Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

CZ'den yanıt geldi

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün silah ihalesinde, yerli firmalar varken dış alıma gidilmesinin yanlışlığını vurgulamıştım bir süre önce...

Ve Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin'in Çek Cumhuriyeti ziyaretinde bu ihaleye katılan CZ firmasını ziyaretinin de anlamını sormuştum.

Yazı üzerine Hasan Akbıyık aradı ve İsmet Sezgin'in mesajını getirmek istediği söyleyip randevu istedi.

Geçen hafta görüştüğümüz Akbıyık, CZ'nin emniyete daha önce de silah sattığını, emniyetin bu silahlardan son derece memnun olduğunu söyledi.

CZ'nin eski bir fabrika olmasına rağmen, Çekler'in hafif silahlar konusunda dünyanın en iyilerinden biri olduğunu da belirten Akbıyık, bu nedenle Türkiye'nin Çekler'den sık sık silah aldığını, CZ'nin pek çok silah fabrikası tarafından taklit edilen modellerin üreticisi olduğunu anlattı.

Ben de kendisine CZ ile bir sorunum olmadığını, benim olaya yerli sanayi açısından baktığımı ve yerlisi varken, yabancısının gereksiz olduğunu düşündüğümü söyledim.

Bu fikrime Akbıyık da katılıyordu ve bu nedenle yerli üretime geçeceklerini, CZ'nin benim de yazdığım gibi Roketsan'la ortak silah üretimine hazırlandığını anlattı. Roketsan'ı seçmelerinin nedenini ise bu fabrikanın son derece ileri teknoloji kullanması ve tabanca üretimi için gerekli makine altyapısına sahip olması olarak gösterdi Akbıyık.

İsmet Sezgin'in mesajını Akbıyık ile göndermesinin nedeni ise Akbıyık'la İsmet Abi'nin çocukluk arkadaşı olmalarıymış.

Sezgin, CZ fabrikasını gezme fikrinin kendisine ait olmadığını, böyle ziyaretlerde evsahibi ülkelerin belirli bir ziyaret programı oluşturduğunu ve bu program çerçevesinde CZ'yi gezdiğini, CZ gezisinde daha çok heyette bulunan generallerin yapacağı anlaşmalarla ilgili konuların görüşüldüğünü iletmiş.

Ben de size iletiyorum.

Önce siz tasarruf edin!

BAŞBAKANLIĞIN günlük harcamalarının yüzde 100'ü aşan oranda arttığını okumuştuk geçen hafta gazetelerde.

Dün de Cumhurbaşkanlığı'nın harcamalarının ona yakın oranda arttığını okuduk.

Hem de devlette tasarruf döneminde oluyor bu artışlar.

Peki aynı dönemde ücretlilerin, işçilerin, memurların harcamaları ne kadar artmış acaba?

Ben söyleyeyim, oran aynıdır.

Onlar ne kadar arttıysa, halkın harcamaları da aynı oranda artmıştır.

Peki ya maaşlar?..

Biliyorsunuz... Anlatmaya gerek yok.

Enflasyon düşüyor diye çalışanının maaşına göz dikenlerin, önce kendi harcamalarına dikkat etmeleri gerekmez mi?

100 milyon dolarlık reklam

İSTANBUL'da yapılan Off Shore Class 1 yarışının Türkiye'ye yüz milyon dolarlık bir reklam olanağı sağladığını, para işlerinden iyi anlayan Güneş Taner söylemiş.

Uğur Işık'ın tek başına uğraşarak Türkiye'ye getirdiği bu dev organizasyon önümüzdeki iki yılda da Türkiye'de yapılacak. Yani 1999 ve 2000 yıllarında da yüz milyon dolarlık reklam yapacak Türkiye.

Peki acaba önümüzdeki yıllarda Uğur Işık'a bu işlerde kimse yardım edecek mi?

Yoksa Uğur Işık yine cebinden koyduğu milyonlarca dolarla mı yapacak bu işi?

Hadi Uğur Işık meraklı diyelim. Peki Uğur Işık'ın merakı sona erince bu iş bitecek mi?

Türkiye yüz milyon dolarlık reklam yapabilmek için, bir vatandaşının kafayı yiyip bu işlere para harcamasını mı bekleyecek?

Türkiye'nin tanıtım bütçelerinden, ya da örtülü ödeneklerden bu işlere para aktarılmayacak mı? En azından başka sponsorlar teşvik edilmeyecek mi?

Bırakın Off Shore yarışlarını, kapımızda bekleyen bir büyük şans daha var. Çok daha yaygın izleyicisi olan ve belki de milyar dolarlık reklam şansı sağlayan Formula 1 yarışları...

Formula 1 için yağ var, un var, tencere var... Hatta aşçılar bile hazır...

Devletin bir tek ocağı yakması yetecek.

Formula 1 için niye harekete geçmiyoruz?

2000'li yıllarda spordan daha öte bir tanıtım aracı olmayacak. Ne bekliyoruz?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Yanlış haber vermekten daha kötüsünün hiç haber vermemek olduğunu anladığımız zaman.













X