Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Sıra metroda...


Tayyip Erdoğan hakkında verilen mahkeme kararı tartışılıyor.

Doğru mu, yanlış mı?

Demokrasiye uygun mu, değil mi?

Erdoğan'ın mahkum olmasına neden olan sözleri hatırlatayım:

‘‘Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz’’ diyordu Tayyip Erdoğan Siirt'te yaptığı konuşmada.

Toplanan çarşaflı, çember sakallı kalabalık da tekbir getirerek alkışlıyordu.

Bu konuşma normal mi?

Ya da nerede yapılırsa normal, kime yapılırsa normal...

Şimdi yazacağım cümleyi okuyun:

‘‘Arkadaşlar, hedefimiz tam bağımsızlıktır. Bunun için gerekirse kan, gerekirse can veririz. Ama boyun eğmeyiz. İşgalci güçler bu ülkeden mutlaka sürülecektir.’’

Bu konuşmayı bir savaş zamanında, bir siyasetçimiz ya da komutanımız yapsa gözlerimiz dolar.

Peki aynı konuşmayı PKK bayrağı altında Apo, bırakın Apo'yu herhangi biri yapsa ne deriz.

Bu örnek çok mu uç oldu?

Peki, Siirt'e giden İstanbul Belediye Başkanı'nın durduk yerde, kubbeleri miğfer, minareleri süngü yapması uç değil mi?

Apo, militanlarına Atatürk'ün sözleriyle seslense ve sonra da mahkemeye çıkıp, ‘‘Bunlar Atatürk'ün sözleri’’ dese yırtacak mı?

Söz mü önemli, o sözün hangi amaca hizmet için söylendiği mi?

Ama adil düzencilerin sözde demokrasi muhabbetinden öyle etkilendik ki, iş demokrasi adına, suçu cezasız bırakmaya kadar gidecek.

Hem o Erdoğan değil miydi, ‘‘Demokrasi bizim için tramvaydır. Götürdüğü yere kadar gideriz’’ diyen.

İşte Erdoğan'ı tramvaydan indirdiler.

Hem de son durağa gelmeden. Acaba Tayyip Bey şimdi metroya mı binecek?

Neden yasak?

Sabah'ın 1. sayfasında bir haber: ‘‘İstanbul Valiliği öğrencilerin kent dışı gezilerini yasakladı.’’

Sportif, kültürel geziler dahil.

Yani İstanbul'daki okulların öğrencileri, Kütahya'da ya da yurdun başka bir yerinde yapılacak Türkiye şampiyonalarına ya da folklor şenliklerine veya bilgi yarışmalarına katılamayacaklar.

Şaşırdım.

Hemen İstanbul Valisi Kutlu Aktaş'ı aradım.

Durumu sorunca yanıtladı.

Sabah, Valiliğin kararını yanlış anlamış ya da yorumlamış.

Çünkü Valiliğin kararı, spor yarışmalarına katılmak için yapılacak gezileri ya da halk oyunu şenlikleri için yapılacak gezileri kapsamıyor.

Yasağın amacı tamamen farklı.

Vali Aktaş, ‘‘Yıl sonu yaklaştıkça, okullar turistik geziler düzenliyorlar. Öğrenciler ya da okul aile birlikleri öğrencileri alıp Kapadokya'ya, Bodrum'a, turistik yörelere götürüyorlar. Bunlar görüntüde kültür gezisi ama asıl amaç para kazanmak.

İstanbul'daki bir öğrenciyi alıp oralara götürmenin alemi yok. Çünkü İstanbul'da doğa da var, kültür de var. Küçük illerdeki çocuklara bu geziler yapılsın ama İstanbul için çok gerekli değil.

Nasıl olsa biraz büyüdükleri zaman giderler.

Bu gezileri yasaklamamızın iki nedeni var.

Birincisi okullarda ayrımcılığa neden oluyor. Maddi durumu uygun olmayan ailelerin çocukları bu gezilere katılamıyorlar. Bu da çocuklarda psikolojik sıkıntılara neden oluyor.

İkinci neden ise kaza olasılığı.

Ben okul çocuklarının, otobüslerle böyle uzun gezilere çıkmasını doğru bulmuyorum. Anne babalar çocuklarını okullara emanet ediyorlar.

Okulun da onları bir otobüs şoförüne, laf olsun diye yapılan bir gezi için emanet etmesini doğru bulmadık.

Bu yüzden yasakladık.

Ancak bu okul spor takımlarının ya da halk oyunları gruplarının gezilerini kapsayan bir yasak değil.’’

Sabah'ta yazıldığı biçimiyle beni şaşırtan bu yasağı, Vali'nin anlatımıyla makul bulduğumu ifade etmeliyim.

Çocukları o salona sokmayın

Yoktan var ederek kurduğumuz Yüce Meclisimiz'in, bugün 78. kuruluş yıldönümü.

Ve bugün çocuklarımız, Atamız'ın onlara armağan ettiği bugün, Meclis'e gidecekler.

Yoktan var ettiği Meclis'le bu cumhuriyeti var eden Türk halkının çocukları, bugün kendi vekillerinin bazıları tarafından yolsuzlukla, hırsızlıkla, avantayla kirletilmiş bir salonda konuk edilecekler.

Büyüklerden utanmıyorsunuz. Bari şu çocuklardan utanın.

Utanın da şu Meclis'i kimin soyduğunu bulup çıkarın.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Haksızlığın karşısına, haksızlıkla çıkmadığımız zaman.













X