Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Livaneli olmadı, Tatlıses olmaz mı?

Deniz Baykal'ın inadından vazgeçip tabandan gelen sese kulak vermeye başladığı yolunda işaretler almaya başladım.

İzmir'de ibrenin Çakmur'dan yana dönmeye başladığı söyleniyor.

Böyle bir karar Baykal'ı 5 diktatörden biri olmaktan, CHP'yi de lider sultası altında ezilen diğer partiler gibi olmaktan kurtarır.

Halktan gelen sese kulak vermek siyasi bir erdemdir.

Mesut Yılmaz ise İstanbul'da Tantan'ı değil, Ali Talip Özdemir'i aday göstermekte kararlı.

Sadettin Tantan'a ise istifa etmesini söylemiş. Belediye başkan adayı olmak için belediye başkanlığından istifaya gerek olmadığına göre, Tantan'ı milletvekili adayı yapacak.

Konuştuğum Tantan, ‘‘Gönlüm Büyükşehir Belediyesi'nden yana. Ama parti milletvekilliği diyorsa ona aday oluruz’’ diyerek tevekkül gösterdi.

Bu arada CHP, İstanbul'a aday bulmakta sıkıntı çekiyor.

Livaneli kabul etmiyorsa bir de İbrahim Tatlıses'i denesinler.

Tarikatlar Çiller'e Çiller tarikatlara güveniyor

Çiller'in tarikat oyları peşinde olduğunu ve bu konuda tarikatlara her türlü sözü verdiğini yaz başında yazmıştım.

Bu seçimde pek çok tarikatın büyük bölümü Çiller'i destekleyecek.

Çiller bu desteğe karşılık tarikatların göstereceği adayları, seçilmelerinin garanti olduğu bölgelerde aday yapacak.

Aslına bakarsanız tarikatlar, Çiller'den hoşnut değiller. Fakat Fazilet'i hiç istemiyorlar.

Tarikatların Fazilet'i istememe nedenleri şöyle özetlenebilir:

Refah iktidar olmadan önce tarikatlar rahattılar. İstedikleri gibi at oynatıyor, devlet içinde örgütleniyor, ticari olarak güçleniyor, rahat rahat yaşıyorlardı. Refah iktidar olunca, birdenbire gözler tarikatların üzerine çevrildi ve tarikatların rahatı kaçtı. Örgütlenmelerine karşı müdahaleler başladı. Ticari ilişkileri zarar gördü. Bu yüzden de Fazilet'in tarikatlara faydadan çok zararı oldu. Bu yüzden de tarikatlar merkez sağda, onlara geçit verecek ama fazla göze batmayacak bir yapıyı destekleme kararı aldılar. Burada adres olarak da DYP'yi ve Çiller'i buldular.

Peki neden ANAP değil de DYP, Yılmaz değil de Çiller.

Bir tarikat önde geleni bu soruma şöyle bir yanıt verdi:

‘‘Biz daha önce de Mesut Yılmaz'la işbirliği yapmak istedik. Çünkü Çiller'i güvenilmez buluyorduk. Çok zikaklıydı. Mesut Bey'e taleplerimizi ilettik. Toplam 5 adayımız vardı. Bunları uygun yerlerden listeye koyması halinde destek sözü verdik. O da bize söz verdi. Fakat sözünde durmadı. Adaylarımızı ya listeye almadı, ya da seçilemeyecekleri yerlerden listeye koydu. Oysa Çiller verdiği sözleri tuttu. Bu nedenle Çiller'leyiz.’’

Tarikatların oyu öyle zannedildiği kadar çok değil. Toplasanız 1 milyonu bile bulmuyor.

Ama en büyük partinin 5 milyon civarında oy aldığı bir ortamda yüzde 20 fazladan oy ediyor.

Hafiyeler yanıldı

Yener Kaya cinayeti aydınlandı.

Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ve kimi gazeteciler, ‘‘Yener Kaya ile Nesim Malki cinayetleri birbiriyle ilişkili cinayetlerdir’’ derken, biz burada ‘‘Yener Kaya cinayetinin çetelerle bağlantısı olduğuna dair ipucu yok. Bu cinayet daha adi ve basit bir cinayet’’ diye uyarmaya çalışıyor, bu yüzden de aksi tezi iddia edenlerden eleştiri üzerine eleştiri alıyorduk.

55. hükümetin Başbakanı Mesut Yılmaz ısrarla Kaya ve Malki cinayetlerini birbiriyle ilişkili gibi göstermek istedi.

Bense ‘‘Bu iki cinayeti birbiriyle ilişkilendirmek isteyenler dezenformasyon ve misenformasyonla işleri bulandırmak ve gerçekleri gizlemek istiyorlar. Özellikle gazeteci dostlarımız bunlara dikkat etsin’’ diye uyardım

Mesut Yılmaz'ın böyle yanlış bir kanaate nasıl kapıldığını bilemiyorum. Belki de kapılmamıştı, ama kapılmış gibi yapıyordu.

Bizim, Yener Kaya'ı kimin öldürdüğü konusunda kesin bir bilgimiz yoktu, ama Yener Kaya'yı çetenin öldürmediği konusunda kesin bilgiye sahiptik.

Gerçekler uzun süre saklı kalamıyor.

İşte Yener Kaya cinayeti aydınlandı.

Kaya bir aşk cinayetine kurban gitmiş.

Olay yargı aşamasına doğru ilerlediği için isim vermekten özenle kaçınıyoruz.

Kaya'nın, yakın bir arkadaşının eşiyle ilişkiye girdiği için öldürtüldüğünü gösteren kanıtlara ulaşılmış.

Sayın Yılmaz'ın devlet yönetiminde genelde ciddiyetten uzak davrandığını hep yazdım.

Kaya olayında bu bir kez daha ortaya çıktı.

Başbakanlar dedikodularla iş yapmaz, dedikodularla ithamlarda bulunmaz, devlet yönetmezler.

Umarız bu olay Yılmaz'a ders olmuştur.

Günün birinde bir daha başbakan olursa, inşallah kendi kendine Mike Hammercilik oynamaz ve oynatmaz.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sivil cuntalar, askeri cuntalardan daha demokratik olabildiği zaman.



X