Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Hedefteki kuzen

ANAP gidiyor, DYP geliyor. DYP gidiyor, ANAP geliyor. Ancak hiçbir şey değişmiyor...

Yalı çetelerinin yerini başkaları alıyor sadece. Hatta hem DYP'nin, hem ANAP'ın nimetlerinden faydalananlar, her iki dönemle de dost olanlar olabiliyor.

ANAP iktidarında da pek çok pis koku geliyor.

İlginç ilişkiler, menfaat çeteleri oluşuyor.

ANAP'ın bu son döneminde bu işlerin odak noktasında olan kişi ise Başbakan Mesut Yılmaz'ın kuzeni Mehmet Kutman'ın sahibi olduğu Global Menkul Değerler.

THY Swiss Air ortaklığındaki rolünü daha önce yazmıştık.

Ama daha yazılacak çok şey var.

Biliyorsunuz geçen hafta Emlak Menkul Değerler'de bir operasyon yapıldı.

Operasyon gazetelere küçük bir haber olarak girdi.

Emlak Menkul Değerler aslında bir kamu kuruluşu. Emlakbank'ın bir iştiraki. Yani Emlak Menkul'ün sahibi Emlakbank.

Geçen hafta devlete ait bu Emlak Menkul Değerler'in yöneticileri görevden alındılar.

Ancak biri yerini korudu.

Yerini koruyan kişi Mesut Erkovan.

Korur korur, bunda ne var demeyin.

Devlete ait Emlak Menkul'ün yönetiminde yer alan bu Mesut Erkovan isimli zat aynı zamanda bir başka menkul kıymetler şirketinin de ortağı.

Erkovan'ın yüzde 20 hisseyle ortak olduğu menkul kıymetler şirketinin adı Hedef.

İşin daha ilginç kısmı Hedef Menkul Değerler'in büyük hissedarı Global Menkul Değerler.

Yani Başbakan'ın kuzeninin şirketi.

Başbakan'ın kuzeninin ortağı, devlete ait bir menkul kıymetler şirketinin yönetiminde yer alıyor.

Bütün yönetim değişirken dahi yerini koruyan tek kişi de o oluyor.

Bu durum size ilginç gelmiyor mu?

Cüzdana tepkiler

Yargıtay Başkanı'nın ‘‘Vicdanla cüzdan arasına sıkıştık’’ sözlerini eleştiren yazıma, yargı camiasından büyük destek geldi.

Torbalı Asliye Ceza Hakimi Beyazıt Boran, ‘‘Bence hâkim cüzdanından önce vicdanını düşünen ve gerekirse hak, hukuk ve adaletin tecellisi için her türlü fedakârlığa katlanan kişidir. Adaleti tecelli ettirirken duyulan manevi hazzı hiçbir cüzdan sağlayamaz. Bu nedenle ahlaki dirence fiyat biçmeye milyon kere hayır’’ diye yazmış.

Bir başka hâkim ise adının verilmesini istemeden şöyle diyor:

‘‘Trilyonluk davalara bakıyoruz. Elbette bakacağız. Mesele cüzdanla vicdan arasına girerse, davanın büyüklüğüne göre de fiyat mı biçecekler vicdana?

Trilyonluk işlere bakanlar sadece biz hâkimler miyiz?

Devletin müfettişleri de trilyonluk işlere bakıyorlar. Trilyonluk ihalelerde karar verenler var. Onlar da çıkıp vicdanla cüzdan arasına sıkıştık derlerse ne olacak?

Üstelik onlar dese bile biz diyemeyiz.

Adaletin fiyatı olmaz.

Doğru maaşımız az. Ama Türkiye'de doçentler, profesörler var. Onlar çok alıyor da biz mi az alıyoruz.’’

Diğer tepkileri yazmıyorum.

Bu ikisi yeterince somut herhalde.

Sokakta sustalı satışı

Aankara'da seyyar satıcıların sattıkları mallar giderek ilginç bir hale geliyor.

İtfaiye Meydanı diye bilinen Gazi Lisesi'nin arkasındaki bölge seyyar satıcılarla akşam saatlerinde pazar yerine dönüyor.

İlginç olan bir lisenin arkasındaki bu alandaki seyyar satıcıların sattıkları.

Bu tezgâhların kiminde açık, kiminde gizli olarak sustalı ve muşta satılıyor.

Hem de üzerlerinde fiyatlarıyla.

Sustalılar 2 milyon, muşta ve kelebek diye adlandırılanlar ise 500 bin lira.

Öğenciler rahatça gelip bu tezgâhlardan bunları satın alabiliyorlar.

Kimse de dur demiyor.

Garip bir ülkeyiz vesselam. Bunları taşımak yasak.

Ama sokak ortasında, hem de bir lisenin yanında satmak serbest.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kendi tavuğumuzu kaz zannetmediğimiz zaman.













X