"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Tekel’den sıkılmayın

<B>SON </B>günlerde piyasaya sahte rakı sürülmesi nedeniyle meydana gelen üzücü olaylardan sonra medyada kamuoyunu aydınlatıcı yayınların yanı sıra yanıltıcı değerlendirmelerin yapıldığı da dikkat çekiyor.

‘Bal Gibi İkinci El’ ve ‘Yeni Rakı Skandalı ve Tekel’in Açmazları’ (11.3.2005) başlıklı yazılarımızda Tekel’le ilgili yargıda ve TBMM’de yaşanan gerçekleri sık sık gündeme getirmek gereği doğmuştu... (Tekel’in özelleştirilme arifesinde fahiş fiyatla alınan 2. el makinelerle devletin zarara uğratılmasına dikkat çekmiştik. Lütfen bu konudaki yazılarımızdan sıkılmayın.)

Yazımızın çıktığı günün ertesinde Aydın Ayaydın, Sabah’ta bugüne kadar yazdığı yazılarda Tekel’in 2. el makine alımına Tütün Üst Kurulu’nun izin vermemesi nedeniyle her defasında Üst Kurul’u görevini yapmamakla suçlamış, Tekel Genel Müdürü Sezai Ensari’ye atfen, denetim yetkisi Tekel’de iken sahteciliğin olmadığını belirtmiş, denetim yetkisinin Üst Kurul’a verilmesi ile sahteciliğin arttığını ileri sürmüştü.

Kamuoyunun ‘doğru’ bilgilendirilmesi için biraz daha ayrıntıya girmemiz gerekiyor:

2003’te yürürlüğe giren 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile 1918 sayılı kanun yürürlükten kaldırıldı. Tekel memurlarının ve 4733 sayılı kanunla kurulan Tütün Üst Kurulu elemanlarının kaçakçılığı takip yetkisi sona erdi. Dolayısıyla, Ensari ve Ayaydın’ın kaçakçı ve kaçak ürünü takip yetkisini geri istemesi, mevcut yasaya göre olanaklı mıdır?

‘ALTIN ÇAĞI’ MI?

Tekel Genel Müdürü Sezai Ensari, yönetim kurulu başkanı olarak 3.11.2002’de ‘Para’ Dergisi’nde yayınlanan söyleşisinde ‘Tekel’in altın çağını yaşadığını’ söylüyor. O tarihten sonra ise Tekel’in pazar payını kaybetmesini kaçak ve sahte ürünlerin varlığına bağlayarak piyasayı denetleme yetkisi talebinde bulunuyor. Ancak bu istek hızla pay kaybettiği sigara pazarına dönük, içki için değil.

Ayaydın’ın görmek istemediği... Sigara üretim ve ticaret yapan Tekel’in rekabet halinde bulunduğu diğer firmaları denetlemesi, mevcut yasalara göre nasıl mümkün olur? Böyle bir talebin ne piyasa ekonomisine, ne de hukuka uygun olmayacağı açıktır.

Ayrıca 4926 sayılı kanunun 16. maddesi, kolluk kuvvetlerinin kaçakçılığı önleme-izleme ve soruşturmakla görevli olduğunu belirtmiştir. Bu konuda Üst Kurul’un ve Tekel personelinin kaçakçılık ile ilgili önleme-izleme ve soruşturma görevi kalır mı? Tüm marka hakkına sahip firmalar gibi Tekel’in de ürünlerinin sahtesinin piyasaya girişini önlemeye yönelik çok önemli yetkileri bulunduğunu Ayaydın bilmiyor mu? 81 ilde teşkilatı olan Tekel ürünlerinin sahtesinin varlığından şikáyet etmesi yerine 556 sayılı KHK ile yalnızca kendilerine verilmiş çok geniş ve güçlü yetkilerini kullanması beklenmez mi?

Tekel’in sahip olduğu bu yetkileri kullanmadan haksız isnatlarda bulunması, bazılarının da konuyu yeterince araştırmadan maksatlı, haksız ve sübjektif değerlendirmelerle bağımsız Üst Kurullar <ı>(Ayaydın daha önce Rekabet Kurulu Başkanlığı’nda bulunmuştur) hakkında yargısız infaz kampanyası başlatması sonuçta kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesine de yol açmaktadır.

