Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Terörist koruyucuları neredesiniz!

Buna benzer bir yazıyı, bundan hemen hemen 8 yıl önce yazmıştım.

Yine PKK idi masum insanları katleden.

Sadece yer farklıydı.

O kez Galleria'daydı patlama.

Ama ölenler yine aynıydı.

Masum, tertemiz insanlar. Ne terörle, ne terörün gerekçeleriyle hiçbir alakası olmayan insanlar.

Evden kimi alışverişe diye çıkmıştı, kimi işe diye.

Bahar müjdecisi pırıl pırıl bir hava vardı dışarda.

Sevdiklerine ya da kendilerine birkaç parça bir şey alacaklardı.

Belki de bir hediye.

Mutluluk olacaktı akşam evlerinde.

Kim bilir, belki de misafirler gelecekti çaya, hatta yemeğe.

Bir anda bir alçağın elinde molotof, alev oldu umutları, duman oldu yaşamları.

Hiç tanımadıkları, hiç tanımak istemedikleri terör aldı geleceklerini.

Sevinçlerini, aşklarını, özlemlerini.

Birkaç saat için, belki de birkaç dakika için çıktıkları evlerine, görüşürüz dedikleri sevdiklerine bir daha hiç dönemediler, görüşemediler.

Canımız yanıyor.

Hiçbirini şahsen tanımasak da ölenlerin hepsini tanıyoruz.

Yolda her gün binlercesiyle birlikte yürüdüğümüz, sizin gibi, benim gibi sıradan insanlar.

Canımız çok yanıyor.

Avrupa'nın terörist hakkı koruyucuları gelsinler şimdi.

Apo adlı katil godoşun kılı için ortalığı ayağa kaldıranlar gelsinler.

Gelsinler de, biraz da şu ölen masum insanların haklarından bahsetsinler.

Peki ya diğer teröristler?

Bir molotofa 13 can verdik. Bir şişe. Biraz benzin. Biraz yağ. Ve bir çaput.

13 can...

Biraz fazla değil mi?

Koskoca alışveriş merkezi yapacaksın, yangın merdiveni olmayacak.

Dışardan modern görünümlü bir bina inşa edeceksin, içerde otomotik yangın söndürme tesisatı olmayacak.

Yangına itfaiye aracı göndereceksin, merdiveni olmayacak.

Yukarıda mahsur kalanları kurtarmadan, suyu basacaksın ki, dumandan yaşayan canlı olmayacak.

Sonra da teröre lanet okuyacaksın 13 canımızı aldı diye.

Yangın merdiveni olmayan binaya imar veren belediye...

Yangın merdivensiz binanın iş merkezi yapılmasına onay veren belediye...

Yangına merdivensiz araç gönderen itfaiye...

Bilinçsiz müdahaleyle dumanı üst katlara yollayıp insanları boğan itfaiyeci...

Bu itfaiyecileri eğitmeyen itfaiye teşkilatı.

Bunlar da aslında birer terörist değil mi?

Bunca candan sorumlu olanlar arasında onlar da yok mu?

Terörist olmak için ille de dağa çıkmak, ille de terör örgütüne katılmak gerekmiyor ki!

Hatta belki de bu nevi terör, dağdaki terörün nedeni.

Hangisinin daha suçlu olduğunu tespit etmek öyle güç ki!

Aferin size!

Galatasaray'lı Hasan Şaş'ta doping bulunduğu yolundaki haberler ortalığı karıştırdı.

Başta Fenerbahçe olmak üzere kendini Galatasaray'a rakip zanneden kulüpler ayakta.

Fenerbahçe yöneticisi Abdullah Kiğılı tam kendine yakışır beyanatlar veriyor.

Ve gelişmeler beni hiç şaşırtmıyor. Bu Fenerbahçeli spor basınının bu yıl üçüncü operasyonu. Galatasaray'ı karıştırmak istiyorlar. Şampiyonluktan uzaklaştırmak istiyorlar.

Gelelim Hasan Şaş'ın dopingi olayına.

Eğer Hasan Şaş gerçekten performansını artırmak amacıyla doping yaptıysa gözünün yaşına bakılmamalı.

Ancak şunu bilesiniz sevgili okurlar, bugün hepimizin kullandığı, büyük çoğunluğu reçetesiz satılan pek çok ilaç doping testlerinde sporcuların dopingli görünmelerine neden oluyor.

Pek çok ağrı kesici. Nezle ve grip ilaçları. Burun damlalarının yüzde doksanı, vitaminlerin büyük bölümü.

Hasan Şaş'ın dopingli görünmesine neden olan da bir grip ilacı. Aferin.

Hanginiz acaba Aferin ya da Theraflu gibi ilaçlar almadınız.

Bunları alırken doping yapmış mı oldunuz?

Bir bardak suda fırtına koparılmak, Galatasaray'a çelme takılmak isteniyor.

Hasan Şaş, basit bir grip ilacı sonucu dopingli görünüyor. Ki, daha ilk test yapıldı. İkinci test sonucunun ne olacağı hiç belli değil. Alınan ilaç ne bir anabolizan, ne bir steroid.

Ama herkes cimboma saldırıyor.

Bu saldırılar şampiyonluk keyfinin daha büyük olmasından başka sonuç vermeyecek. Biline.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Şikáyet etmek yerine düzeltmeyi denediğimiz zaman.



X