Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Avrupa anlıyor, PKK bitiyor

İtalya'daki gelişmeler bizim 2 ay önce öngördüğümüz şekilde seyrediyor.

Bebek katili İtalya'yı da tehdide başladı.

İtalyanlar da yakında PKK'nın gerçek yüzüyle, kanla, ölümle tanışacaklar.

Katil fütursuzca tehdit ediyor ve Dallama başbakanları öyle izliyor.

Bu arada Apo'nun Suriye'den Avrupa'ya kadar sürülmesi Türkiye açısından olumlu sonuçlar vermeye başladı.

Avrupa'daki PKK sempatisi giderek yerini PKK nefretine bırakıyor.

Katillerin gerçek yüzünü Avrupalılar da görüyorlar.

Avrupa son 15 yıllık süreçte ilk kez PKK ile Güneydoğu sorununun ayrı şeyler olduğunu hissediyor.

PKK'nın Kürt halkını temsil etmekten çok uzak olduğunu yavaş yavaş görüyor.

Askeri olarak sona yaklaşan PKK, siyasi olarak da hızla çöküyor.

1999 tarihe PKK'nın bitiş yılı olarak geçecek. Kimsenin şüphesi olmasın.

Çiller'den gayri ciddi atak

BU memlekette siyaset yapanlarda zerre kadar ilke var mı acaba? Yüreğinizle yanıt verin, var mı?

Bülent Ecevit bundan 15 gün kadar önce Çiller'in kapısını çalıyor, ‘‘Hükümet kuracağım. Azınlık veya koalisyon. Lütfen destek verin’’ diyor. Çiller'in yanıtı kısa ve öz: ‘‘Hayır. Size destek mestek yok.’’

Bülent Bey bu yanıttan sonra birkaç kapı daha çalıyor. Sonunda hükümeti kuramayıp görevi iade ediyor.

Sonra Yalım Erez görevi alıyor ve yaklaşık 10 gündür hükümeti kurmaya çalışıyor.

15 gün önce Ecevit'e ‘‘Hayır, size hükümet kurdurmam’’ diyen Çiller, Yalım Erez hükümeti kurmakla görevlendirilince Ecevit'e gidiyor ve bu kez ‘‘Size destek verelim, hükümeti kurun’’ diyor.

Geçen süre içinde Türkiye siyasetinde değişen ne?

Ecevit mi değişmiş, Meclis aritmetiği mi?

Hiçbiri... Değişen Çiller'in tavrı.

Daha önce yazdığım gibi Yalım Erez'in hükümeti kurma olasılığının artması üzerine Çiller, Erez'i başbakan yapmamak için kolları sıvıyor.

Ve karşı tarafın yumuşak karnı Ecevit'ten dalıyor içeriye: ‘‘Bülent Bey hükümeti siz kurun.’’

O koskoca Ecevit de diyemiyor ki: ‘‘Tansu Hanım bu iş çocuk oyuncağı değildir. Dün öyle bugün böyle. Ayıptır. Ciddiyetle bağdaşmaz. Gidin işinize.’’

Tam aksine, sağda solda konuyu müzakereye başlıyor. Çünkü onun da Tansu Çiller ile ortak bir çıkarı var.

Tansu, Yalım Erez'i başbakan yapmayacak, öbürü de CHP'yi iktidar ortağı. Tansu Çiller, Yalım Erez başbakan olursa kendi siyasi hayatının zorlaşacağını biliyor. Bülent Ecevit ise seçime başbakan olarak girmek istiyor.

Çıkarlar ortak olunca, kim takar ciddiyeti! Kim takar ilkeyi!

Vur beline gitsin.

Sakın ola ki, Bülent Bey'in başbakanlığına karşı olduğumuzu sanmayın. Karşı olduğumuz, siyasette bu denli gayri ciddi olunması.

Çünkü normal şartlarda, bırakın teklifini dinlemeyi, bu Çiller'e görüşmek için randevu bile verilmez.

Ne gerek vardı?

DENİZ Baykal kendine yeni bir makam otomobili aldırmış. Gıcır gıcır bir Mercedes. Mercedes'in büyük sükse yapan yeni S serisinden. 420 mi, 500 mü anlayamadım. En iyimser tahminle 40 milyar. Türkiye'de daha üç beş kişide var. Anlamadığım bu otomobilin sosyal demokrat bir parti liderinde ne aradığı? Baykal'ın böyle bir makam otomobili almaya ne gerek duyduğu. Fukara edebiyatı yapalım demiyorum. Ama lüzumsuz...

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Elmayla armudun ancak hoşafta toplanabileceğini anladığımız zaman.



X