ndan sonra, CHP’de, halkta karşılık bulan ilk isim; o nedenle, “CHP’de istediği her görevi hak eden biri” diye görülüyor. Çok istediği halde CHP yönetimine giremedi; ortadaki hava da bunun, Genel Sekreter Önder Sav tarafından engellendiği yönünde.
Eğer böyle ise bu, hem Kılıçdaroğlu’nun etkinliği üzerinde ilk gölge, hem de Sav’ın yeni dönemde de alışkanlıklarını sürdüreceğinin işareti kabul edilir.
Oysa cumartesi yayınlanan röportajımda böyle bir izlenim bırakmamış olan Sav’dan, ağabeylik yapması, “Tekin gerçeğini” kabullenmesi bekleniyordu.
(Parantez açayım; halk, prim verdiği birine yapılanı kendisine yönelik sayar.) Böyle olmadı; ama kararda belki de Kılıçdaroğlu’nun bir arzusu etkin oldu.

STATÜKO SÜRMEYECEK

Şöyle ki; 21 Mayıs’ta çıkan, “Parti Sav’a, Beylik Tekin’e” başlıklı CHP kulis notlarımda, Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’a çok önem verdiğini; o nedenle Tekin’in “İstanbul Beyi” olarak kalmasını istediğini yazmıştım.
Bunun Kılıçdaroğlu’nun, o günkü samimi görüşü olduğunu da söylemeliyim. Ancak Tekin, yönetimde görev alma arzusuyla Parti Meclisi’ne girmek istedi. Bu süreçte Tekin, usta bir siyasetçiden beklenmeyecek hatalar da yaptı.
Hepsini sıralamayıp sadece Kurultay’daki bir görüntüyü anımsatacağım. Kılıçdaroğlu, salona girdikten sonra gitti Tekin’in yanına oturdu; sonra da en önemli siyasi konuşması için kürsüye çıktı.
Peki, Tekin ne yaptı; o konuşmayı salonda izlemek yerine otel odasına gidip televizyon karşısına geçti; bunu anlayan çıkar mı?
Sonuçta gelinen nokta ortada; şimdi bekleyelim bakalım Kılıçdaroğlu, birlikte yola çıktığı arkadaşını gerçekten önem verdiği İstanbul’a bey mi yapacak, yoksa sade bir PM üyesi olarak etkisizleşmesine yol mu verecek? Tekin’e yapılan, bazı çevrelerde heyecan yaratmış; ne Kılıçdaroğlu’nun “yolda bıraktığı”, ne “CHP’nin bölündüğü” kalmış; ancak Tekin’den aldığım izlenim, İstanbul’a dönüşü hiçbir kırgınlık yaratmayacağı yönünde.
O nedenle “müzmin muhalif Baykal-daimi Başbakan Erdoğan” statükosunun sürmesini isteyenler, tahminlerinde yanılabilirler.

MANŞETLE GÖTÜRME

Siyasetin önümüzdeki sürecinin CHP’nin Kurultayı ile şekilleneceğini bugüne kadar kaç kez yazdım, anımsamıyorum; ama aynı görüşümü sürdürüyorum. Kurultay bitti ve Türkiye’de siyaset, yeni bir başlangıç yapıyor. Kılıçdaroğlu’nu değişik bölgelerde izledim, halkla temasını gördüm. Buna dayanarak diyorum ki, inanmak isteyen devam etsin; ama karşımızda, öyle manşetlerle gelmiş biri yok, halktan prim almış “yeni” bir siyasi var.
Zaten, seçildiğinden bu yana “manşetlerle götürülmek” istenen Kılıçdaroğlu, o manşetlerden hiç de mutsuz değil; çünkü o manşetlerin sadece kendisini daha fazla mağdur etmeye yarayacağını düşünüyor. Gerçekte de, Başbakan’ın en yakınındaki isim dahi; “Kılıçdaroğlu, üretmeye çalıştığı kişisel figür ile büyük bir siyasal dönüşümü temsil edemez” diyorsa onca manşete, o kadar çok yazı yazmaya ne gerek var? Üstelik bunu yapanlar, halkın nabzını çok iyi tuttuklarına inanırlar.
Halk böyle düşünüyorsa, Kılıçdaroğlu’nu tamamen görmezden gelseler ya.
Görmezden gelmeyi ilk Başbakan Erdoğan yaparsa da hiç şaşmam.
X