Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Ortaoyununun bir şerefi vardır

Ecevit Çiller'in oltasına aç bir sazan gibi takıldı.

Üç gün önceki kendisini kovmaktan beter eden kadına şimdi ‘‘Medyunu şükran’’ mış. Aferin Bülent Bey'e. Ankara'da bu gelişmelerle ilgili dedikodular muhtelif.

Herkes siyasetin kurtlarının Erez'i yem olarak kullanıp Çiller'i oltaya taktığını, Çiller oltaya gelince, Çiller'le hazırlanan zokaya Ecevit'in atladığını söylüyor.

Bu muhteşem planı ise Muhteşem Süleyman Demirel'in hazırladığı anlatılıyor.

Erez'in başbakanlık ihtimalinin Çiller'i diğer alternatiflere zorlayacağını öngören Demirel'in, sırf bu yüzden Erez'i görevlendirdiği, bir taşla iki kuş vurarak Erez'in sağ liderler arasında sivrilmesinden korkan Yılmaz'ın da Erez karşıtı bir platformda birleşeceğini Cumhurbaşkanı'nın planladığı öne sürülüyor.

Bu konuda Necmettin Cevheri ve Nahit Menteşe'yi görevlendirenin de Demirel olduğu ve Çiller'i bu çizgiye çekmede, Demirel'in Cevheri ve Menteşe'nin Çiller üzerindeki etkilerini kullandığı iddiaları var.

Öyle veya böyle, Türkiye'de siyaset derin yaralar alıyor.

Ankara'da oynanan oyunlar halkın gözünde siyaset değil.

Vatandaş bu rezalete ‘‘ortaoyunu’’ diyecek ama Dümbüllü İsmail'e hakaret olur diye demiyor.

Türkiye'deki siyasetin düştüğü duruma bakanlar İtalya'da Cicciolina'nın milletvekili seçilmesinin, Fransa'da bir palyaçonun, Coluche'ün cumhurbaşkanı aday adayı oluşunun, Amerika'da Clinton'ın cinsel organının bile politika denen oyunu bu kadar kirletmediğini görüyorlar.

Siyaset bu kadar bayağılaştığı, halkın siyasetçilerden nefret ettiği dönemler Türkiye'de olmadı değil. Ancak bunun bu denli had safhaya ulaştığını ben görmedim.

Bizi temsil edemeyenler yüzlerce turda cumhurbaşkanı seçemedikleri günlerde bile bu kadar ayağa düşmemişler, vatandaşın gözünde bu denli aşağılanmamışlar, seçmenin dilinde bu denli ağır hakaretlere maruz kalmamışlardı.

Çiller'in hamlesine ‘‘Başbakanı demokrasi içinde çıkarmak açısından doğru bir adım, Erez ara rejim modeli olacaktı’’ diye onay verenleri anlamak mümkün değil.

Çünkü demokrasi adına atıldığı söylenen adımlar doğru zamanda atılınca doğru olur.

Bu ülkede aynı çözümler muayyen günlere göre demokrasi içinde, muayyen günlere göre demokrasi dışında olamaz.

Kapkara tencere

Mesut Yılmaz'la, Bülent Ecevit'in Çiller'le işbirliği yapmasını aslında hiç de yadırgamamak lazım.

Bunlar perde önünde kavga eder, perde arkasında can ciğer kuzu sarması olurlar.

Bunlar değil mi, birbirlerini hırsız diye şikâyet edip sonra komisyonlarda birbirlerini aklayanlar.

Bunlar değil mi, devlet imkânlarını sırayla sövüşleyenler.

Bunlar değil mi, özelleştirme ihalelerini başbakanlık konutlarında bitirenler. Bunlar değil mi devlet ihalelerini cebinden leblebi dağıtır gibi yandaşlarına dağıtanlar.

Bunlar değil mi, yakın dostlarını, akrabalarını devlet kuruluşlarının yönetimlerine atayanlar.

Ve bunlardan biri değil mi, bütün bunlar olurken kafasını çevirip öbür tarafa bakan.

Bunların al birini vur öbürüne.

Bunlar tencere misali. Birinin dibi kara öbürünkü de onun kadar kara.

Daha da kötüsü bu tencerelerin içleri de kara.

Güle güle Avrupa'nın en büyük golcüsü

Güle güle Avrupa'nın en büyük golcüsü

Aylar önce bu sütunda ‘‘Hakan Avrupa'nın en iyi santrforlarından biridir’’ diye yazdığımda gülenler olmuştu.

Aradan geçen zaman çok şeyi değiştirdi.

Hakan artık Avrupa'nın ve dünyanın en iyi santrforlarından biri değil, birincisi.

1998 yılının en yüksek transfer rakamıyla Juventus'un Hakan'a talip olması bunun en açık kanıtı.

Dünya Şampiyonu Fransa'nın golcüsüyle Hakan arasında bir tercih yapmak gerekince Juve Hakan'ı seçiyor.

Hakan da eski Hakan değil.

Hem fikren, hem bedenen değişti.

Artık sahada yırtıcı, kavgacı, mücadeleci gerçek bir santrfor var.

Vurana vuran, iteni iten.

Bu satırlara yine gülenler olacaktır. Hakan'ı yabancı golcüler karşısında adam yerine koymayan, kaçırdığı golleri hatırlatanlar olacaktır.

Ben de onlara gülerim.

Spor programlarında o yabancı golcülerin yalnızca gollerinin özeti veriliyor. Kaçırdıklarının değil.

O efsanevi Romario'nun Barcelona forması altında Galatasaray kalecisiyle karşı karşıya kaldığı pozisyonları nasıl harcadığını hatırlatırım onlara en basit örnek olarak.

Üstelik Hakan, bu kez kafa olarak da Avrupa'ya hazır olduğu izlenimini veriyor.

İkinci Torino seferinde başarılı olacak. Bir büyük takımdaki başarılarını, bir başka büyük takımda tekrarlayacak.

Galatasaray ise acınacak halde. Hakan'ı satıp, geri kalan futbolculara borçlarını ödeyecekler.

Yine borçlanırlarsa bu kez birilerini daha satarlar.

Tam mirasyedi. Sat sav ye.

Galatasaray giderek, kötü yönetildiği dönemlerdeki Fenerbahçe'ye benzerken, Fenebahçe giderek parlıyor.

İyi yönetim Fener'i vezir ederken, kötü yönetim Galatasaray'ı rezil ediyor.

Allah sonumuzu hayretsin.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Önümüze atılan yemin zehirli olup olmadığını, sokak köpekleri kadar düşündüğümüz zaman.



X