Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Yasa anlamaktan aciz bir YSK

Başbakan Ecevit'in basın toplantısını yayınlayan televizyonlar RTÜK tarafından kapatılınca şaşırdım.

Çünkü böyle bir şeyin yasal olarak yapılması mümkün değildi.

Emin olduğum halde elime Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun'u aldım.

Ve seçim yasaklarını düzenleyen 61. maddeyi açtım.

Çok açık biçimde yasakları, bilgi iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması şeklinde tanımlıyor.

Bunun dışında son haftaya girilinceye kadar bir yasak yok. Yani isteyen istediği ekrana veya mikrofona çıkıp istediğini söyleyebilir. Bunun yanı sıra RTÜK kuruluşunu sağlayan 3984 sayılı kanunun 21. maddesi de, Seçim Yasası'na bağlı olarak siyasi kişilerle röportaj dahil her türlü yayını seçimlere yedi gün kaladan itibaren yasaklıyor.

Yani televizyonların kapatılması yasaya uygun bir hareket değil.

Peki bu televizyonların kapatılması kararı nereden çıkıyor?

Yok, hemen RTÜK'ü suçlamayın. RTÜK doğru karar veriyor ama yanlış bir talimattan dolayı.

Çünkü 3984 sayılı yasa RTÜK'e diyor ki: ‘‘Üst Kurul seçim dönemindeki yayınları Yüksek Seçim Kurulu'nun kararları doğrultusunda denetler.’’

Rezalet burada başlıyor.

Çünkü Yüksek Seçim Kurulu, yasa okumayı ve okuduğu yasayı anlamayı bilmiyor.

Çünkü 23 Ocak 1999 tarihli resmi gazetede yayınlanan YSK kararıyla, RTÜK 298 sayılı yasayı yanlış anlıyor ve ekran yasağını seçim döneminin başladığı ocak ayından itibaren uyguluyor... YSK'nın atıfta bulunduğu yasa 298'in 61. fıkrasının 4125 sayılı kanunla eklenen maddesi.

Yani benim yukarıda anlattığım madde.

Burada YSK'nın kararını teyit edecek bir şey yok. Seçimin başlangıç tarihinden itibaren sadece anket ve mini referandumlar yasak.

Ama YSK bunu anlayamıyor ve yanlış bir bildiri yayınlayarak RTÜK'ü de yanlışa sürüklüyor.

Biz de bu YSK ile seçime gidiyoruz.

Allah sonumuzu hayır etsin.

Bu bir Türk-Patagon meselesidir

Yunan Cumhurbaşkanı, Türkiye'ye seslenmiş. Diyor ki: ‘‘PKK meselesini bir Türk-Yunan meselesi haline getirmeyelim.’’

Adam haklı.

Bu aslında bir Türk-Patagon meselesidir.

Çünkü PKK'ya yıllardır kucak açan ülke Patagonya'dır.

PKK'ya silahlı eğitim verilen kamplar Patagonya'dadır.

Bu kamplarda PKK'lıları Patangonyalı subaylar eğitir.

20 bin Kalaşnikof tüfeği PKK'ya veren Patagonya'dır.

Apo bucak bucak kaçarken uçağı hep Patagonya'ya inmiştir. Patagonya'da misafir edilmiştir.

Apo Kenya'daki Patagonya elçiliğinde ortaya çıkmıştır.

Üç PKK militanını özel uçakla ve diplomatik bir skandal sayılabilecek yöntemle Kenya'dan alıp götüren Patagonya'dır.

Bu militanlar şimdi Patagonya'dadır.

Dangalos aslında Patagonya Dışişleri Bakanı'dır ama Yunanistan'da ikamet etmektedir.

PKK nedeniyle istifa eden üç bakan aslında Patagonya kabinesinde bakandır.

Bu nedenle de bu mesele bir Türk-Yunan değil, bir Türk-Patagonya meselesidir.

Yunan Cumhurbaşkanı son derece haklıdır.

Aslında suç Yunan Cumhurbaşkanı'nda değildir.

Bu adamı cumhurbaşkanı olarak seçip Yunanistan'a yollayan Patagonya halkındadır.

O zamanlar neredeydiniz?

Abdullah Öcalan'ın insanca koşullarda barındırılıp barındırılmadığını incelemek üzere dün bir Avrupalı heyet geldi.

İtirazımız yok. Hoşgeldiler, sefa geldiler.

Fakat merak ediyorum, Apo Doğu Anadolu'da Kürtler dahil sivilleri katlederken, köyleri basıp insanları öldürürken, bebeleri kurşunlarken, dedelerin boğazını keserken, kadınların karınlarındaki bebekleri öldürürken neredeydiler.

Onlar insan değil miydi?

Onların hakkı yok muydu?

Lie factory

Tansu Çiller tam kendine uygun bir reklam ajansı bulmuş.

Ajansın adı ‘‘Dream Factory’’.

Türkçesi Rüya Makinesi.

Hanımefendide Türkçe kıt olduğu için seçtiği ajansın adı bile İngilizce.

Ve Tansu Çiller'e yakışır bir ad.

Rüya Makinesi...

Fakat rüyayı gören Tansu Çiller.

Bir gün tekrar iktidar olma rüyası görüyor.

Seçimlerden sonra ajansın adını ‘‘Nightmare Factory’’, yani kâbus makinesi olarak değiştirmek zorunda kalabilirler.

Ama bence Tansu Çiller'e en yakışacak ajans ‘‘Lie factory’’ yani yalan makinesi olurdu.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Eşekten düşmenin acısını, eşekten düşmeden hissedebildiğimiz zaman.



X