77 YAZI DEĞİL 1 YAZI YETER

Tekel’le ilgili ‘7 Değil, 77 Yazı Bile Az’ başlıklı son yazısında Ayaydın, sigara ve alkollü içkiler konusunda Üst Kurul’un denetim yapmadığından yakınarak ‘5 denetim elemanıyla 81 ilde kaçak ve sahte içki ile sigara piyasasını nasıl denetleyecek?’ diye soruyor. Üst Kurul’un istediği kadar kadro tahsis etme yetkisine sahip olduğunu söylüyor da, Anayasa Mahkemesi’nin 20.11.2003 tarihinde 4733 sayılı yasa ile Tütün Üst Kurulu’nun teşkilatıyla ilgili öngörülen tüm kadroları iptal ettiğinden haberi yok mu? Buna karşılık bu boşluğu doldurmak için acaba neden yeni bir kanun çıkartılmıyor?

Meclis’te olduğu dönemde 4733 sayılı kanun için katkı sağladığını söylüyor. Biz ne kadar katkı sağladığını bilemiyoruz ama söylediğinin aksine bu kanunun 3/d maddesi ‘denetim’le ilgili bir hüküm içermiyor. ‘Sahte’ veya ‘kaçağın’ 2559 sayılı yasa gereğince kolluk güçlerince takibinin yapılmasının açıkça belirtildiği niye dikkatlerden kaçırılıyor.

TEKEL’İN GELDİĞİ NOKTA

Aydın Ayaydın, Şekerbank
ve Emlakbank Genel Müdürlüklerinden sonra parlamentoda görev yaptı; daha sonra Rekabet Kurulu Başkanlığı’nda bulundu ve geçen yıl oğlu ile birlikte ‘AAG Danışmanlık Ltd. Şti’yi kurdu. Şirketinin Tekel’le veya Tekel’in ilişkisi olduğu firmalarla iş yapıp yapmadığını bilemeyiz ama Tekel’de olanları anlatmak için 77 yazı değil, bir yazı bile yeterdi. Yeter ki konular ahbap-çavuş ilişkilerine dayandırılmasın.

Yapılan yanlışlıklar sonucu 2002’de yüzde 62’lerde aldığı pazar payını her geçen gün özel firmalara kaptıran Tekel bu vaziyette <ı>(2004’te miktar olarak yüzde 47.62’ye, hasılat olarak yüzde 37.84’ye; daha vahimi 2005’in ilk iki ayında geçen yıla göre satışları yüzde 31.7 düştü) nasıl özelleştirilecek?

Lütfen göz göre göre eriyen Tekel’in mensuplarının feryadını bir dinleyin!

Şu çok iyi bilinmelidir ki, biz bazılarının ileri sürdüğü gibi ‘hemşerilik’ ilişkileri ve bazı kurumların ‘servis’iyle yazı yazmıyoruz, belgeleri ve bunlara dayalı kanunları ortaya koyarak yazıyoruz; her şey yargıda ve Meclis’te ortaya çıktı zaten.

İğneyi kendine

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gezilerde kullanmak amacıyla yeni bir uçak almasını yadırgayarak soru önergesi vermiş. Sevigen ‘Fakir-fukara içecek bir tas çorba bulamazken, siz bu saltanatı içinize sindiriyor musunuz?’ diye sormuş. Sevigen’in buraya kadarki yaptıklarına katılmamak elde değil doğrusu.

Ancak aynı Sevigen’e ben de şu soruyu soruyorum:

Polat Oteli’nde oğlunun sünnet düğününü görkemli bir şekilde yaptı. Böyle şaşaalı düğünün masraflarını kim karşıladı? Ebru Gündeş, M. Ali Erbil ve İzzet Yıldızhan gibi sanatçılara ne kadar para verildiğini açıklayabildi mi?’

M.G.-İSTANBUL

GÜNÜN SÖZÜ

‘Devleti parçalayacak düzenlemeler yapılıyor. Türkiye kritik bir süreçten geçiyor. Her taraftan kuşatılmış durumdayız. İçinde bir parça vatan sevgisi taşıyan hiç kimse bu duruma seyirci kalamaz.’

(Türkiye Kamusen Genel Başkanı Bircan Akyıldız)
X