Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Hukuk devletinin güvenlik gücü

Hürriyet'in cumartesi günkü manşetini okudunuz herhalde.

‘‘Mehmetçik'in İnsanlık Dersi.’’

Jandarmalarımız, TİKKO militanlarına karşı operasyon düzenlemişler.

Ve bir militan yaralı olarak ele geçirilmiş.

Ağır durumdaki militanın yaşamının kurtulması, operasyona katılan iki askerimizin yaralı teröriste kan vermesi sayesinde olmuş.

Askerlerimiz, birkaç dakika önce karşılıklı kurşun sıktıkları kişiye, yakaladıktan sonra yaşaması için kendi kanlarını vermişler.

Geçen hafta Antalya'da vatandaş döven polislere yazdığım yazıda neyi kastettiğimi en iyi gösteren işte bu örnek.

Devletle terör örgütü, güvenlik kuvvetiyle terörist arasındaki fark bu işte.

Güvenlik güçlerinin üyesi en uçtaki hukuk adamıdır tarifim bu.

En azılı katil bile yakalandığı anda hukuka teslim olmuş ya da edilmiş demektir.

Teröriste kan veren askerler, yaralı teröriste kurşun da sıkabilirlerdi.

Onu öldürebilirlerdi.

Çatışma zayiatı olarak geçerdi.

Hastaneye geç getirir, kan kaybından ölmesine neden olabilirlerdi.

Ama yapmadılar.

Hastaneye yetiştirdiler. Yetmedi, kanlarını verdiler.

İşte büyük devlet olmak budur. Hukuk devletinin güvenlik gücü olmak budur.

Dilerim ki, herkese örnek olur.

Erbakan mı dirilecek Fazilet mi bitecek?

Büyük Millet Meclisi, cumartesi günü Erbakan'ın yok olma ile var olma savaşına sahne oldu.

Karşı devrim güçleri, küskünler adı altında bir arayla gelen çıkar çetesi ile işbirliği yaparak karşı devrim taraftarlarının yasaklı liderini girdiği politik mezardan çıkarma çalışması yaptılar.

İlk raunt, çıkar çetesi destekli Fazilet'in oldu.

Meclis'i toplamayı becerdiler.

Birkaç hafta öncesine kadar ‘‘Erkeksen seçime gel’’ diye bağıran Fazilet sözcüleri, şimdi seçimden kaçmanın sözcülüğünü yaptılar.

Yakın zamana kadar rakiplerini, partisi adına seçim meydanında güreşe çağıran ‘‘Erkek güzeli pehlivan Salih’’, cumartesi günü seçimden kaçışına kılıf bulma peşindeydi.

Fazilet ve Fazilet uşağı küskünler çok önemli bir mücadele veriyorlar.

Bu mücadele Erbakan'ın varlık yokluk mücadelesi.

Ya Erbakan, şu an yatmakta olduğu siyasi mezarının üzerine beton dökülecek ve sonsuza kadar orada kalacak, ya da zombi gibi dışarı çıkacak.

Çıkma ihtimali bizce zayıf.

Tam aksine. Bu gidişle Fazilet'i de aynı mezara çekecek.

Fazilet'in aklıselimleri bunun farkında, ama Erbakan'a kulluğu partili olmak zannedenler henüz uyanamadılar.

Erbakan'ın yanına uzandıklarında ayılırlar ama geç olur.

Erbakan, ajan provokatör mü?

Erbakan'ın partiden önce kendini düşündüğü son derece açık bir biçimde ortada.

Hatta son dönem tavrı, ‘‘Ben olmayacaksam partiye de gerek yok’’ diye gelişiyor.

Refah Partisi kapatıldığından bu yana, Fazilet Partisi son derece ılımlı bir çizgide. Rejimle barışık, Müslüman demokrat bir parti havasında.

Üstelik de bu havası, DYP'ninki gibi değil.

Besmele bilmeyen genel başkanlı bir partinin Müslümanlığı, çete oluşturan bir genel başkanlı partinin demokratlığı inandırıcı değil.

Fazilet ise ılımlı ve yapıcı bir çizgide.

Rahatsız edici, rejim düşmanı, halkı birbirine düşürücü söylemden uzak, ciddi siyaset yapan bir parti Fazilet.

Kutan işi iyi götürüyor.

Başta Abdullah Gül olmak üzere gençler tutarlı bir yol izliyorlar.

Ve parti bu istim üzerinde giderken Erbakan çıkıyor, ortalığı karıştırıyor.

Öyle bir karıştırıyor ki, şu anda Fazilet'in düştüğü durum, partinin kapatılmasına gerekçe olabilecek delilleri veriyor.

Erbakan sanki, Fazilet'in düşmanıymış gibi davvranıyor.

Emin olun ki, insan şüpheleniyor.

Acaba Erbakan, bu görüşe sızmış bir ajan provokatör mü diye.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

En aşağılık küfür bile PKK'lıları tarif etmekte yetersiz kalmadığı zaman.



X