Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Ekimde Fazilet iktidar

Baykal ve Yılmaz'ın Çocuk Bayramı'nda yaptıkları çocukça anlaşma, hem siyasi, hem de ekonomik ortamı gerecek gibi görünüyor.

Ancak bu anlaşma, her iki siyasetçinin de tarihten ders alma gibi bir özelliklerinin bulunmadığının da kanıtı...

Baykal'ın Yılmaz'a dikte ettirdiği senaryoya göre, ekim ayında hükümet istifa edecek ve Cumhurbaşkanı ile yeni başbakan belirlenecek.

Allah, Allah.

Cümle şöyle:

‘‘Cumhurbaşkanı ile yeni başbakan belirlenecek.’’

Anayasa'da böyle bir şey var mı?

Anayasa'nın bir yerinde ‘‘Cumhurbaşkanı başbakanı siyasi parti liderleriyle birlikte belirler’’ mi yazıyor?

Yoo...

Böyle bir şey yok.

Böyle bir şey olduğunu zanneden Erbakan ve özellikle de Tansu Çiller'in halini hatırlıyorsunuz herhalde...

Onlar da kendi aralarında anlaşmıştı ve Erbakan Başbakanlığı Çiller'e devretmek üzere istifa etmişti.

Cumhurbaşkanı da bu oyunu bozmuş ve başbakanlığı Yılmaz'a vererek Refahyol'a da, Yolrefah'a da son vermişti.

Peki şimdi Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'ya uygun hareket ederek aynı şeyi yapmayacağını kim garanti edebilir?

Anasol D kurulurken, Anayasa'nın gereğini uygulayan Cumhurbaşkanı'nın şimdi de görevi Fazilet Partisi'nin o günkü liderine vermesi gerekmez mi?

Ya Fazilet DYP'yi ve bir grup bağımsızı ve istifa edecek olanı da alıp hükümet kurarsa ne olacak?

Seçime Fazilet iktidarında mı gidecek CHP, DSP ve ANAP...

Ne istifası, kahraman...

Belçika'da bir cani mahkemeye götürülürken firar ediyor.

Gerçi üç saat sonra kıskıvrak yakalanıyor ama, iki bakan, adalet ve içişleri bakanları hemen istifa ediyorlar.

Çünkü ikisi de görevlerini tam yapamamış ve ülkede üç saatliğine de olsa sıkıntı yaratmış olmanın utancını taşımak, içinde bulundukları hükümete taşıtmak istemiyorlar.

Oysa bizde hemen her gün aynı şeyler oluyor.

Cezaevlerinde isyanlar çıkıyor, mahkûmlar teker teker değil, gruplar halinde kaçıyorlar, cezaevleri örgüt evine dönüşüyor ve kimse istifa etmiyor.

Hele bir de kaçanlar Belçika'da olduğu gibi üç saat sonra yakalansa bizimkiler istifa değil, kendilerini kahraman ilan ederler...

Bakan raporu vermiş

Başta Emniyet Genel Müdürü Bilican ve pek çok ilin emniyet müdürleri halkın gözündeki polis imajını düzeltmek için aylardan beri canla başla çabalıyorlar.

Bunun etkileri de görülmüyor değil.

Başta trafik polisleri olmak üzere, vatandaşla doğrudan ilişki içinde olan memurlarda gözle görülenden öte, neredeyse elle tutulur bir düzelme var. Hitaplar, tavırlar olumlu bir gelişme içinde.

Pek çok poliste, ‘‘vatandaşın polisi’’ havası görülmeye başlandı.

Ancak bütün bu çabalar, yüz binlerce polisin değişen tavrı, üç beş kendini bilmezin hareketiyle bir anda yerle bir olabiliyor.

Baki Erdoğan'ın gözaltındayken işkenceyle öldürülmesi davasında, birkaç kendini bilmez polis, ki bunlara polis demek ayıp, mahkeme üyeleri başta olmak üzere, avukatlara ve gazetecilere saldırıp dövüyorlar.

İçişleri Bakanı Başesgioğlu'nun saldırı olayı üzerine yaptığı tek şey, ‘‘Maalesef saldırı olmuştur’’ demek oluyor.

Ve ekliyor: ‘‘Ancak polisler de tahrik edilmiş.’’

Bu ne demek yahu!..

Polisin işi tahrik edilmek veya tahrik olmak değil!

Tahrik edenleri ve tahrik olanları engellemek.

Ancak Bakan böyle bir savunma yapıyor.

Sonra da müfettiş görevlendirdiğini söylüyor.

Ne gerek var ki, Bakan zaten raporu vermiş.

Ağır tahrik varmış.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Seçim tarihini belirleyen liderler, seçim gününü açıklamadan önce o günün bayram olup olmadığını öğrendikleri zaman...













X