Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Böyle meydana böyle yıldız

Bugünlerde Türk siyasetinin yıldızı Tansu Çiller. Türk siyasi yaşamında pırıl pırıl parlıyor.

Siyasette hamleleri o belirliyor. Adımları o atıyor, yönü o tayin ediyor.

Bunda Çiller'in hiç suçu yok.

Çünkü onu yıldız yapan diğerleri.

Tansu Çiller'i bugüne dek ilkesiz olmakla, sözünde durmamakla, devleti yıpratmakla, onurlu davranmamakla, pragmatik olmakla suçladık.

Çünkü bizim anlayışımıza göre bir ülkede lider olmak için böyle olmamak gerekiyordu.

Liderlik, ülke yönetiminde söz sahibi olmak; bu defolara sahip olmayanların hakkıydı.

Ancak Türkiye'de durum tam tersi gelişti.

Tansu Çiller düzeleceğine diğerleri Tansu Çiller'leştiler.

İlkesizlik, siyasetçilerimizde aranan bir özellik haline geldi.

Sözünde durur olmak siyasi ayıp oldu.

Devleti yıpratmayana devleti emanet etmedik.

Pragmatik olmayan enayi yerine koyuldu.

Siyasetin temel çizgileri böyle çizilince Tansu Çiller'in yıldızlaşması normal.

Oyunu Çiller'in kurallarıyla oynamaya başladığınız zaman, Tansu Çiller'in parlaması çok normal.

Çünkü ne Yılmaz, ne Ecevit, ne Baykal, ne Kutan ve hatta ne de Demirel, yeni siyasi kalıba Çiller kadar uyabiliyor.

O zaman da çevresi ilkesizlik duvarıyla örülmüş, zemini yalancılıkla kaplanmış, üzeri alçaklıkla örtülmüş meydan Çiller'e kalıyor.

Ne zamana kadar mı?

Daha da kötüsü çıkıncaya kadar elbet.

Onkolojiden yanıt onkolojiye yanıt

Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi'nde yeni yıl partisi düzenlendiğini iddia ettiğim yazıma Profesör Erkan Topuz tepki göstermiş Önce bizim yazı işlerine bir yanıt yollamış, sonra da ben yokken Hürriyet'i ziyaret edip hem beni yalanlamış, hem de pek çok bilimsel eser bırakmış.

İddiasına göre, serviste böyle bir parti düzenlenmemiş, sadece o gün orada bilimsel bir toplantı yapılmış.

Zaten böyle bir parti yapılsaymış bile bunu yapacak ayrı salonları varmış.

Yani ben yalan yazıyormuşum.

Hadi bakalım kim yalancı?

Sayın Topuz, size soruyorum:

1. Çizim odası adı verilen yerlerde ışın tedavisi olmak için bekleyen hastalara ayrılmış salonda 30 Aralık 1998 günü bekleyenler dışarı çıkarılarak bir parti yapılmadı mı?

2. Bekleme odasına taşınan masalara ‘‘ORNA’’ ilaç firmasının logolarını taşıyan bayraklar ve masa örtüleri konulmadı mı?

3. Tepsilerle çiğköfte ve dürüm bu odaya taşınırken, odada beklemesi gereken hastalar koridora yığılmadı mı?

4. Bekleme odasındaki hastaları dışarı çıkmaya davet eden Elif isimli hanım, ORNA'nın temsilcisi miydi?

5. Elif Hanım, Orna'nın temsilcisi ise kattaki odalardan birinin anahtarı Elif Hanım'da ne arıyordu?

6. İki naylon poşete doldurulmuş Nevşah marka şaraplar, parti odası haline getirilen bekleme salonuna hastaların gözü önünde sokulmadı mı?

7. Siz, Fatih Altaylı'yı saf ve salak mı zanettiniz?

Suç duyurusu

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde bir profesör var. Adı Ahmet Ağırakça...

Bu ülkenin üniversitesinde öğrenci eğiten, bu ülkenin parasıyla beslenen bu adamın okuttuğu öğrenciler için endişe duyuyorum.

Çünkü bakın Profesör Dr. Ahmet Ağırakça neler söylüyor, neler yazıyor:

‘‘Laiklik, gayri İslami bir sistem iken demokrasi öyle değil midir?.. Düşmanın silahı ile silahlanmak sözünün mecazi bir anlamı yoktur. Tamamen zahiri ile amel edilmesi gereken bir sözdür. Buradaki silah savaş araç gerecidir. Yoksa siyasi sistem değildir. Müslümanlar olarak biz laikliği bir alternatif olarak görmediğimiz gibi, laik cumhuriyet ile demokrasi arasında da bir tercih yapmayız.’’

Bu fikirlerini Vakit adlı paçavrada yazmaktan zerre kadar çekinmeyen Ahmet Ağırakça, belki şu anda sizin çocuğunuzun sınıfında ders veriyordur. Kim bilir?

Hadi YÖK bu adama ders verdirtmekte bir beis görmüyor, peki ya savcılarımız?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yanlışları yalanlarla örtmeye çalışmadığımız zaman.



X