Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Can kaybı mı, oy kaybı mı?

Ayaş Tüneli ile ilgili olarak yazmayı sürdürünce, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yanıtını yolladı.

Demirel yanıtında İstanbul-Ankara demiryolu yolculuğunu 4.5 saate düşürecek olan bu dev projeyi 1976 yılında başbakanken başlattığını belirtiyor ve 12 Eylül sonrasında bu projenin yürütülmediğini söylüyor...

1991 yılında tekrar başbakan olunca, projeyi tekrar canlandırdığını, bu projeye tünelle Boğaz geçişini de dahil ettirerek daha kapsamlı bir hale getirdiğini de ifade ediyor Sayın Demirel...

Ve projeyle ilgili detaylı bilgiler de veriyor. Şöyle ki:

Proje Ankara-İstanbul arasındaki demiryolunu 160 kilometre kasıltmakla kalmıyor. Yüksek standartlarda bir altyapı olacağı için, sürat de artıyor ve yolculuk 3 saatin altına iniyor.

Tek faydası bu değil, bu projenin.

Şu anda İstanbul-Ankara arasında günlük trenle yük taşıma kapasitesi de 14 bin 400 tondan 1 milyon 114 bin tona çıkıyor.

Yani ölüm yolunda kamyonların, otobüslerin cirit atmasına gerek kalmıyor.

Aslında Cumhurbaşkanı'nın bize yazdıkları, beni yalanlamıyor.

Ben de bu güzel projeyi başlatan Demirel'in bunun sürdürülmesi için neden ısrarcı olmadığını sormuştum...

O ise bu konuda hükümetleri hep uyardığını söylüyor.

Ben de bundan böyle aynı soruyu, Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir'e soracağım.

İnşallah yanıt verir.

Ya da kamyon üreticilerinin, otobüs üreticilerinin, seyahat şirketlerinin, kamyon şoförlerinin, otobüs kaptanlarının oylarını ve desteklerini kaybetmek istemedikleri için, bu konuyla ilgilenmezler...

Ama o zaman da, her yıl yollarda ve özellikle bu yolda kaybettiğimiz 5000 canın oyunu alamazlar...

Ne bu dünyada, ne de ahirette.

Turgut Yılmaz'a not

OTOMOBİLİNİZDE güzel bir oto radyonuz olsa...

Yolda giderken bir oto hırsızı sizi durdursa ve ‘‘Abi, bak benim çaldığım radyo senin radyondan daha iyi. Gel şunu değişelim. Beş para da istemiyorum’’ dese, helal paranızla aldığınız radyonuzu verip, hırsızlık malı olduğunu bildiğiniz bir radyoyu alır mısınız?

Üstelik bir de kendi radyonuz yeterince güzelken...

Bırakın onu, hiç radyonuz olmasa bile, hırsızlık malı bir radyoya tenezzül eder misiniz?

Ben etmem.

Zannediyorum o da etmeyecek...

Üstelik işin içinde bir de hırsıza yasal bir malı verip, yasal olmayan malın derdini çekmek var...

O malda kimbilir kimlerin ahları vardır...

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Hırsızlarla mal takasını düşünmediğimiz zaman...

X