Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Lise sonlara son bir şans

Okuyucularımdan pek çok faks ve mektup alıyorum.

Konu üniversiteyi kazanıp, liseden mezun olamayanlar.

Hepsi, bir af veya son bir şans istiyorlar.

Benim kanaatime göre temelde haklı değil bu istek.

Çünkü benim anlayışımla, üniversiteye girebilmek için liseyi bitirmek gerekiyor, liseyi bitirmek için üniversiteye girmek değil.

Üniversite talebesi olmanın ön şartı, lise mezunu olmak.

Ancak öğrencilerin talepleri de haklı. Çünkü yıllardır elbirliği ile ortaöğretimin içine ettik.

Ayrıca da ortaöğretim ile üniversite sınavları arasındaki bağı koparttık.

Yıllardan beri aflarla, sınav haklarıyla, borçlu geçmelerle, ortaöğretimin kalitesini düşürdük.

İş öyle bir hale geldi ki, ilkokula kaydını yaptıran lise diplomasını cebinde görmeye başladı. İlkokula başlamakla liseyi bitirmek arasındaki 11 yıllık dönemin içini boşalttık.

Lise son sınıflarda ikinci yarıyılda, üniversiteye hazırlık bahanesiyle ders yapılmaz hale geldi.

Bunun üstüne, ders yılı tamamlanmadan yapılan üniversite sınavlarıyla tüy diktik ve öğrenciler lise bitirme konusunda haklı bir tembelliğin içine itildiler.

Çünkü üniversiteye giriş için lise bitirme şartı fiili olarak ortadan kalkmış oldu.

Şimdi bu süreç normalleşecek.

Önümüzdeki yıl normalleşmenin startı veriliyor. ÖSS ve ÖYS tek sınav haline geliyor. Lise-üniversite ilişkisi güçlendiriliyor.

Bu normalleşme sürecinde, bu yıl üniversiteyi kazananlara son bir şans verilmesinin çok büyük bir kayıp getirmeyeceği kanaatindeyim.

Ama gerçekten son bir şans.

Tabanca böyle test edilmez

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün tabanca ihalesinde son aşamaya gelindi.

Finale kalan tabancalar test ediliyor.

Bu köşede bağırdık ama nafile. Yerli tabanca üreticilerinden hiçbiri ihalede yer alamadılar.

Her gün ‘‘Şöyle iyi silah yapıyoruz, böyle iyi silah yapıyoruz’’ diye demeç veren siyasilerimizin duyarsızlığı sonucu, tabancada dış alım yapılıyor ve alınması muhtemel dört tabancanın dördü de yabancı:

Beretta 92F, Taurus, CZ ve Browning.

Ve bunlara sözde bir test uygulanacak...

Bu tabancalarla 10 bin atış yapılacak ve şarjörün mermi dikip dikmediği, yani tabancanın tutukluk yapıp yapmadığı test edilecek.

Doğrudur ama bu testin nasıl yapılacağı önemli.

Elle mi yapılacak, yoksa makineyle mi?

Çünkü usta bir atıcı, eğer kötü niyetliyse bu noktada silahı manipüle edebilir.

Ayrıca da dünyanın hiçbir yerinde on bin atışlık bir dikme testi yok.

Çünkü 10 bin atış, silahın toplam ömründe yapacağı atış sayısından daha fazla.

Hiçbir tabancanın, savaşta kullanılsa bile 10 bin atış yapacak, hele hele bu on bin atışı üst üste yapacak hali yok.

Diyelim ki, bu silahlardan biri ilk 9900 atışta bir tek dikme bile yapmadı ama son 100 mermiyi dikti, bu ne anlam taşıyacak?

Abuk sabuk bir iş...

Dediğim gibi ihalenin sonucu belli. Test mest palavra...

Benim yandığım, niye yerli silah üreticilerimiz bu işte yoklar?

Otopark, uçaktan pahalı

Eğer uçakla bir seyahate çıkacaksanız, sakın ola ki otomobilinizi Atatürk Havalimanı'ndaki otoparklara bırakmayın.

Çünkü dönüşte otomobilinizi otoparkın üzerine devretmek zorunda kalabilirsiniz.

Bir günlük bir geziye gitseniz dahi, dönüşte otoparka ödeyeceğiniz miktar 5 milyon liraya yaklaşıyor.

Allah muhafaza, iki üç gün kalacak olsanız, dönüşte uçak parasından fazlasını otoparka vereceksiniz.

10 gün falan kalırsanız gitti otomobil elden.

İstanbul'un en uzak noktasında oturuyor dahi olsanız otoparka taksiyle gelin.

Emin olun çok daha ucuza mal olur!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Devlet yönetimi, vatandaşı soyma taktikleri geliştirmek anlamına gelmediği zaman...













X