Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Tarkan koşuyor biz kovalıyoruz!

Tarkan'ın vatani görevi ile ilgili sorunu sürüyor.

Ordunun kuralları var ve bunu titizlikle uygulamakta kararlı görünüyor.

Ben ve benim gibi düşünen birkaç kişi ise Tarkan'a bir süre daha izin verilmesinin Türk Ordusu'nun itibarını düşürmeyeceği kanaatinde olduğumuzu söylüyoruz.

Tarkan'ın meslektaşlarından bazıları ise Tarkan'a laf sokuşturmaktan geri kalmıyor ve askerlik söz konusu olduğunda ‘‘Bizim adımız Tarkan değil’’ diye konuşuyorlar.

Adları Tarkan olmayanları bir kenara bırakalım ve Tarkan'a bir yıl daha izin verilmesini neden istediğimizi somut verilerle yazalım.

Önümde Tarkan'ın ocak ve şubat aylarında Avrupa'da vereceği konserlerin listesi var.

Bunlar Avrupa'daki Türkler gelsin diye Türk organizatörler tarafından düzenlenmiş, hikâyeden turne programı değil. Avrupalı gençlerin akın edeceği konserler.

27 Ocak'taki ilk konser Paris Olympia'da.

30 Ocak'ta Almanya'da. 31 Ocak'ta Viyana'da.

Şubat ayı boyunca da toplam 13 konser var. İngiltere'de, Hollanda'da, Belçika'da, İspanya'da... Avrupa'nın her yerinde. Hem de o ülkelerin önemli noktalarında. Mesela İngiltere'de Brixton Academy'de sahneye çıkıyor Tarkan.

Bir Türk pop sanatçısı ilk kez uluslararası başarıya bu kadar yakın.

Tarkan'ın konser vereceği ülkelerin tamamında albümü de aynı anda satışa sunulacak. Bir ayda 16 konser.

Sonrası da gelecek...

Tarkan'ın albümünün 42 ülkede piyasa çıkması gündemde.

O uluslararası bir star olmaya doğru koşuyor.

Biz ise arkasından kovalıyoruz.

Hızına yetişmek için değil, yakalamak için...

Ne olur şu çocuğa 1 yıl daha izin versek de, sonra askere alsak.

Ne olur!

Kim başbakan oluyor?

YALIM Erez korkusuyla Ecevit'e kayıtsız şartsız destek veren Çiller, Erez tehlikesi geçince desteği şartlara bağlamış görünüyor.

55. hükümetin en büyük reformunu yapan adamı istemiyor. Tek neden, Fazilet'in oylarından birkaçını kapabilmek.

Bunun dışında da talepleri var.

Hatta DYP ile DSP arasında gizli bir protokolden dahi söz ediliyor.

Bununla ilgili sızan bilgiler doğru ise Ecevit başbakan olmuyor. Çiller gayri resmi başbakan oluyor, Ecevit ise yardımcısı.

Bu gayri resmi başbakanlık, Türk demokrasisine Çiller'in yeni bir katkısı olacak.

Çiller'i yönlendirenin kocası Özer Bey olduğu da hatırlanırsa, Ecevit başbakan gibi görünmekle beraber ülke yönetiminde zurnanın son deliği gibi olacak.

Bülent Bey'in Çiller'le fotoğraf çektirirken takındığı beşuş ifade onun bundan pek sıkıntı duymayacağını gösteriyor.

Galiba Bekir Coşkun'un dediği gibi ‘‘El köfte operasyonu’’ tamam.

Baskın tipi demokrasi

TANSU Çiller'e yakın yayın organlarında sülalemize sövülüyor.

Tansu Çiller'in demokrasimize yeni amağanlarından biri de bu tip yayın organları. Bir televizyon ve bir gazete küfür kıyamet gidiyor.

RTÜK'ün umurunda değil. Aslına bakarsanız benim de...

Fakat korkum şu:

Çiller tipi demokraside önce böyle küfür ve tehdit vardır, sonra eylem.

Yani Çiller'in demokratları, tekdir ile uslanmayana kötek atarlar.

Flash TV'de olanları unutmadık.

Çiller aleyhine yayın yapılınca bu televizyonun silahlı adamlarca nasıl basıldığını hâlâ hatırlıyoruz.

Gerçi Çiller, demokrasiyi hep baskınlarla korur biliyorsunuz. Ecevit'e başbakanlık önerisi de Flash TV baskını gibi ani ve beklenmedik bir anda olmuştu.

Acaba Sayın Tansu Çiller, bizim için de böyle demokratik ve ani bir önlem almayı düşünüyor mu, diye soracaktım.

Karlı kayın ormanı

BAYKAL, Hürriyet'i ziyaret ettiğinde ‘‘Şarkıcı türkücü adaylar gösterecek misiniz?’’ diye sormuştum.

O ise gülmüş ve böyle bir değerlendirme yapmamak gerektiğini söylemişti.

Zülfü Livaneli'ye CHP'nin İstanbul adayı olması için baskı varmış.

Oysa ben Livaneli'yi şarkıcı türkücü sınıfında değerlendirmem.

Onun için daha çok, yazar derim.

Hem yazı yazar, hem şarkı yazar, hem de şarkılara söz.

Şarkı da söyler, ama şarkıcı sayılmaz.

CHP geçen dönem güçlü adaylarla dişe diş mücadele eden Livaneli'nin bu kez daha başarılı olup seçileceğini düşünüyormuş.

Diğer adaylar kesinlik kazanmadı ama Zülfü Livaneli şimdilik fena isim değil.

Bu arada Nurcan Akad'ın bir ricası var.

Biliyorsunuz İstanbul'da yeşil alanlar azaldı.

Zülfü Livaneli başkanlığı alırsa, Nurcan, İstanbul'a bir ‘‘Karlı Kayın Ormanı’’ kurulmasını istiyor.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Karşımızdakilere ‘‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’’ demediğimiz zaman.



X