Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI


Suçluyu koruyan da suçludur


Türkiye Büyük Millet Meclisi, hakkında soruşturma açılmasını engellemek için PKK'dan daha tehlikeli dediği oluşumlarla bile ortaklık etmekten çekinmeyen Tansu Çiller hakkında Meclis soruşturması için adım atıyor ya, Çiller panikte.

Hakkında başlatılacak soruşturmayı durduramayacağını anlayınca şimdi de Meclis'i tehdit etmeye çalışıyor.

DYP, Meclis çalışmalarını boykot edecekmiş.

Gerekçe ise Meclis'in meşru olmaması.

Hadi be.

Refahyol hükümeti de, aynı Meclis'ten çıkmadı mı?

Meclis'in meşru olması için ille de Çiller'in başbakan olması ya da hakkındaki yolsuzluk iddialarını soruşturmaması mı gerekiyor.

Hatırlayın, bu adı parti olan, ama aslında Çiller kuklalarını barındıran siyasi oluşumun mensupları bir hafta önce de sine-i millete dönmekten söz ediyorlardı.

Ama yemedi.

Dokunulmazlık zırhından mahrum kalmak, milletvekili maaşından olmak ve bir dahaki seçimde barajı geçmesi zor görünen bir partinin adayı olarak yeni bir seçime girmek zor geldi.

Sine-i milletin, sille-i millete dönmesinden ürktüler.

Benim anlayamadığım, yılların politikacısı, babam yaşında adamların, bir kadını korumak için eskinin bir büyük partisini bile yok edecek kadar körleşmeleri.

Ve Çiller'in soruşturulmasından korkmaları.

Eğer Çiller suçsuzsa, bırakın soruşturulsun ve aklansın.

Yok eğer suçluysa, onu koruyanlar da onun kadar suçludur.

Koca DYP bitti umurlarında değil. Ama emin olun benim hiç umurumda değil.

Bu ülke DYP'siz de olur. Tansu Çiller'siz çok da iyi olur!

Milli Eğitim'de hamle yürüyor

Dün, ‘‘Milli Eğitim Bakanlığı'ndan henüz yanıt yok’’ diye yazmıştım ya.

Yazıyı yazdım, yayınlanmadan yanıt geldi.

Ardından Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay bizzat arayıp bilgi verdi.

Bakan'ın verdiği bilgilere göre, Türkiye'de her yıl 1 milyon 300 bin yeni öğrenci okul çağına giriyor.

Hızlı nüfus artışından kaynaklanan bu yüksek rakam, Almanya, Fransa ve İngiltere'de her yıl okul çağına gelen çocuk sayısının toplamından fazla.

Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı hızlı bir yatırım hamlesi içinde.

Yapılan plana göre 2001 yılında kadar 147 bin, 2011 yılına kadar ise 480 bin yeni derslik yapılacak. Önümüzdeki 3 yıl içinde 150 bin yeni öğretmen kadrosu açılacak. Toplam öğretmen sayısı 630 bine çıkarılacak.

Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, Batı ülkelerinde olduğu gibi, 30'a düşürülecek.

Bunun dışında kırsal nüfusun oranının hızla azalması, kentsel nüfusun ise aynı oranda artması nedeniyle kent merkezlerindeki okul inşaatlarının yapımına hız verilecek.

Üniversiteye gitme çağına gelmiş öğrenciler arasında üniversiteye gitme oranının yüzde 25 olduğunu söyleyen Bakan Uluğbay, bu oranı Batı'daki oran olan yüzde 35'e çekmeyi planladıklarını da belirtti.

Mevcut yüzde 25'lik üniversiteye devam oranında, öğrencilerin yüzde 14'ünün örgün, yüzde 11'inin açık öğretimde olduğunu anlatan Uluğbay, bu oranları örgün öğretimde yüzde 19, açık öğretimde 12'ye çekeceklerini söyledi.

Üniversiteler için yaptıkları bu öngörüye kaynak olması için de yeni 35 bin öğretim görevlisinin 9 bininin yurtdışında, 26 bininin de yurtiçinde eğitimde olduğunu anlattı.

Sayın Bakan'a 8 yıllık temel eğitim için toplanan paraların nereye harcandığını ve kaynakların hedefler için yeterli olup olmadığını sordum.

Yanıtlar detaylı olduğu için yarın yazacağım..

Yazmam ama anlatırım

Fazilet Partisi'nin amblemini ereksiyon halindeki erkek cinsel organına benzetmeme partiden fıkralı bir yanıt geldi.

Recai Kutan, grup toplantısında anlattığı bir fıkra ile bana takılmış.

Anadolu Ajansı'nın aynen geçtiği, benim ise beğenmediğim için köşeme almadığım fıkrayı Hürriyet Gazetesi bir köşede yayınlarsa siz göreceksiniz.

Açıkça söylemek gerekirse kayda değer bir fıkra değil.

Ancak Recai Amca'ya sıcak yanıtı için teşekkür ederim.

Onun anlattığı fıkraya benim de hoş bir fıkrayla yanıt vermem mümkün.

Fakat bu fıkrayı buraya yazmam, basın adabı gereği mümkün değil.

Sevgili Recai Amca beni ararsa kendisine anlatırım.

Aşırı karışılmaz

Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay ve DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit arayarak ve faks çekerek, Karaytuğ'un istiası ile ilgili olarak yazdıklarıma yanıt verdiler.

Hikmet Uluğbay, Milli Eğitim atamalarında siyasi müdahaleye izin vermediğini, Rahşan Hanım'ın karışmasının mümkün olmadığını söyledi.

Rahşan Hanım da yolladığı faksta, kamu kuruluşlarındaki atamalara karışmadığını ve aşarı derece karışılmasından da üzüntü duyduğunu yazmış.

Cevaben bildirilir!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Otoyolların orta yerinde 20'ye 20'lik keresteler yatmadığı zaman.













X