Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Ben mi yakalayayım?

Her gün yazsak halimizi, her gün söveceksiniz halimize..

Düşünce suçlusu görme özürlü avukatı televizyon programında stüdyo kapısında yaka paça yakalama başırısını gösteren devletimiz, Türkiye’nin içine eden, milyarları yutan, yakayı ele verip bütün bunlardan yıllarca mahkum olan tescilli bir suçluyu mahkemede bile yakalamıyor.

Yakalayamıyor demiyorum.. Dikkat edin. Yakalamıyor..

Özal Baysal denen tescilli yolsuzlukçu, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmasına rağmen elini kolunu sallaya sallaya Adliye’ye geliyor, başka bir davayla ilgili ifade veriyor ve içimden geçen tabir bu değil, ama çekip gidiyor..

Kimse bana ‘Yanlışlık olmuştur, farkına varılmamıştır’ palavrasını sıkmasın. Bir kanun kaçağı ifade vermeye geliyor, teslim olmaya gelmiyorsa, o adam o mahkemeye gelirken birilerinden ‘Yakalanmama’ güvencesini mutlaka almıştır..

Galiba iş bana düşüyor yine..

Bundan sonraki Teke Tek’te Özal Baysal’ı konuk edeceğim.

Belki çıkışta yakalarlar!

Ayaş Tüneli'ne MGK baksın...

İSTANBUL-Ankara tren yolculuğunu yarı yarıya kısaltacak ve taşıma kapasitesini yüzlerce kat artıracak Ayaş Tüneli yazılarımdan umarım gına gelmemiştir sizlere.

Gelse de yazacağım. Kusura bakmayın.

Hürriyet'in Bakanlar Kurulu'na verdiği davette her önüme gelen bakanla bu konuyu konuştum.

Güneş Taner, konunun önemini bildiğini, yalnızca Ayaş Tüneli değil, bütün projenin topyekûn yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Şu ana kadar projeye milyonlarca dolar yatırıldığını ve öylece durduğunu söyleyen Taner, ‘‘Ya bunun birkaç mislini daha harcayıp bu işi bitireceğiz, ya da şimdiye kadar harcanan para sokağa gidecek. Bu tercihi yapmak lazım’’ dedi.

Yalım Erez ise çok daha önemli bir konuya parmak bastı. Erez, devletin elinde bulunan bütün projeleri yeniden değerlendirmek gerektiğini anlatıp, ‘‘Şu anda benim bildiğim 5 bini aşkın proje yürüyor. Bunların hepsi değişik aşamalarda. Kimi yapılıyor, kimi durma noktasında, kimi durmuş. Kimine ödenek verilmiyor. Bir yandan da yeni projelere onay veriliyor. Bence uzmanlardan oluşan ve siyasilerin de katıldığı bir grup kurup, bunların hepsini teker teker gözden geçirmek, bunları tamamlamadan ya da nihai kararı vermeden yeni projelere başlamamak gerekli’’ dedi.

Yaşar Topçu ise Ayaş Tüneli ile ilgili sorumu geçiştirdi desem yeri.

En doğru yaklaşım Yalım Erez'inkiydi.

Şimdi bu projelerin pek çoğunun babası Cumhurbaşkanı'ndan bir ricam var.

Bu konuyu Milli Güvenlik Kurulu'nda gündeme getirsin.

Çünkü bu ülkede sözü ciddiye alınan, en azından alınırmış gibi yapılan tek yer orası kaldı.

RP'lilere önlük

REFAH Partisi kendini ilginç bir biçimde savunuyor.

Partinin yönetici, milletvekili veya üyelerinden biri suç olabilecek bir söz söyledikleri anda, Refah'tan gelen savunma hep aynı:

‘‘Parti adına konuşmamıştır. Sözleri partiyi değil, kendini bağlar.’’

İlginç bir savunma yöntemi.

Konuşulan yerler ya toplantı salonları, ya davetler.

RP'lilerin oraya davet edilmelerinin sebebi görevleri.

Kimse bunları kara kaşları ya da kara gözleri için çağırmıyor.

Onlar da gidip konuşuyorlar. Eğer söyledikleri suçsa, partiyi bağlamıyor. Ama partiye yarar getirecekse, bağlıyor. Ne güzel değil mi?

Ben bu savunmayı kabul ediyorum. Ama bir şartla. Bu kişiler konuşurken üstlerine bir önlük giyecekler ve önlüğün üzerinde, mesela Erbakan için ‘‘RP Genel Başkanı’’ yazacak.

Yok eğer vatandaş olarak konuşacaksa, o önlüğü çıkaracak ve üzerinde ‘‘Vatandaş Erbakan’’ yazan bir önlük giyecek.

Tamam mı?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Kendimizi savunurken, başkalarını eşek yerine koymadığımız zaman...

X