Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Teke Tek

Fatih ALTAYLI

Bakanlık değil, mahkeme affedecek

Sabancı Center katliamının faillerinden ve eldeki tek sanık Mustafa Duyar'ın affedilmesinin ahlaken yanlış, yasal olarak da imkânsız olduğunu yazınca İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu yanıt göndermiş.

Sayın Bakan, Mustafa Duyar'ın affedileceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığını yazmış öncelikle.

Sonra benim de yazdığım gibi kamuoyunda kısaca Pişmanlık Yasası olarak bilinen yasanın ilgili maddesinin yürürlükte olmadığını hatırlatmış. İstanbul DGM'nin sanık Duyar'ın itirafları, açıklamaları ve ihbarları ile ilgili bir rapor istediğini, bununla ilgili raporun İstanbul DGM'ye gönderildiğini yazan Bakan Başesgioğlu, Mustafa Duyar'ın ayrıcalıklı bir işleme tabi tutulmasının söz konusu olmadığını, ihbar ve açıklamalarda bulunan diğer sanıklarla beraber Mustafa Duyar'ı da bakanlığın affetme yetkisinin bulunmadığını belirtiyor.

Ve sanık hakkında verilecek nihai kararın mahkemenin yetki ve takdirinde olduğunu söylüyor.

Sayın Başesgioğlu, bu vesileyle bayramımı da kutluyor.

Anladığım kadarıyla Duyar'ın affı söz konusu değil. Yasal olarak mümkün de değil.

Ancak DGM sanığın iyi halini(!) göz önüne alacak ve ihbarlarını da hafifletici neden olarak görecek ve az bir cezayla iş geçiştirilecek.

Bakan'ın yanıtından benim anladığım bu.

Siz ne anladınız?

Umuttan, umutsuzluğa yolculuk

MEMURLARA grevli toplu özleşmeli sendika hakkı isteyenler bir kez de Posta İşletmeleri Genel Müdürü Nuri Alagöz'ün sözlerine kulak versinler..

Personelin şişkin olduğunu, kimseyi yerinden oynatamadığını, oynattığı anda kıyamet koptuğunu, yedek müdürlük diye bir makam olduğunu ve bunlara milyarlarca lira maaş ödendiğini anlatıyor Alagöz...

Nuri Alagöz'le göreve başladığı günlerde telefonla konuşmuştuk.

Kendine güvenen, yapacağı işlere inanan bir ses tonu vardı.

Rahattı. Emindi.

Dün yaptığı açıklamaları okudum.

Birkaç ay öncesinin o kendinden emin, yapacaklarında kararlı adamının yuvarlandığı karamsarlık çukurunu gördüm.

Bitik, hantal bir devlet yapısının, ülkenin kaynaklarını nasıl tükettiğine şahit olan, iyi niyetli bir bürokratın çaresizliğini okudum satır aralarında.

O, hiç olmazsa içinde bulunduğu durumu görecek ve isyan edecek kadar adam gibi bir adam.

Bir de ‘‘Bana ne, devleti ben mi kurtaracağım’’ diye oturup gününü geçirenler var.

Ve emin olun ki, bu memlekette öyleleri daha makbul.

Ruh hastaları

TÜRKİYE ve dünya, Akdeniz foklarını yaşatmak için seferber olurken, bir aşağılık, Foça'daki son foku kafasından kurşunlayıp öldürmüş.

Niye?

Belli değil..

Etini yememiler, derisini almamışlar.

Hainlik olsun diye vurup gitmişler.

Büyük bir olasılıkla konunun gündemde olmasından etkilenmiş bir ruh hastası olsa gerek bunu yapan.

Yanındaki arkadaşına ‘‘Bak bu son kalan Akdeniz foku. Şimdi ben de onu vurup bir türü yok eden adam olacağım’’ deyip, vurmuş olmalı.

Bu tür psikopatlar dünyanın her yerinde var.

Ama dünyanın her yerinde onları caydıracak ya da yaptığına pişman edecek yasalar ve cezalar da var.

Şimdi acaba bu foku vuran adamı yakalasanız ne yapacaksınız.

150 milyon para cezası ile kurtulacak mı?

Kurtulacak elbet.

Bu konuda Meclis'e çok önemli görevler düşüyor desem komik olacak.

İnsanın değerinin olmadığı bir memlekette, soyu tükenen hayvanı kim düşünecek ki?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

‘‘Nerede o eski bayramlar’’ diyenler, bu lafı tatil yerlerindeki havuz başlarında etmedikleri zaman.













X