Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

‘‘Benim adım Tansu değil’’

Deniz Baykal'ın katıldığı Teke Tek'i izleyen Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu dün sabahın erken saatlerinde aradı.

Baykal'ın muhalefetin verdiği gensorunun haklı olabileceği yönündeki imaları Topçu'yu rahatsız etmiş.

Kendisiyle ilgili geçtiğimiz günlerde verilen bir başka gensoruda hükümetle birlikte oy kullanan CHP'nin bugünkü tavrına bir anlam veremediğini söyleyen Topçu, ‘‘Konu aynı, olay aynı. O gün bizi haklı bulanlar için bugün değişen ne?’’ diye sordu telefonda.

İhale yönteminin devlet lehine olduğunu söyleyen Topçu telefonda şöyle dedi:

‘‘Eskiden fiyatı müteahhit belirlerdi. Şimdi ben 9 ay öncesinin fiyatları üzerinden kendim fiyat belirliyorum. Sonra bu fiyatı indirin diyorum. Geçmişte en fazla yüzde 5'lik indirimler olurken, şimdi üstelik de benim belirlediğim fiyat üzerinden yüzde 20'yi aşan indirimler sağlanmış. Bunun neresi yanlış?’’

Topçu ihale çağrılma yönteminde de Türkiye'nin bu işi yapabilecek büyük firmaları arasından seçim yaptıklarını ve düşük faizli dış borç bulabilme gücene sahip firmaları seçtiklerini anlattı. Bunun nedenini de açıkladı:

‘‘Dış borç bulma veya finans gücü zayıf firmaları seçseydik, bunlar dış piyasada yüksek faizle borçlanabileceklerdi. Bunun maliyetlere yansıması bir yana, ekonomimize genel bir darbe vuracaktı. Çünkü bir Türk firması libor artı 5 ile borçlanırsa, bu şu anda libor artı 1,5 olan diğer borçlanmaları da etkileyecekti. Türkiye'ye verilecek kredilerde baz yüksek olacaktı. Bu yüzden seçici davrandık. Buna mecburduk.’’

Yaşar Topçu'nun en ağırına giden ise, Baykal'ın ‘‘Eğer hükümetin savunmasını inandırıcı bulmazsak oylamada çekimser kalırız’’ demesi olmuş.

Topçu ‘‘Benim adım Tansu Çiller değil. Benim korkum yok. Eğer en küçük bir yanlışlık varsa, gelsinler aleyhime oy atsınlar. Yok eğer yanlışlık yoksa, gelip iş yapana sahip çıksınlar’’ dedi.

Bizden duyurması...

Endazeye dikkat

Fatih Terim'in pazar günü istim üzerinde olduğu maça çıkışından belliydi.

Ancak yine de akşam katılacağı bir televizyon programında terbiyede kantarın topuzunu kaçıracağı pek anlaşılmıyordu.

Show TV'de spor programının konuğu olan Terim, üç yazar için inanılmaz ağır hakaretlerde bulundu.

Hıncal Uluç, Öcal Uluç ve Yavuz Gökmen'di bu yazarlar.

Üçü de Fatih'in muhalifleriydi.

Ben ise zaman zaman yazdığım spor yazılarında Fatih'i desteklediğim için aslında bu üçlü benim de muhalifim sayılırdı...

Bu üç yazarın yazdıklarını tartışmıyorum.

Haklı olabilirler, haksız da...

Eleştirilerinde terbiyeyi aşmış olabilirler, aşmamış da...

Önemli değil...

Onlar benim için birer kişi.

Kendilerini temsil ediyorlar.

Oysa Fatih onlara hakaret ederken, hatta söverken, kendini temsil etmiyor.

O Galatasaray'ın teknik direktörü.

Ağzından çıkan her söz Galatasaray'ı, taraftarıyla, kongre üyesiyle beraber bağlıyor...

Sevgili Fatih'ten o sözler için özür dilemesini bekliyorum.

Galatasaray namına...

Beyazıt değil, taksi

Beyazıt Meydanı'ndaki olaylarda polisin ülkücü, devrimci ayrımı yapan copları size ilginç geldi değil mi?

Bana gelmedi.

Nedenini anlatayım.

Geçtiğimiz günlerde bir taksiye bindim.

Taksinin arka cam içinde bir bayrak. Ülkücülerin bildik bozkurtlu bayrağı.

Onun daha küçüğü, aynada sallanıyor.

Sürücüde bıyıklar aşağı doğru...

Sohbet olsun diye, MHP'den girdim söze...

Pek bir yanıt yok. Şoför suskun.

Ben soruyorum, o kaçamak yanıtlar veriyor.

Sonunda dayanamadı döndü:

‘‘Fatih bey, ben ülkücü falan değilim. Bu bayrağı niye astığımı soracak olursan. Polisler taksicilere kan kusturuyor. Ama bu bayrak varsa farklı muamele görüyoruz. O yüzden bunları taktım. Ben aslan gibi solcuyum’’ dedi...

Nasıl şaşırdığımı tahmin edebilirsiniz herhalde.

Sonra indim taksiden...

Arkasından bakarken, plakanın yanına yapıştırılmış bozkurt çıkartmasını gördüm...

İyi bir sigorta yöntemiydi doğrusu...

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Hakemlerle polisler taraf tutmadığı zaman...

X