Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke tek

Fatih ALTAYLI

Temizleyin şu kadroları

Devlet kadrolarında son bir yıldaki kadrolaşmanın temizlenmesine henüz başlanmadı.

Sakın yanlış anlamayın, her gelenin kendi adamını atadığı bir bürokratik düzenden yana değiliz. Kadroların oturmasının, tecrübe kazanmasının önemini biliyoruz.

Ancak silahla yaşayanın silahla ölmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

Yeteneğine, bilgisine göre değil de, eğitimine ve partili kişiliğine göre işe alınanların, aynı nedenlerle bu görevlerden uzaklaştırılmaları gerektiğini düşünüyoruz.

Eğitim derken neyi kastettiğimi anlıyorsunuzdur.

Bakın mesela bir bürokrat ne diyor:

‘‘...Maliye Bakanlığı'na bağlı birimlerde son bir yıl içinde yapılan müdür, müdür yardımcısı gibi sınavlar incelemeye alınmalı. Çünkü yazılıda büyük başarı gösterdiği halde sözlü sınavlarda oyunlar yapılıyor. İmam hatip kökenli olmayan, RP ile ilişkisi bulunmayanlar kazandırılmıyor. Ben bir müdür olarak bundan büyük rahatsızlık duyuyorum, ama elimizden bir şey gelmiyor.’’

Evet, haklı bir isyan ve bir müdürden...

Son 1 yıl içinde devlet kadrolarına en iyimser tahminle 100 bini aşkın Refahlı dolduruldu.

Tamamı değilse bile bunların büyük bölümü cumhuriyet düşmanı.

Bu kadrolar elden geçirilmedikçe, yeni hükümetin yol almasına imkân yok.

Çünkü, devlet kalesi içerden yıpratılacak.

Bergama'da çıkar, uygun yerde işle

Eurogold ile ilgili yazımızı okuyan Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen hemen aradı.

Bergama'daki siyanürle altın aranması konusundaki gelişmeleri yakından izlediğini ve projeler geliştirdiklerini anlattı.

Yabancı sermayeyi korkutmanın doğru olmadığına değinen Yücelen, bunun kendi halkının sağlığını tehlikeye atma, kendi ülkesinin doğasına zarar verme hakkını da doğurmadığını ekledi.

Yücelen'in Bergama ve Eurogold maden ocağı ile ilgili doğru tespitleri var.

Dikkatli yapıldığı takdirde siyanürle altın ayrıştırma tehlikeli değil.

Ancak şartları var.

Öncelikle, bu işin yapldığı alan yerleşim birimlerine yakın olmayacak.

İkincisi, bu bölgede tarımsal üretim yapılmayacak.

Üçüncüsü, maden sahası yakınlarında yoğun yeraltı suyu olmayacak.

Dördüncüsü, bölgede yoğun yağış olmayacak.

Bergama'da durum bunun tam tersi.

Madenin çevresi tarım alanı. Köyler madenle dip dibe. Yeraltı suları çok fazla ve bölge, Türkiye'nin en çok yağış alan yeri.

Çözüm yok mu? Hayır var...

Madeni Bergama'da çıkarıp, uygun bir bölgede işlemek.

Buna uygun yerler var. Hatta birinde Etibank işletmecilik yapıyor.

Yücelen, Eurogold'a böyle bir teklif götüreceklerini ve Bergama'da çıkarılan cevheri başka bir yerde işlemeleri için kolaylık sağlayacaklarını söylüyor.

Bakalım Eurogold'un yanıtı ne olacak?

Üçkâğıtçı servis şefi, şimdi çeteci

Çetecilerle kolkola gezen, onları televizyon programlarında aklayan bir gazeteci var. Tanırsınız...

Aynı zamanda da bir gazetenin başında.

Şeriat yanlılarını ve çeteleri çok sıkıştırmamak gerektiğini, sonra yeraltına inceklerini ve daha tehlikeli olacaklarını yazıp duran bu adam, bu durumu eleştirdim diye bana sataşmış.

Çeşitli küfür ve hakaretler etmiş. Bir de utanmadan, beni Öcalan'ın yandaşı olmakla suçlamış.

Bu dangalak bir tarafının korkusundan pusarken, biz PKK hakkında yazdıklarımızla hedeftik. Ama yalanın endazesi yok tabii...

Neyse ben size bu adamın şahsiyeti ile ilgili bir şeyler yazayım da, kimin bana bulaştığını anlayın.

Ben dün sabah bu yazıyı okuyup köpürürken, gazeteci arkadaşlarımdan biri şöyle dedi: ‘‘Fatih deli misin, bu adama kızılır mı?’’ Ve hikâyesini anlattı.

Arkadaşım mesleğe yeni başladığında, bu adam servis şefiymiş.

Ve her ay başında, altında çalışan muhabirlerin telif ücretlerini yazar ve muhasebeden parayı alıp elemanlarına dağıtırmış.

Ama küçük bir oyun yaparmış. Telif makbuzlarını iki nüsha hazırlarmış. Muhasebeye giden nüshada 800, muhabire verilen nüshada 400 lira yazarmış.

Aradaki 400 liralık fark da, şimdinin yönetmeni, o zamanın şefi olan adamın cebine gidermiş.

Eee, boşuna dememişler, insan yedisinde neyse, yetmişinde de odur diye.

Yeni bakan doğru söylesin

Milli Eğitim eski Bakanı Mehmet Sağlam'a hem bu köşede, hem de televizyon programında defalarca sorduğum bir soru vardı:

‘‘Fen-Edebiyat Fakülteleri, Arkeoloji Bölümü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı mezunları, diplomalarına yazılan yanlış bir ifade yüzünden, öğretmen olarak atanamıyorlar. Bu işi düzeltecek misiniz?’’

Bakan Sağlam da her seferinde gözümün ve ekranda bizi izleyen milyonların gözlerinin içine baka baka söylemişti ki, ‘‘Haklısınız. Bu bir hata, düzelteceğim. Atamaları yapılacak.’’

Görevde olduğu sürece hep bizi ve binlerce genci aldattı Sağlam. Aynen 8 yıllık eğitim konusunda aldattığı gibi.

Şimdi yeni bir bakan var o koltukta.

Şimdi aynı soruyu ona soruyoruz.

‘‘Ne olacak bu gençlerin durumu? Atanacaklar mı, atanmayacaklar mı?’’

Doğru bir yanıt bekliyoruz. Atanacaklarsa, ‘‘Atanacaklar’’ desin Sayın Bakan, atanmayacaklarsa da ‘‘Yapacak bir şey yok’’.

Yeter ki, selefi gibi yalan söylemesin.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Temiz toplum diye bağıran gazeteciler, temizliğe gazeteciler arasındaki pisliklerden başladığı zaman.

X