Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Devlet arazisi yağmalanıyor!

Devlet arazileri nasıl yağmalanıyor, arazi mafyası nasıl bir yöntem izliyor bakalım dedik.

Karşımıza yine bildik isimler çıktı.

Anladık ki, devleti yağmalamaya alışanlar, dört koldan yağmalıyorlar.

Sistem basit aslında.

Önce hazineye, yani Milli Emlak'a ait arazileri aratırıyorsunuz. Beğendiklerinizi gözünüze kestiriyorsunuz.

Sonra gidiyorsunuz devlete ve beğendiğiniz araziyi gösterip, ‘‘Bu araziyi ağaçlandıracağım. Bana ağaçlandırma için tahsis edin’’ diyorsunuz..

Devlet de son derece iyi niyetle bu araziyi ağaçlandırmanız için size tahsis ediyor.

O andan itibaren bu arazi babanızın malı gibi oluyor.

Çevresini çeviriyorsunuz. Göstermelik bir iki ağaç dikiyorsunuz. Sonra da en uzak köşesinden başlayarak bina yapmaya başlıyorsunuz. Devlet işin farkına varıncaya kadar geçmiş olsun.

Ha tanıdık isim dedik ya, onlar da yabancı değil. İbrahim ve Hasan Arslan.

Bu ikiliyi Aslan Nakliyat'tan tanıyorsunuz.

Bunlar gitmişler, Pendik'te devlet arazisinin tam ortasına saray gibi bir binayı kondurmuşlar. Sorana da Süleymancıların yurdu diyorlarmış.

Ama alakası yok, ki olsa ne yazar, bal gibi villa.

Fakat işin ilginci arazi mafyası da buraya göz dikmiş. Sırf buraya değil, bölgedeki birçok yere.

Daha önce Kurnaköy'de 400 dönümlük bir araziyi kapatan Mevlut Tunç isimli adam, Kurnaköy'de Kemal Bayoğlu ile birlikte bu araziye tesisler, evler kurmuş. Ardından da Aslanlar'ın işgal ettiği araziyi gidip ağaçlandırma vaadiyle kandırıp almışlar.

Az buz yer değil. 311 dönümlük dev arazi. Tam adresi Pendik Topçayır mevkii, Kurnaköy yanı 27. pafta 860 ve 703 parseller.

Fakat Mevlut Tunç'un karşısına araziyi daha önce işgal eden Aslan kardeşler çıkmış.

Aslanlar, Tunç'tan daha fütursuz. Tunç şeklen de olsa devletten araziyi kiralıyor. Aslanlar ona bile tenezzül etmiyorlar, babalarının malı gibi yerleşiyorlar..

Şimdi bunların arasında devletin arazisi için kavga var.

Bakalım kim kazanacak. Ve bakalım İstanbul Defterdarı bu işe nasıl dur diyecek!

Galatasaray gruptan lider çıkar

ÇARŞAMBA günü gazetede ‘‘Galatasaray bu akşam galip’’ gelecek dediğim zaman herkes yüzüme meczupmuşumcasına bakıyordu.

Oysa hiç de meczup değildim.

Galatasaray'ı biliyordum, tanıyordum.

Juventus muventus da umurumda değildi.

Neden mi? Anlatalım.

Bugün Galatasaray dünyanın en güçlü takımlarından biri.

Gelin bakalım.

Kalede, dünyanın en büyük takımının kalecisi var. Taffarel.

Geride, dünyanın en iyi liberosu ve savunma adamı olarak bilinen Popescu.

Onun yanında yine dünyanın en iyi savunma ve kanat oyuncularından biri Filipescu.

Savunmanın diğer unsurları da pek çok Avrupa takımında oynayacak nitelikte.

Orta sahada ise Galatasaray Avrupa'nın en iyilerinden biri.

Hagi, Maradona bu işi bıraktığından bu yana dünyanının en teknik ve en iyi hücuma dönük orta saha oyuncusu. Bu tartışmasız.

Tugay her zaman süper olmasa da büyük yetenek. Hasan Şaş öyle ve daha da iyi olacak. Okan'ın Feldkamp dönemindeki oyununu hatırlarsanız, Okan'ın ne olduğunu daha iyi anlarsınız. Şimdi Okan o günlerin ötesine gidiyor. Alman Hassler'e benzetilirdi. Ondan daha iyi oluyor giderek. K. Hakan da süper değilse de, görevini layıkıyla yapan bir adam. Ümit giderek iyi oluyor. O da Avrupalı benzerlerinden aşağı değil.

İleride ise hiç kuşkusuz şu an dünyanın en iyi ve en formda santrforu olan Hakan oynuyor.

Attığı goldeki iki ayak hareketini dünyada kaç futbolcu o kadar kısa sürede yapabilir merak ediyorum.

Bu takımda mevkilerinde dünyanın en iyileri olan en az üç adam oynuyor.

Biri geride, biri ortada, biri ileride.

Milan'ın Avrupa'yı titrettiği günlerde olduğu gibi. Milan'da da üç Hollandalı takımı götürüyordu.

Bunların yanına mevkilerinde dünya sıralamasında ilk beşe girecek çapta oyuncular koydunuz mu, ki Galatasaray'dakiler o yetenekte, başarı normal.

Çarşamba akşamı izlediğim Galatasaray grubundan lider çıkar.

Sonrası zaten kolay.

İstanbul yine susuz

YOLSUZLUK, hırsızlık yazarken, halkın gündelik dertlerini unuttuk sanmayın.

İstanbul susuzluktan kırılıyor. En azından İstanbul'un RP'ye, ya da yeni adıyla Fazilet'e oy vermeyen bölgeleri.

Başta Şişli olmak üzere, Bakırköy, Kadıköy gibi yoğun yerleşim merkezlerinde haftalardır inanılmaz bir su sıkıntısı yaşanıyor.

Barajların dolu olduğu bir ortamda buna anlam vermek mümkün değil.

Vatandaş bunun arkasında kasıt arıyor haklı olarak.

İşin daha vahim tarafı, İSKİ Genel Müdürü'ne ulaşmak imkânsız. Ne vatandaş, ne gazeteciler İSKİ'nin genel müdürüne ulaşıp da dertlerini anlatamıyorlar.

Bırakın genel müdürü, karşıda muhatap yok.

Su bolluğunda vatandaş susuzluktan kırılıyor ama sesini duyuramıyor, sorularına yanıt alamıyor.

Tayyip Erdoğan bu konuyla ilgili acil bir açıklama yapmak zorunda.

İstanbul'un belediye başkanı o ise, vatandaş ondan yanıt bekliyor.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Çıkar ilişkilerinin adı dostluk olmadığı zaman.













X