Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Torpilliler için kötü bir yıldı

1998 yılı, siyaset dünyamızın güçlü isimlerine dayanarak iş görenlere yaramadı.

Yıllardır sırtını Demirel'e dayayan ve onun sayesinde her iktidarla dost olup iş götüren Kamuran Çörtük, yılın en bahtsız adamıydı.

POAŞ ihalesini üçüncü sırada olmasına rağmen dirsek atıp öne geçerek aldı. Ancak parayı denkleştiremediği için ihaleyi aldı, POAŞ'ı alamadı.

Aynı Çörtük, Türkbank işinde aracılığa soyundu, iş üstünde yakalandı. Bu arada bir televizyonun üzerine kondu, ama ona da tam anlamıyla sahip olamadı. Büyük umutlarla kurduğu Yaşamkent'in kapısına da kilit vurdu.

Gerçi işi bilenler onun Yaşamkent'i başka bir niyetle kapattığını söylüyor, ama Çörtük'ün durumunun parlak olmadığı biliniyor.

Bu arada TÜSİAD'la da papaz oldu. TÜSİAD üyeliğinden atılması gündeme gelince, ‘‘Sıkıyorsa atsınlar’’ dedi. TÜSİAD da sıktı ve attı.

Öyle görünüyor ki, 1999 da Çörtük için parlak geçmeyecek.

Demirel'in tuttuğu isimlerden bir diğeri, Cavit Çağlar için de 1998 parlak geçmedi.

Hızlı bir yükselişte gibi görünen Çağlar'ın bankasına devlet el koydu.

Dvlet bankaya el koymakla yetinmedi. Çağlar'ın şirketlerinin bankaya olan borçları için haciz başlattı.

Bunlar yetmezmiş gibi kriz nedeniyle Çağlar'ın iki fabrikasında üretim durdu. O da yetmedi. Büyük umutlarla başlayan Yeşilkent projesini de mahkeme durdurdu.

Hacı Ali Demirel'in adı bir cinayete karıştı. Sonra aklandı, ama yine de bir süre dillere düştü.

Şevket Demirel'in, Korkmaz Yiğit'in bankasına 8 trilyona yakın borcu olduğu anlaşıldı.

Diğer yandan eski ülkücülere nazar değdi.

Büyüklerinin koruması altında devlet için kurşun atan bu tosunların, kurşunlarını devlet için değil, devleti soymak için attıkları ortaya çıktı.

Sözde PKK ile savaşmak için ‘‘öldürme lisansı’’ alanların, devleti soyabilmek için bu lisansla devletin üst düzey görevlilerini de öldürdükleri anlaşıldı.

Çakıcı yakalandı. Kırcı yakalandı. Tosunların hepsi birer birer hapsi boyladı.

1998, her türlü karanlık işbirliği açısından kötü bir yıl oldu. İnşallah 1999 daha da kötü olur..

Zamanın değeri

Bir yılın değerini tek dersten sınıfta kalan öğrenci,

Bir ayın değerini prematüre bir çocuk doğuran anne,

Bir haftanın değerini haftalık derginin editörü,

Bir saatin değerini eve dönmek zorunda olan áşıklar,

Bir dakikanın değerini uçağı kaçıran yolcu,

Bir saniyenin değerini kaza atlatan kişi,

Bir milisaniyenin değerini 100 metrede gümüş madalya alan atlet bilir.

Bahattin Şeker, maaşlarını geri ver!

MİLLETVEKİLİ Bahattin Şeker'in falından üç vakte kadar yol çıktı.

Kışlanın yolu...

Şeker'in bedelli askerlik için sahtecilik yaptığı anlaşıldı. Ve Bahattin Şeker askere gidecek.

Peki Serdar Ortaç aynı nedenle hapis yatarken, Bahattin Şeker'e hiçbir şey yapılmayacak mı?

Hile ile askerlikten kurtulmaya çalışmak suçundan dava açılmayacak mı?

Hile yaparak askerlik yapmama çabası son anda engellenen Şeker'in bu yaptığı yanına kár mı kalacak?

Kalacaksa Serdar Ortaç'ın günahı neydi?

Bu arada bir başka sorum daha var!

Bahattin Şeker'in milletvekili olamaması gerekirken milletvekili seçildiği kanıtlanmış oluyor. Çünkü Anayasamızın 76. maddesi milletvekili seçilme yeterliliğini ‘‘...yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar milletvekili seçilemezler’’ diye belirliyor.

Bu durumda Bahattin Şeker, milletvekili olma yeterliliğine sahip olmadığı halde milletvekili seçilmiş oluyor.

Yani hak gaspı.

Bu durumda Bahattin Şeker'in milletvekilliğinin düşmesi bir yana, milletvekili albümlerinden çıkarılması, milletvekillerinin sahip olduğu emeklilik gibi haklardan yararlanamaması ve milletvekili olduğu süre içinde kendisine ödenen maaşları geri ödemesi gerekiyor.

Umarım TBMM Başkanı Hikmet Çetin bu uyarıyı dikkate alır.

Mikonos'ta silah olamaz

BİR Türk savaş gemisi, Yunanlılar'ın ünlü Mikonos adasının yakınlarına kadar gidince Yunanlılar hem şaşırmış, hem de paniklemişler.

Ankara'dan bana ulaşan bir espriye göre, Türk savaş gemisi, Mikonos'a alınan bir istihbarat üzerine gitmiş.

İstihbarata göre, Yunanlılar Mikonos'a çok miktarda ‘‘Top’’ konuşlandırmışlar.

Bu adaların silahlardan arınmış olması gerektiğinden bizimkiler de müdahale etmek için Mikonos'a gitmişler.

Ancak Yunan ‘‘Top’’ların zararsız olduğu ortaya çıkmış.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Doğruların hep kendimizden yana olmayabileceğini anladığımız zaman.



X